Nevit Kodallı, Cumhuriyet döneminde doğmuş ikinci kuşak bestecilerimizin önde gelen temsilcilerindendir. Kendine özgü stili ve anti-tonal anlayışla eserler yaratan Kodallı, yaratıcılığının yanı sıra, eğitimci, müzik kurumları yöneticisi ve opera orkestrası şefliği görevlerinde bulunmuştur.
Yaratıcılığı yabancı ülkelerde de tanınan Kodallı’nın eserleri, Fransa, Almanya, İsviçre, Çekoslovakya’da seslendirilmiştir. Bütün müzik türlerine önem veren ve bütün müzik türlerinde eserler yaratan Kodallı, daha çok, ses ve sahne müziği bestecisidir. Çocuk şarkıları, marşlar, koro eserleri, koro için halk türküsü düzenlemeleri, operalar, oratoryolar, bale müzikleri, ses ve ışık gösterileri için önemli eserler yaratmıştır. Kodallı’nın opera orkestrası şefliği yapması, onu daha çok sahne eserleri yaratmaya yönlendirmiştir. Nevit Kodallı, Fransa Hükümeti Kültür Bakanlığı’nın Sanat ve Edebiyatta “Şövalyelik” unvanını almıştır. 1981 yılında “Devlet Sanatçılığı” unvanı, 1987 yılında “Profesörlük” unvanı, Anadolu ve Sivas Cumhuriyet Üniversitelerinin “Fahri Doktorluk” unvanlarını almıştır. Ayrıca Sevda-Cenap And Müzik Vakfı’nın “1997 yılı Onur Ödülü Altın Madalyası” ile onurlandırılmıştır.
Kodallı’nın; “Piyano için Ballad”(Destan), “Piyano Parçaları”, Yaylı Çalgılar Ork. için “Pasacaglia ve Füg”, Yaylı Çalgılar için “Altılı (Sixtet)”, “Çocuklar için 5 piyano parçası”, Orkestra için “Büyük Süit”, Şan ve Piyano için “7 poem”, “1. Yaylı Çalgılar Kuvarteti”, “Senfoni in Do”, “Benzetmeler-Pastiches”, Yaylı Çalgılar Ork için “Sinfonietta”, “Piyano Sonatı”, “Atatürk Orotoryosu”, Sahne müziği “ Güzel Helena”, Sahne müziği “Tanrılar ve İnsanlar”, “2 lied”, Solo Keman için “Poema” , “Van Gogh” Operası, Bale Müziği “Antigone”, Şan ve Piyano için “Garip Şarkılar Albümü”, Koro Parçaları “5 Türkü”, “Gilgameş” Operası, “2. Yaylı Sazlar Kuvarteti”, “Telli Turna Suiti”, “Ebru- Piyanolu Quintet”, Bale müziği olarak 2. Yaylı Sazlar Kuvartetinin Adagio bölümünün Orkestra düzenlemesi “Adagio”, Ses ve ışık gösterileri için Müzikler “Anıtkabir/ Sultanahmet” “Cumhuriyet Kantatı”, Orkestra için Küçük süit Güzelleme”, Bale Müziği “Hürrem Sultan”, Piyano, Yaylı Çalgılar ve Vurmalılar Orkestrası için “Ebru”, “Viyolonsel Konçertosu” gibi eserlerin dışında çok sayıda marşlar, tiyatro için sahne müzikleri, film müzikleri , çocuk şarkıları ve gençlik şarkıları vardır.
Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, Kompozisyon Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görevini sürdüren Nevit Kodallı, “Çoksesli Türk Müziğinin ödünsüz bir savunucusudur”.
