MÜZİK – PARA – 2010 – VE AYDINLANAMAYAN TÜRKİYE ÜZERİNE…
MüziÄŸi hiç bir zaman “para” için yapmadım. Çünkü çok daha deÄŸerli bir ÅŸey için müzik yapmaktayım.
Åžan – şöhret de deÄŸil; Hayatım boyunca azimle müzik yaptım; Mutluluk için. Tedavi için. Çok inandığım “insanlık duvarı” felsefesine, küçücük de olsa bir katkıda bulunabilmek için.
Torunlarımın torunlarının, soyadımızı gururla, erdem ile taşıyabilmesi için.
Bütün bir gezegende bir Anadolulu insanından üreme bir müziÄŸinin de çalınması , dinlenmesi için…
Biliyormusunuz, zaten klasik müzikte öyle pop müzik dünyası , ya da entertainment dünyasında olduğu gibi büyük paralar da dönmez.
Biz klasikçiler, aslı şu ki, bütün bir yüzyıl boyunca ne milyonlarca plak (CD) satar olduk, ne de en geniş kitlelerce tanındık. Klasik müzik camiası çok daha kısıtlıdır.
Elittir veya snoptur demek yanlış olur.Gerçekten yanlış olur.
Ama “aydındır” diyelim.Aydın insanların dinlediÄŸi müziktir klasik müzik. Çünkü, bilim ve teknoloji misali, bu müzikte de ilerleme, atılım gözetilmiÅŸtir.
Tüketim kültürü değildir.Üretim kültürüdür.
Aydın insan Avrupada’da azınlık. Bu yüzden büyük büyük satışlar olmadı.Klasik müzikçi zengin deÄŸildir…
Mesela;
Klasik müzik 1970′lerde bütün müzik türleri plak satışları arasında pastanın %25 lik dilimini kapsamaktaydı. Gerisi pop idi.
1990′larda bu dilim %10′lara düştü.Pop %90 idi o sıralarda…
Şimdilerse ise, hakikaten sürünüyor, belki %3 bile değildir.
Ama bu bahsettiÄŸim “pasta” da küçüldükçe küçülüyor.
Öyle ya;
İnternet çağı; Youtube, Facebook, Myspace.
Åžimdi asıl pop dünyası zorda…
Artık tıkladığımız an her şeyi bulabiliyoruz hemde bedava fiyata, bu sorun belleğimizin bir tarafında kalsın,bir dönem geçişi ve elbet bir çare bulunacak.
Klasik müzikçiler plak – CD vb satışlarından hiç bir zaman kazanmamıştır demiÅŸtik.Klasik müzikde,Konserlerdir asıl olan.
Ama oradaki kazanç da öyle çok filan deÄŸildir.Daha çok salonun doluluÄŸu ve bilet fiyatları ile ilgilidir.Düşünün ki, Münih’teki 1000 kiÅŸilik bir salon, bilet fiyat ortalaması da 30 euro olursa, toplam elde edilen gelir, o geceki konserden, 30.000 euro olmakta bir organizator için. Burdan daha , vergileri ,salon kirasını, o geceki tüm masraflarını,ve kendi karını da çıkarınca ; arda kalan sanatçının olmakta.
Dolayısıyle,hakikaten zannedildiği gibi büyük rakamlar değil.En meşhur klasik sanatçılar için de değil..
Geçenlerde yine gazetede gördüm, “İstanbul 2010″ komitesi baÅŸkanı Åžekib Algaviç , “Fazıl Say 230.000 Euro ‘yu beÄŸenmediÄŸi için İstanbul 2010 dan çekildi” beyanatı vermiÅŸ.
Bu tür lafları çok sık duymaya baÅŸladım.Kültür bakanı ErtuÄŸrul Günay’da bu tür yalanlara sığınırdı Nazım Oratoryosu Konseri filan iptal ederkene…
Ve insan üzülüyor.
Tarkan konseri maliyeti 5 milyon euro idi.2010 açılışında… Büyük bir baÅŸarısızlıkla sonuçlanan bir konser organizasyonuydu…
Benim durumumun ise aslı şu;
14 konser yapacaktım…4 büyük konser. 10 tane de okullarda konser.
Yaklaşık 2 yıl önce “4 Mevsim 4 konser” baÅŸlıklı bir proje sundum 2010 komitesine.(Benden proje sunmam istendi)
Şöyleki;
1- İstanbul bestecileri
2- Fazıl Say “Haremde 1001 gece” keman konçertosu, Topkapı sarayında.
3-Fazıl Say , (İstanbul ÅŸairi Nazım adına) ” Nazım Oratoryosu” Gülhane parkında
4- En son bestem “İstanbul Senfonisi” Türkiyede ilk seslendiriliÅŸi Lütfi Kırdar’da.
Bunlar, ben ve benimle beraber 800 müzikçinin performe edeceği 4 büyük konser idi.
Bir de İstanbul’un kenar mahallelerinde “Workshop”lar düzenleyecektim.10 okulda.
En ücra köşedeki çocuk da kültür ile tanışsın…
Aydınlansın… Bu yıl onun ÅŸehrinin “Kültür baÅŸkenti” olduÄŸunu algılasın ; “Piyano -Keman-Klasik müzik-Caz” dinlesin, diye…
Ücret talep etmedim bu “10 adet Workshop” için.Hediyemdi…
İlk konser olan İstanbul bestecilerinde ise, hem Ulvi Cemal Erkin, Cemal Reşit Rey , İlhan Usmanbaş gibi çağdaş bestecilerin, hem de Dede Efendi, Itri gibi klasik türk bestecilerin olmasını düşünmüştürm..
Bütün bunlar menejerimin , komite ile yaptığı 17 toplantıdan sonra hiç bir yere varmadı.
