Yorum Ekleyin   |                                                                                                                                                                                               11 Mart 2010
 
Farid Farjad / “Vatansız bir insanım marşım bile yok!”

30 yıldır ülkesi İran’a giremeyen ünlü keman virtüözü Farid Farjad, ülkesine duyduğu özlemi anlattı: Saz çalıyorum ama milli marşım bile yok. Ülkem için milli marş çalamıyorum. İran’a geri dönmem yasaklandığı için Amerikan vatandaşı oldum ama hâlâ İranlıyım ve bundan vazgeçmem!

Farid Farjad, dünya üzerindeki en iyi keman virtüözlerinden biri olarak kabul ediliyor. Onun için ‘kemanını ağlatan adam’ da deniyor, ‘kemanını konuşturan adam’ da… 71 yaşında olsa da, sahnede harikalar yaratan Farjad ‘ıstırap’la beslendiğini kabul ediyor ve ekliyor: “Bu hüzün bireysel değil.” Zira, 30 yıldır ülkesi İran’a, devrim muhalifi olduğu gerekçesiyle giremeyen Farjad; kemanının, ülkesinin yıllardır yaşadığı ıstıraba ağladığını söylüyor. İşte Farjad’ın Yeni Aktüel dergisine anlattıkları…

Dünya üzerinde duygularını enstrümanına en iyi aktaran müzisyenlerden birisiniz. Sizin için yapılan belki de en doğru tanımlardan birisi ‘ıstırabın müzisyeni’…
Benim için ıstıraptan başka bir duygu kalmadı. Dünyaya bakıyorsunuz Afganistan’da, Irak’ta yıllardır süren savaş var; açlık Afrika’nın kaderi olmuş. Daha birçok şey… İran’da ise öğrenciler, sürekli protesto hâlinde, devlete karşı. Gençlerimizi kaybediyoruz. Ben hep kendi sazımla ağlıyorum. ‘Eller havada’ kültürüne dayanamıyorum ve sevmiyorum.

Kemanımla Konuşurum

Öyleyse, sizin müziğinizdeki hüznü, bireysel bir düzlemde okumak yanlış…
Tabii ki…

Her sanatçı enstrümanıyla bir ilişki kurar. Belli bir andan itibaren ise o enstrüman da size cevap verir ve diyalektik bir ilişki meydana gelir. Doğulu bir ifadeyle, sırrını açmaya başlar… Kemanınız da size sırrını açmış gibi…
Belli bir dönemden sonra tabii ki bu ilişki başlıyor. Ama benim sazım aslında ne diyor, benim için önemli olan bu. Devrimden sonra benim sazım sadece dertleşiyor ve kendi halkımın derdini anlatıyor. Sadece benim halkımın derdi de değil! Bütün dünya mazlumlarının derdi! Şimdi Tahran’daki sokaklarda gençler vuruluyor. Geçtiğimiz aylarda, haberlerde 15 yaşındaki bir kızı içeriye alıp önce taciz sonra idam ettiklerini öğreniyorum. Evet kemanım ağlıyor; ama sadece o ağlamıyor. Ben de ağlıyorum…

Kemanınızla konuşuyor musunuz?
Her zaman…

Neler söylüyor?
Çok duygusal zamanlarımda, “Şimdi ne yapabilirim?” diye onu elime alıp bakıyorum uzun uzun. Dışarıdaki bir insan gibi… Ben keman çalmak için hiçbir karar vermedim. Çünkü bir lütuf olarak annem kemancıydı. Onun karnında kemanla tanıştım. Şimdiyse ben karar vermiyorum; “Bu nota şu notanın yanına gelmeli” diye… Bırakıyorum, elim ve kemanım kendi kendilerine bir şeyler yapıyor… 30 senedir İran’a giremeden, ABD’de yaşıyorum. İran’a gitmiyorum. Gidemiyorum. Çünkü yasaklıyım. 1978′den beri… Devrimden beri…

Batı Başkanları Duysun!

30 sene vatanından ayrı kalmak nasıl bir duygudur?
Tabii ki çok kötü! Vatansız bir insanım ben! Saz çalıyorum; ama milli marşım yok! Kendi ülkem için milli marş çalamıyorum. Geçen haftalarda İstanbul’da verdiğim konserde İstiklal Marşı’nızı çaldım ve gurur duydum. Vatanını seven insanlarla beraberdim. Çaldığım sürece ayakta durdular. Bu çok güzel bir duygu; ama benim için böyle bir duygu artık yok. Devrimden bu yana gereksiz ve kifayetsiz bir rejim başa geldi. İranlılar ne yaparlarsa yapsınlar, kurtulamıyorlar. Bütün dünyadaki gazetecilere ve insanlara sesleniyorum: İran’a gelin ve bir şeyler yapın. Biz de artık gidiyoruz, yavaş yavaş… Benim dönemim de bitiyor. Bir sürü İranlı sanatçı ABD’de öldü. Eski jenerasyondan İran’da kimse kalmadı!

İran’da, gelmenize yönelik bir kamuoyu oluşamıyor mu?
Tabii ki İran’da bir sürü dinleyicim ve izleyicim var. Onlarla konuşuyorum. Ama kesinlikle İran’a gitmem mümkün değil. Ben devlete muhalifim ve bunu resmen ilan ettim. Bunun üzerine çok ciddi emek harcadım, 30 senede. İranlılar için internet sitesi açtım ve müziklerimi ücretsiz indirebiliyorlar. Benim için bu bir eğitim. Hatta bir tavsiyem var. Bütün Batı başbakanlarına diyorum ki, siz de gidin kendinizi eğitin! Siyasete bir süre ara verip, gidin en azından bir enstrüman çalmayı öğrenin. Çünkü sizler dünyayı bu noktaya getirdiniz. Belayı getirdiniz tamam; ama artık durup insanlığınızla yüzleşin. Müzikle buna başlayabilirsiniz!

Resmî olarak vatandaşlıktan çıkarıldınız mı?
Hayır; ama İran’a geri dönmem yasaklandığı için Amerikan vatandaşı oldum. Ama İran pasaportum hâlâ var. Ben bir İranlıyım. Bundan asla vazgeçmem!

Farid Farjad nasıl bir siyasi düzen istiyor?
Ben demokratım ve cumhuriyet rejimi istiyorum. Dünyanın, demokrasiden başka bir seçeneği de kalmadı. Siz bizim duygularımızı hissedemiyorsunuz; çünkü yıllar önce çok aydın, entelektüel ve emek veren bir savaşçı çıkardınız; Atatürk’ü. Halk da yanında oldu ve kazandı. Ama bizim bir Atatürk’ümüz yoktu.

Türkiye’de Albümü Kim Dağıtıyor?

İran’a girmeniz yasakken, albüm kapaklarınız neden hep Farsça?
Devrimden sonra, iki milyon kişi sadece Los Angeles’ta yaşıyor. (O arada kendisine imzalatacağımız CD dikkatini çekiyor…) İyi ki sordunuz ve elinizdeki CD’yi gösterdiniz. Bu CD’leri nereden aldınız?

Türkiye’nin en büyük müzik marketlerinden birinden aldım…
Benim bundan hiç haberim yok! Kim dağıtıyor albümleri? Türkiye’de herhangi bir albüm anlaşması yapmadım. Dolayısıyla bu CD ve Türkiye’deki CD’lerim yasal değil. Zaten kapağından da anlaşılıyor. CD’lerimin Türkiye’de satıldığını yeni öğreniyorum. Türkiye’de benim resmî satışım yok.

iLGiLi HABERLER / YAZILAR