Nevit Kodallı’nın Kısa Biyografisi
Nevit Kodallı, 12 Ocak 1925’te Mersin’in Mesudiye ilçesinde dünyaya gelmiştir. Babası Ali Rıfat Bey banka müdürü, annesi Melek Hanım ise ev hanımıdır. Nevit Kodallı, ailenin beş çocuğundan en küçük olanıdır. Kodallı kardeşlerin en büyüğü olan Nimet Hanım, cumhuriyetimizin yetiştirdiği ilk öğretmenlerdendir. Müzikle amatörce ilgilenmiş olan Nimet Hanım’dan Nevit Kodallı şöyle bahsetmektedir; “Piyano’nun yanı sıra alaturka müzikle ilgilenir ve ud çalardı…” İkinci büyük kardeş Hayri Kodallı, Nevit Kodallı’nın ilk müzik öğretmeniydi. Hayri Kodallı, müziğe mandolin çalarak başlamış, daha sonra da Mersinde oturan İtalyan bir müzisyenden keman dersleri alarak kendisini geliştirmişti. Üçüncü kardeş Hamdi Kodallı da amatörce müzikle ilgilenmekte ve keman çalmaktaydı. Nevit Kodallı gibi onun da ilk müzik öğretmeni Hayri Kodallı’dır. Dördüncü kardeş Nihat Kodallı mandolin ve armonium çalmaktaydı.
Müziğe Başlaması
Nevit Kodallı’nın müziğe ilgi duyması aile ortamında başlamıştır. Babası Ali Rıfat Bey tambur çalmakta ve Geleneksel Türk Sanat Müziğiyle ilgilenmektedir. Ali Rıfat Bey arkadaşlarıyla yaptıkları müzikli toplantılara, küçük oğlu Nevit’i de götürerek, Türk müziğinin en güzel örnekleriyle tanışmasını sağlamıştır. Nevit Kodallı, babasının müziğe olan ilgisinden söyle bahsetmektedir.
“Babam alaturka müziği çok sever ve güzel icra ederdi. Şevket Bey’i bile beğenmez hafif bulurdu, sesi güzeldi, iyi de tambur çalardı…”
Kodallı, babası Ali Rıfat Bey’in ilgilendiği alaturka müzikle ilgilenmeyip, daha çok ablasının ve ağabeylerinin benimsediği evrensel müziğe ilgi duymuştur. Ağabeyi Hayri Bey, Kodallı’ya küçük yaşlarda mandolin ve daha sonra keman çalmayı öğretmiştir. Nevit Kodallı, Hayri Bey’den şöyle bahseder:
“Rahmetli Hayri ağabeyim bankacıydı, fakat müzikle çok ilgili bir insandı. Çok iyi keman ve viyolonsel çalardı. Benim ilk müzik öğretmenim odur ve bana çok şeyler öğretti…”
Hayri Bey, Kodallı’ya ilerde sanat yaşamına yön verecek ilk çalgı ve müzik bilgilerini öğretmiş, ortaokuldaki müzik öğretmeni İrfan Sermer ile beraber müzik yeteneğinin gelişmesinde büyük katkıda bulunmuştur. Nevit Kodallı, 1936 yılında Cumhuriyet ilkokulunu, 1939 yılında Mersin Orta Okulu’nu bitirmiştir. Bu dönemde Hayri Bey’den müziğin kuramsal kısmını ve piyano çalgısının ilk bilgilerini öğrenmiştir. Ortaokuldaki müzik öğretmeni İrfan Sermer’le de Ankara Devlet Konservatuvarı’nın Kompozisyon Bölümü giriş sınavlarına hazırlanmıştır.
Kodallı’nın Konservatuvar Yılları ve Öğretmenleri
Kodallı, 1939 yılında Ankara Devlet Konservatuarı’nın Kompozisyon Bölümü sınavını başarıyla kazanmış, böylece hayatında yeni bir dönem başlamıştır. Ankara Devlet Konservatuarı’nın Kompozisyon Bölümünde Necil Kazım Akses’in öğrencisi olan Kodallı, hocasından şöyle bahsetmektedir.
