25 Aralık 2010

 
RENGİM GÖKMEN / Opera ve Balecilik Oynuyoruz

DOB Genel Müdürü Rengim Gökmen, yeni sezonun yeniliklerini anlattı, yepyeni bir oluşumun müjdesini verdi, ama kurumun en önemli sorunları olarak da personel ve mekân sorunlarını gördüğünü vurguladı.

Yaz aylarında birbiri ardına gerçekleştirilen festival ve uluslararası organizasyonların ardından Devlet Opera ve Balesi (DOB), ekim ayında 45 yeni eser ile izleyicilerinin karşısına çıktı. 1992-95 yıllarında üstlendiği DOB Genel Müdürlüğü görevini 2007’den bu yana ikinci kez üstlenen Rengim Gökmen ile, DOB’un yeni sezonu, uzun yıllardır süregelen sorunları ve Atatürk Kültür Merkezi (AKM) ile ilgili konuştuk. Gökmen, İstanbullu dansseverlere yepyeni bir oluşumun müjdesini verirken AKM için ise müjdeli bir haberin gelmesini beklediklerini söylüyor.

Yeni sezonda oluşturduğunuz repertuvar ve yeni eserlerden kısaca söz eder misiniz?
DOB’un repertuvar anlayışını belli bir dengede oluşturmaya çalışıyoruz. Her düzeyden sanatsevere seslenecek eserlere yer veriyoruz. Bir yandan operanın çok bilinen klasiklerini, diğer yandan daha kolay anlaşılır daha popüler eserleri repertuvara ekliyoruz. Bir yandan da Türk eserlerine ağırlık veriyoruz. Bu anlamda 2011 Martı’nda başlayacak olan Eskişehir Ulusal Opera ve Bale Günleri önemli, çünkü bu projede yalnızca Türk bestecilerin imzasını taşıyan eserler sahnelenecek.

Çağdaş opera eserlerine de bu sezonda yer vermeye çalıştık. Ankara’da opera tarihinin en önemli eserlerinden Richard Wagner’in “Tannhuaser” ilk kez sahnelenirken, İstanbul Devlet Opera ve Balesi de ilk kez bir korku operasını İngilizce olarak sahneleyecek: Benjamin Britten’ın “The Turn of the Screw” adlı eseri.

‘İstanbulluları Sürprizler Bekliyor’

Bale repertuvarında ne gibi yenilikler bizleri bekliyor?
Bu sezonun sonunda İstanbulluları bir sürpriz bekliyor. İstanbul Modern Dans Topluluğu’nun (MDT) kuruluş çalışmaları, İDOB Müdürlüğü bünyesinde başladı. Sanırım bu sezon bitmeden İstanbul MDT’sine kavuşmuş olacak. İstanbul için bir diğer yenilik ise dönüşümlü repertuvar sistemiyle, İzmir’de prömiyeri yapılan “Othello” balesinin bu sezon İstanbullu sanatseverlerle buluşacak olması. Ankara Devlet Opera ve Balesi de bu sezon “Zorba” balesini sahnelemeye başladı, İzmir’de de “Kösem Sultan” balesi bu sezonun yenilerinden.

Son üç yılda yapısal ve anlayış değişikliklerini hayata geçirmeye çalışıyorsunuz. DOB’un en önemli sorunları sizce nedir?
DOB’un en önemli sorunu personel sorunu yani, özlük hakları sorunudur. Sanat yaşamı boyunca alacağı maaşın dengeli olması, sanatçının başarısına ve çalışma oranına göre ödüllendirileceği bir sistemin kurulamaması ana sorundur. Bunun aşılabilmesi için sanatçıların emekliliği ile ilgili düzenlemelerin düzeltilmesi üzerine çalışıyoruz. Bunun dışında ikinci sorun ise mekân sorunudur. Biz yetersiz salonlarda “opera balecilik” oynuyoruz ne yazık ki. Sadece İstanbul uluslararası standartta bir salona sahipti, ki o da AKM idi.

Bu sorunu yaşayan tek şehir İstanbul değil. Ankara’nın, başkentin de yeterli bir sahnesi yok.

AKM’nin eksikliğini en çok hisseden kurum DOB oldu. AKM’nin bugün halen kapalı olmasının nedeni sizce nedir?
AKM’nin yeniden açılması için çok büyük bir çaba gösterildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı da, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı da bu konuda büyük çaba gösterdi. Toplantılara ben de katıldım. Kurumlar arasındaki bağlantının sağlanamaması ve güvensizlik en büyük sorundu bence. Bu güven ortamını oluşturmak için pek çok toplantı gerçekleştirildi, tüm taraflar bir araya geldi. Bu toplantılarda varmış olduğumuz anlaşmanın uygulama aşamasında karşılıklı küçük anlaşmazlıklar yüzünden sorunun bugünlere kadar uzamasına engel olamadık.

Sibel ÇORBACIOĞLU

iLGiLi HABERLER / YAZILAR