|
Fazıl Say…
Toplumumuzun son elli yılı içinde sürekli bir umut ile yaşadım:. Hep çoksesli müziğin toplumumuzda kök salacağını hayal ettim. Düşündüm ki, bir gün gelecek, çok sesli ve harmonik bir toplum olacağız. Hem doğuyu ve batıyı biraraya getireceğiz; hem de toplum olarak harmonik seslerle uyanacağız her güne…. Hayalim buydu. Zaman geçti…. Bu kadar zengin müzik çeşitlemesi olan bu topraklarda, neden dünya çapında sonuçlar alınmaz diye hep düşündüm. Tam umudumu yitirmek üzere iken Fazıl Say çıktı geldi. İşte tam da bu nedenle, toplumumuzun çok sesliliği, dünyaya sesini duyurabilmesi için Fazıl Say değerlidir. Çünkü, Fazıl Say herşeyden önce zamanımızın küresel anlamda en önemli piyano virtüözlerinden biridir. Bunu, Fazıl say’ı dinleyen her kişi hemen farkeder. Kendi kendini ifade eden çıplak bir gerçektir bu. Neyi doğru yaptığını belki kendisi de dahil kimse kelimelere dökemeyebilir ama dinleyenler birşeylerin farklı olduğunu, sadece Fazıl Say’a ait olduğunu hemen anlar. Denemediyseniz, öneriyorum deneyin: Fazıl Say’ın youtube da kayıtları var. Bazı eserler, daha önce tanınmış piyanistler tarafından da çalınmış, kaydedilmiş ve birileri tarafından youtube’a konulmuş. Onları da – örnek olarak – eser adından arayın, bir Fazıl’ı dinleyin bir de diğerlerini. Deneyin; biraz zaman harcayın bilgisayar önünde Ben denedim… Örnek olarak Fazıl Say’ın şu bağlantıdaki performansını dinleyin.. http://www.youtube.com/watch?v=L6IZ026sprI Sonra da aynı parçayı bir başka deneyimli piyano sanatçısından dinleyin; gene bir virtüyöz: Sviyatoslav Richter http://www.youtube.com/watch?v=CBFphuxUlQA Aynı sanatçı 1963 de daha duygulu çalmış http://www.youtube.com/watch?v=0n1KGqfpZiU Bir başkasından dinleyin: Annie Fischer http://www.youtube.com/watch?v=9zolsDg0DCw Farkı hissedeceksiniz. Fazıl Say piyano çalarken sirk cambazlığı peşinde değildir; temel fark budur. Fazıl atraksiyon yapmaz. Eser ile sorunları varsa bile çok daha önceden çözmüştür, bestecinin duyguları ile temas kurmuştur. Fazıl Say, yalnızca “doğru”nun peşinde değildir, aynı zamanda “güzel”in de peşindedir. Onu dinlerken piyano çalan birisini dinlemezsiniz… Onu dinlemek başka bir maceradır: daha ziyade besteciden, icracıya, oradan dinleyiciye uzanan; üç kişinin arasında geçen bir hikayenin, canlı bir kahramanı haline gelirsiniz. En önemlisi, Fazıl Say, besteci ile dinleyici arasında bir iletkendir, ileticidir. Birçok piyanist, fazla akademiktir ve bestecinin duygularından ziyade önündeki nota ile ilgilidir. Fakat Fazıl, besteciyi -neredeyse- aşar, dinleyen besteci ile yeniden karşılaşır, yeniden keşfeder, besteciyi yeniden tanır; bunun sebebi Fazıl’ın yorumudur. Neredeyse her bir yurttaşın kendi başına ayrı bir ses çıkardığı, kimsenin kimseyle harmonik bir ses çıkarma arzusunda olmadığı bir toplumdan Fazıl Say’ın çıkması bir fenomendir. Bu topraklarda bizler ya tek başımıza şarkı söyleriz; ya da hepimiz birden aynı sesi çıkarırız. Fazıl Say’ın bu topraklarda yeşermesi bir fenomendir, sanırım doğudan gelip batıya uzanmaya çalışan bu toplumda demokrasi de bir fenomen olarak kurulmuştur ve yaşatılabilir. Fazıl Say yalnızca bir piyano virtüyözü, besteci değildir. O tıpkı Beethoven’in Napoleon’u -kendisini imparator ilan etmesi yüzünden- protesto ettiği gibi Türkiye’de demokrasiye ikiyüzlülüğü yerleştiren politikacıları da protesto etmiştir. Sanatçının sahip olması gereken yüreğe de sahiptir; protest bir kişiliktir. Fazıl Say, çok değerlidir, değerini bileceğiz, bilmeye devam edeceğiz. Fatih Özel iLGiLi HABERLER / YAZILAR |
|
Hiç düşündünüz mü Fazıl Say neden değerlidir?