“Yetişmemde en büyük payı olan insan beni çok iyi yetiştirdi. Çünkü kendisi de iyi ve sağlam yetişmişti…”
Akses’in uzun yıllar öğrencisi olan Kodallı, konservatuvardaki ilk yıllarında daha armoni sınıfındayken kendi kendine eserler yaratmakta, ve tüm zamanını bu konuda çalışarak geçirmektedir. Bestecinin 1942 yılında Köroğlu’ndan esinlenerek piyano için yazdığı Ballad “Destan” adlı eseri, hocası Akses tarafından ilginç bulunarak konserde Bülent Arel’e yorumlatılır. “Destan” bestecinin bir konserde programında yer alan ilk eseridir.(3 Mayıs 1942) Kodallı, bir bestecinin değişik çalgıları tanıması gerektiğini düşünerek piyanonun yanında viyola, alto saksafon ve şan eğitimi de almıştır.
“Konservatuarda viyola, saksafon ve şan çalıştım, yaylı sazlar, nefesli sazların teknik ve pozisyonları hakkında bilgi sahibi olmak istedim…”
Kodallı; “boehm” sistemini öğrenmesinin fagot, flüt, obua gibi nefesli çalgıları da tanımasına yardımcı olduğunu, bestelerinde bu çalgıları kullanırken ona büyük bir rahatlık kazandırdığını dile getirmektedir.
Kodallı, şan çalışmalarının ona kazandırdıklarından şöyle bahsetmektedir:
“Okuldaki hocalarımla şan da çalıştım, sağ olsunlar çok yardımcı oldular. Şanın nasıl yazıldığını iyice öğreneyim diye, ilk yazılan operalarda da söyledim. Bizzat deneyerek, uygulayarak öğrendim. O yüzden yazdıklarım sağlıklıdır.”
Besteci Türk Halk müziğini yakından tanımak için bağlama çalmayı öğrenmiştir. Konservatuvarda adı “Nevit eline ne alırsa çalar”a çıkmıştır, oysa onun asıl çalgısı piyanodur. Çalışma alanı kompozisyon ve orkestra şefliği olduğu düşünülürse, nasıl sabır ve gayretle piyano öğrendiğini ve bu çalgıda ne kadar üstün bir düzeye geldiği görülmektedir. Ankara Devlet Konservatuarı’ndaki piyano öğretmeni Ferhunde Erkin’dir.
Kodallı, Ferhunde Hanım’dan şöyle bahsetmektedir:
“Çok zarif, saygın, sevecen bir insandı. Benim meslek hayatımda büyük yeri vardır. Hayatım boyunca yalnız bir usta, hoca değil aynı zamanda bir büyüğüm gibi sevgi ve ihtimam göstermiş her zaman için koruyucum olmuştur…” Ferhunde Erkin, Nevit Kodallı’ya sağlam bir teknik kazandırmak için uğraşmış ve kazandırmıştır. Ayrıca çağdaş piyano dağarcığını tanıması için Hindemith, Bartok, Martinu gibi bestecilerin piyano eserlerini çalıştırmıştır. Bu eserlerin çoğunun yurdumuzdaki ilk seslendirilişini, öğrenci konserlerinde Nevit Kodallı yapmıştır. Sınıf konserlerine piyano solisti olarak katılan Kodallı, 1946 yılında çocuklar için bestelediği “Ostinato” adını verdiği beş piyano parçasını bir öğrenci konserinde ilk kez kendisi seslendirmiştir. Konservatuvar yıllarında özel izinle geceleri geç saatlere kadar çalışan Kodallı, armoni, kontrpuan ve kompozisyon ödevlerini yaparak, öğrendiği çalgılardaki tekniğini de geliştirmiştir. Konservatuvarın kompozisyon öğretmenleri olan Ulvi Cemal Erkin ve Hasan Ferit Alnar, Kodallı ile yakından ilgilenmişlerdir.
Nevit Kodallı’nın en yoğun ilişki içinde olduğu kimse kuşkusuz asıl branş öğretmeni Akses’tir. Bestecilik için gerekli tüm bilgi ve teknikleri armoni, kontrpuan ve bestecilik derslerini Akses ile çalışmıştır.
Kodallı o dönemi şu sözlerle vurgulamaktadır.
“Necil Hocanın özellikle benim üzerimde çok emeği geçmiştir. Bu emeği yalnız kompozisyon öğretmek için değil, yazdığım eserlerin değerlendirilmesi içindir.”