Proje sunumu müzakereye dönüştü.
14 konser de, 2 konsere düştü.
Mayıs’ta “Haremde 1001 gece” ve Ekim’de “İstanbul Senfonisi” konserleri. İkisi de orkestralı konser.
“Biz size 230.000 euro verebileceÄŸiz bu iÅŸ için” dediler…İş? Ben daha hediyelerimi de verememiÅŸtim çocuklara…
230.000 euro 2 konser için.
Gazetedeki, “Fazıl Say’ın beÄŸenmediÄŸi 230.000 euro”..
230.000 euro bize hayli büyük bir para, bizi aÅŸar… “Parası için yapmıyoruz” dedik.
Peki ne bu 230.000 Euro?
230.000 Euro, KDV ve Stopaj vergilerinden düştüğünde 160.000 Euro etmekte.
Bu konserler için gerekli olan orkestra ( Borusan Orkestrası) bir konser için 50.000 Euro istemekte.Yani ikisi için 100.000 Euro.(110 müzisyen, her konser için 5 gün prova yapacak, bölerseniz bu para çok değil müzisyen başına.480 Euro gibi bir şey ,10 prova bir konser için, müzisyen başına..)
Elde kaldı net, 60.000 Euro..
Bu konserleri yönetecek ÅŸefler, Keman Konçertosu “Haremde 1001 Gece”nin solisti , dünya yıldızı, Patricia Kopatchinskaja, ve de İstanbul Senfonisindeki extra türk çalgıcıları ücretleri, ve bu konserlerde piyano konçertoları çalacak olan Fazıl Say… Onların zihniyetinde,Bu 60.000 Euro’yu bölüşecektik…
Ama dedim , benim sorunum para değil..Bölüşürdük , bülüşülürdü bu para yapılırdı..Ama niye?
İstanbul 2010 Toplam bütçesi 400 milyon Euro.. Kimler ne paralar aldı bilinmemekte…AraÅŸtırılmalıdır!!
Sadece Tarkan konserine 5 milyon Euro..Kim ne aldı ? Araştırılmalıdır!!
Burada , bize gelince,gerçek müzikçiler bir kaç bin Euro hesabını yapacaklar , aralarında üleşecekler filan Ayıp bu..
Siz söyleyin; Niye devam edelim bu ayıbı yapanlarla?
Bu “arda kalan” fiyata da, emin olun ki, Avrupa’da 3000 ÅŸehir kasaba köy vardır, bir ” Fazıl Say konseri” organize etmeyi hedefleyecek. Yularıda anlattım Avrupa’da nasıl iÅŸlediÄŸini…
Bir “İstanbul 2010 kültür Komitesi” düşünün , kendi ÅŸehrinde yaÅŸayan bir dünya sanatçısını, hem de onun “İstanbul Senfonisi”nin Türkiye Premierini , illaki görmezden gelmek istedi…
Bir basit , güzel , müzik projesini yapmamak, sorun çıkarmak istedi … Kıstıkça kıstı. Erittikçe eritti…
İstanbul Senfonisi bir baÅŸka kültür baÅŸkenti olan Dortmund’da çalınacak.
Bana bir şey yanlış geliyor size de geliyor mu? İstanbul Senfonisi siparişini kimin vermesi gerekirdi sizce?
Bütün bunlar muhtemelen hükümete muhalif tavırlarım yüzünden…
Sorun burada.
14 konserin 2 ye düşmesi beni kızdırdı.
Uğraştırmaları, bize vakit kaybettırmeleri beni kızdırdı , bir türlü aydınlanamamaları beni kızdırdı,ve çekildim..
230.000 euro yu beÄŸenmememizin hikayesi buydu..
Bu ” paracı Fazıl Say ” tiplemesi iÄŸrençleÅŸti..O kadar iÄŸrençleÅŸti ki, 2014 de ilk seslendiriliÅŸi yapılacak ilk Opera’mı Almanca besteleyeceÄŸim.. Çünkü Opera da pahalı zanaat.400 ki,ÅŸilik proje.. Ve yine Fazıl Say 700.000 euro istedi tartışmasına girmek istemiyorum saçma sapan insanlar ile.. Dünyanın her yerinde de çalınacaktır..Sorun deÄŸil..
Bu ama , bir hükümetin yarattığı ötekileÅŸmenin çok ciddi bir boyutu bence…
Yıllar sonra beni anladıklarında anlarlar bu olayları…
Şunu kafasına iyice sokmalı bazıları :BEN PARA İÇİN MÜZİK YAPMIYORUM!!!!
Bu yıl 130 konserim var. Hiç birinde menejer ve konser organizatörü arasındaki müzakerelerin ne olduÄŸunu bilmem bile. Niye bilinsin ki? Aradaki müzakere? Kimin umurunda?Bunu gazetelere yansıtmak ise iyice iÄŸrenç,tamamen etik dışı ve aslında mahkemeye verme sebebi…
Biliyormusunuz, Paris’te, Dortmund’da , Hamburg’ta , Merano’da Fazıl Say festivalleri var 2010 yılında. Hiç birisinin “bütçesi nedir?” sormadım bile..Bu organizatorler için Önemli olan kültür çünkü…
Bir keresinde baÅŸbakan yardımcısı açıkça, “FAZIL SAY GİTSİN ONA İHTİYACIMIZ YOK!” demiÅŸti.
KovulmuÅŸtum…
Sonrasında da “zırnık koklatmama” taktiÄŸi.
“Aferin” almıştır bunu yapan ,bizi sindirmeyi, bezdirmeyi, elleri açık üzgün bir ÅŸekilde bırakmayı baÅŸaran..Aferini almıştır yukarıdan..
En yukarıdan…
Fazıl SAY