1945 yılı yaz tatilinde Mersin’de bulunduğu sırada piyanosu olmadığı için kafasında hayal ederek yazdığı ve sınavda çalınan “Yaylı Çalgılar için Altılı” (Sixtet) ile sınıf atlayarak konservatuar eğitimini tamamlamıştır. Necil Kazım Akses bu eserin oluşumunu Ankara’dan mektupla takip etmiş ve Kodallı’yı yönlendirmiştir. “Yaylı Çalgılar için Altılı” (Sixtet) ilk kez 1946 yılında Ankara Radyosunda seslendirilmiştir. Kodallı, aynı yıl Ankara Devlet Konservatuvarı’nın yüksek kompozisyon bölümüne girmiştir. Burada Ernst Praetorius ile orkestra şefliği çalışmıştır.
Kodallı, ünlü şef Ernst Praetorius ile ilk karşılaşmasından şöyle bahsetmektedir:
“Sınava girdim, her dilden konuşuyorlar. Çoğunluklada Almanca. Hepsi yabancı hocalar. Ben kompozisyon sınıfına girmek istiyorum deyince; (rahmetli Hasan Ferid Alnar Hoca sınavı yapıyordu şişmanca, gözlüklü, oldukça yaşlı bir bey bana onunla sordurdu: Kompozisyon nedir biliyor musun? diye. “Ben de bilmesem gelir miydim” deyince bana şöyle bir bakmıştı. Sonradan öğrendim ki o hoca ünlü orkestra şefi Praetorius’muş ve ben okula girdim.”
Kodallı, Ernst Praetorius’un ölümünden sonra orkestra şefliği çalışmalarına Hasan Ferid Alnar’la devam etmiştir.
Kodallı, Hasan Ferid Alnar’ı:
“Benim gördüğüm kompozitörlerimiz arasında her bakımdan en bilgin ve yetenekli kişilerden birisidir. Bu üstün sanat gücünü, geleneksel müziğimizden esinlenerek 1935 yılında büyük bir ustalıkla yazdığı orkestra için “Prelüd ve İki Dans”ından bu yana her eserinde görürüz. 1943 yılında Viyolonsel Konçerto’sunda geleneksel müziğimizi armoni ve ezgi bakımından oya gibi işlemiştir ve daima da soyluluğunu korumuştur. 1950 yıllarında çok genç yaştaki kanun virtüözlüğünü anımsarcasına yazdığı ve ilk kez kendisinin çalarak yönettiği orkestralı “Kanun Konçertosu” bir şaheserdir ve sanki divan müziğinin nasıl yazılması gerektiğine dair en güzel örnektir.
Bütün eserlerinde, ezgisel ve çok seslilik kullanılışında kendini kanıtlar Çağdaş-Evrensel Türk müzik literatürümüzün en ilginç parçaları bunlardır. Cumhuriyet müziğimiz tarihi ona çok şey borçludur”
sözleriyle tanımlar.
“Herkese Devlet Sanatçılığı verilirken o dışarıda bırakılır, altın madalya törenleri yapılırken o hiç akla gelmez, senfoni orkestralarımız, operalarımız, konservatuarlarımız bunca yıl verdiği eserleriyle emeklerini hiç hatırlamaz, Kültür Bakanlığı böyle bir insanı yetiştirdiğimizi bilmez bile…Bu büyük insan Ferid Alnar’dır”
sözleriyle dile getirmektedir.
Kodallı, 1947 yılında çağdaş şairlerden derlediği 7 şiir üzerine “7 Poem” adlı eserini bestelemiştir. Bu eser ilk kez 30 Nisan 1947 yılında Nevin Örge (Mezzo sop.) ve Bülent Arel (piyano) tarafından, daha sonra da İsviçre’de seslendirilmiştir.
Eserdeki şiirler Bedrettin Tuncel tarafından Fransızca’ya çevrilmiştir. Kodallı, aynı yıl Ankara Devlet Konservatuarı’nın Kompozisyon Bölümünden orkestra için “Büyük Süit” eserini yazarak mezun olmuştur.
Konservatuar öğrenciliği sırasında yarattığı eserler sırasıyla şunlardır:
- Piyano için “Ballad”(Destan), (1942)
- Yaylı çalgılar orkestrası için “Passacaglia ve Fug”(1945)
- Piyano için parçalar (1945)
- Yaylı çalgılar için “Altılı” (Sixtet) (1945)
- Çocuklar için beş piyano parçası “Ostinato”, (1946)
- Orkestra için “Büyük Suit”, (1946)
- Şan ve piyano için “7 Poem”, (1946)
- “Yaylı Dördül”, (1947) (Birinci Yaylı Çalgılar Kuarteti)
Paris’teki Müzik Eğitimi ve Etkileri
Kodallı, Ankara Devlet Konservatuarı’ndan mezun olduğu yıl Milli Eğitim Bakanlığı’nın açmış olduğu Avrupa Konkurunu birincilikle kazanarak 1948 yılında öğretmeni Akses’in önerisiyle Paris’e gönderilmiştir.
“Konservatuardaki eğitim imkanlarımız çok iyi idi. Biz çok iyi yetiştik. Avrupa’ya gitmemiz bizim dünya görüşümüz açılsın diye olmuştur.” “Ecole Normale de Musigue”e kabul edilmiş, Arthur Honegger ile kompozisyon, Jean Fournet ile orkestra şefliği çalışmıştır.
Kodallı, Ayrıca Nadia Boulanger ve Charles Koechlin ile özel çalışmalar yapmıştır. “A. Honegger gibi bir hocayla çalışma imkanı buldum. Honegger hocanın yanına gittiğimde bizim bakanlığımıza verdiği ilk raporda kendisine teknik olarak vereceğim hiçbir şey yok, daha şimdiden çok sağlam bir tekniği var. Onunla ben ancak estetik olarak çalışabilirim” demiştir.
“Honegger hocadan çok şey öğrendim ilk başta müzisyenin nasıl kişilik sahibi olması gerektiğini öğrendim, insan olmayı öğrendim, Honegger hocadan en önemlisi özgürlüğü öğrendim.”
Kodallı, Arthur Honegger ile bestecilik ve özellikle oratoryo yazımı üzerine çalışmalar yapmıştır. İyi bir besteci olan Honegger, Kodallı’nın yaratıcılığına yeni boyutlar getirip, ufkunu açmış ve Ankara Devlet Konservatuvarı’nda öğrenciliği sırasında bestelemiş olduğu eserleri görüp beğenerek takdir ve teşvik etmiştir.
Fransa’da o dönemlerde önemli bir besteci Olivier Messiaen, Boulez, Stockhausen, Xenakis gibi bestecileri yetiştirmiştir. Özellikle ilgilendiği kuş seslerini notaya alarak ritm ve tını müziğini geliştirmiştir. Messiaen kuşağından sonra gelen Fransa’nın önde gelen bestecisi Pierre Boulez, Webern sonrası diziselliği geliştirmeye yönelmiştir. O dönemlerde Kodallı Paris’te oldukça verimli yıllar geçirmiştir. Orkestra için 1946 yılında bestelediği “Suit”i 1948 yılında Carel Anserl yönetiminde Prag Senfoni Orkestrası tarafından seslendirilmiş ve çok beğenilmiştir. 1 nolu “Yaylı Çalgılar Dörtlüsü”, 1949 yılında “Darmstadt Yeni Müzik Günleri” için seçilerek ve Tibor Varga dörtlüsünce seslendirilmiştir. Paris’te tamamladığı 1. senfonisinin ilk seslendirilişini Hans Rosbaund yönetiminde Riyaseti Cumhur Filarmoni Orkestrası tarfından Ankara’da yapılmıştır. Kodallı 1949 yılında daha sonraları en çok çalınan eseri olan “Sinfonietta”yı bestelemiştir. Bu eser 1950 yılında Darmstadt’ta şenlik programında yer alarak, Hermann Scherchen yönetiminde Darmstadt Opera Orkestrası tarafından seslendirilmiştir. 1949 yılında şan ve piyano için bestelediği “Pastiches” (“Benzetmeler”) Aydın Gün tarafından Paris radyosunda seslendirilmiştir. Kodallı 1950 yılında Paris’te piyano sonatını tamamlayarak hocası Ferhunde Erkin’e ithaf etmiştir.
O yılın sınav konserinde jüri ve dinleyici önünde eserini kendisi seslendirmiştir. Jüriye başkanlık eden Alfred Cortot, “Özgün bir eser, özgün bir piyanist” sözleriyle beğenisini belirtmiştir. Eser aynı yıl Ankara’da Ferhunde Erkin tarafından, 1953 yılında “Darmstadt’ta bestecinin kendisi tarafından seslendirilmiştir. Kodallı, sürekli görüştüğü öğretmeni Akses’le bitirdiği eserlerini, ya da yeni yazmayı düşündükleriyle ilgili görüşlerini de paylaşmıştır. Kodallı, o yıllarda Türkiye’deki siyasal gelişmeleri ve Atatürk heykellerine saldırı haberlerini kaygıyla izlemiş ve bu durumdan etkilenerek Atatürk için oratoryo yazmayı düşünmüştür.
Düşüncesini hem öğretmeni Akses’e hem de “7 Şarkı” adlı eserinde şiirlerinden yararlandığı, o yıllarda konservatuarda edebiyat öğretmenliği ve müdür yardımcılığı yapan, Cahit Külebi’ye iletmiştir. Külebi’nin ilk yolladığı metinleri yeterli bulmayan Kodallı, müzik söz uyumunun önemini vurgulayarak kendisine Akses yoluyla belli başlı oratoryo eserlerinin notalarını iletip incelemesini sağlamıştır.
Besteci “Atatürk Oratoryosu”nu yazarken yaşadıklarını ve içinde bulunduğu durumdan şöyle bahsetmektedir:
“Atatürk Oratoryosu”nu 1950-1952 yılları arasında Paris’te yazdım. Cahit Külebi metnini yazdı bende besteledim. Ben büyük nutku orkestra için yazmıştım. Bu arada birde orotorya yazmak istedim. Ahmet Kutsi Tecer Paris’te Kültür Ateşesi idi. Ona ve Külebi’ye yazdım, yardımcı oldular. Sonuç 1950 yılının Ağustos ayında olgunlaştı. Ben eseri yazarken kurtuluş savaşı ile ilgili Fransızca metinlerden de yararlandım. Beudh Gaulis isimli gazeteci savaş sırasında Anadolu’da bulunmuş. Tabi bir çok şey okudum. Sonuçta duygularımı besteye döktüm.”
Külebi ile Kodallı arasındaki pek çok yazışmadan sonra, 02.08.1950 tarihli Külebi’nin gönderdiği mektup oratoryo metninin bittiğini belirtmiştir.
13 şiirden oluşan ve Külebi’nin “Atatürk Kurtuluş Savaşında” başlığını koyduğu oratoryo metnini çok beğenmiş ve hemen çalışmaya başlamıştır. Daha önceleri Ankara’da “Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi”ni konuşma korosu ve orkestra için bestelemiştir.
Paris’te en fazla zamanı “Atatürk Oratoryosu” için harcayan Kodallı, 1951 yılı sonlarında eseri tamamlamıştır. 1952 yılında ise eserin orkestrasyonunu yapmıştır. Kompozisyon öğretmeni Arthur Honegger eseri çok beğenmiştir. Paris öğrenci müfettişliğine bir mektup yazarak eseri seslendirilmesini istemiştir.
Bunun için orkestra solo ve koro partilerinin yazdırılarak çoğaltılması ve gerekenlerin yapılması için ricada bulunmuştur. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gönderilen ödenekle partiler Paris’te yazılarak çoğaltılmış, Ankara Devlet Operasında eserin çalışılmasına başlanmıştır. Eser ilk olarak 10 Kasım 1953 yılında Atatürk’ün naaşının Etnografya Müzesi’nden Anıt Kabir’e taşınacağı gün, hazin ve görkemli bir devlet töreninde şef Hans Hörner yönetimde seslendirilmiştir. Eserin çalışmaları sırasında Kodallı Paris’ten geri dönmüş ve çalışmalarda yardımcı olmuştur. Eser büyük bir beğeni kazanmış ve coşkuyla karşılanmıştır. “Atatürk Oratoryosu” ile Kodallı Türkiye’ye dönmüş ve Türk müzik yaşamına çok yönlü katkılar getirecek meslek yaşamının yeni bir dönemine adım atmıştır.
Kodallı’nın Türkiye’ye Dönüşü
Kodallı; 1953 yılı sonlarında Paris’teki öğrenimini tamamlayarak yurda dönmüş ve Ankara Devlet Konservatuarı’nda kontrpuan, form ve çalgı bilgisi öğretmenliğine başlamıştır. Burada 1953 yılından 1994 yılına kadar kompozisyon ve müzik diksiyonu dersleri vermiştir. 1954 yılında Ankara Devlet Operasında orkestra şefi, besteci müzik danışmanı olarak görev yapmıştır. Aynı yıl Yapı Kredi Bankasının açtığı yarışmayı, şan ve piyano için bestelediği “2 lied” adlı eseri ile kazanmıştır. Bir taraftan da Orhan Asena’nın Gılgameş Destanı’ndan esinlenerek yazdığı ve Ankara Devlet Tiyatrosu’nda Cüneyt Gökçer’in sahneye koyarak başrolünü oynadığı “Tanrılar ve İnsanlar” adlı tiyatro eserine sahne müziği yazmıştır. 1954-1955 yıllarında Ankara Radyosu’nda ses yönetmeni olarak çalışmıştır.
1955 yılında Ankara Devlet Konservatuarı’ndan geçici bir süre için ayrılarak Devlet Tiyatrosu’nda çalışmaya başlamıştır. Operada yönetim görevleri alan Kodallı, Opera müdürlüğü ve Devlet Opera ve Balesi Genel Müdür Vekilliği yapmıştır. Öğretmeni Akses’e yardımcı olarak başladığı bu yönetim görevlerinde, Operanın ve sonraları da Balenin gelişmesi için çok çaba harcamıştır. Kodallı, Devlet Tiyatrosu’ndaki çalışmaları sırasında sahne müzikleri yazarak, bunların seslendirilmesini şef olarak üstlenmiştir. Böylece hem opera şefliği deneyimini arttırmış hem de opera besteleyebilmek için gereken deneyimleri kazanmıştır. Aynı zamanda bazı operaların sözlerini Türkçe’ye uyarlayarak prozodi (söz müzik uyumu) ve diksiyon konularında da hocası Akses gibi derinlemesine çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmalarını daha sonraki yıllarda konservatuarda yetiştirmekte olduğu genç opera ve kompozisyon öğrencilerine de aktararak gelecek sanatçı kuşaklarının sağlıklı yetişebilmesi için büyük emekler vermiştir.
1956 – 1957 Yılları arasında Ankara’da, Ordu donatım yedek subayı olarak yaptığı askerlik görevi sırasında, Askeri Müzik Lisesi’nde dersler vermiştir. Opera’daki görevinin ilk on yılında iki büyük opera bestelemiştir. Kodallı’nın ilk özgün operası “Van Gogh” tur. Beş tabloluk bu opera, Bülent Sokullu, Dr. Orhan Asena ve Aydın Gün’ün birlikte hazırladıkları bir metin üzerine bestelenmiştir.
Metnin kaynağı Amerikalı yazar Irving Stone’un, ünlü ressamın yaşamını konu alan “Lust for Life” adlı romanıdır. 19 Şubat 1957 yılında ilk temsili verilen “Van Gogh” operası, Kodallı’yı Türk çağdaş opera tarihinde şeçkin bir yere oturtmuştur.
Kodallı 1958 yılında “Antigone” tiyatro eseri için aynı adı taşıyan bir “Bale – Pandomim” müziği yazmıştır. Orkestrayla çalışılan bu eser sahneye konmamıştır. Kodallı’nın bu yıllarda yarattığı eserler de opera türü dışında ses ile ilgili olmuştur.
Kodallı, 1960 yılında Olcay Şıhman ile evlenmiştir. İki çocukları olan Kodallı ailesinin ilk çocuğu Nihat Kodalı (1962), halen radyoloji uzmanı bir tıp doktorudur. İkinci çocukları Murat Kodallı (1967), babası gibi müziği meslek olarak seçmiştir. Ankara Devlet Konservatuvarı’nda piyano ve kompozisyon öğrenimi görmüştür. Öğretmenleri babası Nevit Kodalı ve Necil Kazım Akses’tir. Daha sonra Viyana Müzik Akademisinde piyano, kompozisyon ve orkestra şefliği dallarında yüksek lisans öğrenimi görmüş ve bu okuldan mezun olmuştur. Murat Kodallı, opera sanatçısı, soprano Yelda Kodallı ile evlidir.
1962 yılında Cüneyt Gökçer’e opera alanında yardım etmek üzere müdür yardımcısı ve Opera Müzik Direktörü olarak Ankara Devlet Tiyatrosuna atanmıştır.
Kodallı, Ankara Devlet Opera Balesi’nde besteci ve orkestra şefliği yaptığı dönemlerde, büyük çaplı eserlerden çok oyun ve sahne müziği yaratmıştır. Bu dönemlerde “Cadı Kazanı”, “Tanrılar ve İnsanlar”, “Güzel Helena”, “Kral Oedipus”, “Lisistrata”, “Fadik Kız”, “Atçalı Kel Mehmet”, “İstanbul Efendisi”, “Yedekçi ile Kaşıkçılar” gibi 250’yi aşkın oyun müziği yazmıştır.
Bestecinin yoğun çalışma temposu içinde olduğu dönemlerde Ankara Devlet Konservatuarı’ndaki öğretmenlik görevine vakit ayıramadığı, ancak öğretmenlik görevinden de kesin olarak kopmadığı görülmektedir. Kodallı’nın öğretmenlik görevi konservatuardan resmen ayrıldığı 31.12.1994 tarihine kadar sürmüştür.
1976 ile 1988 yılları arasında sözleşmeli olarak görev yapmış ve 21.06.1989 tarihinde de konservatuara tekrar atanmıştır.
1967 yılında başlayan olgunluk dönemi ile Kodallı tekrar çalgı müziğine yönelmiştir. 1967 yılında “İkinci Yaylı Sazlar Kuvarteti” ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın siparişi üzerine “Telli Turna” suit’ini, 1971 yılında “Ebru” adlı piyanolu kenteti, 1973 yılında “Güzelleme” suit’i, 1974 yılında İkinci Yaylı Sazlar Kuvarteti’nin ağır bölümünden orkestra için bale müziği, 1983 yılında Viyolonsel Konçertosu’nu bestelemiştir. Ayrıca 1972 yılında “Anıt Kabir” ve “Sultanahmet” ses ve ışık gösterileri için müzikler, 1973 yılında da Cumhuriyetin 50. Yıl kutlamaları için “Cumhuriyet Kantatı”nı bestelemiştir.
Bestelendiği 1976 yılında sahnelenen iki perdelik “Hürrem Sultan” bale müziği de bestecinin bu türdeki önemli yaratılarındandır.
Türk müzik yaşamının seçkin bir temsilcisi olan Kodallı, aynı zamanda Unesco Milli Komisyonu’nun üyesidir. TRT’de Okul Çocuk ve Gençlik Müzikleri Bilimsel Araştırma ve Repertuar Kurulu Üyeliği de yapmıştır. Avrupa Konseyi’nin ve Unesco’nun birçok toplantısında Kültür Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın temsilcisi olarak katılmıştır. Ayrıca davet üzerine iki kez gittiği Moskova’da Çağdaş Türk Müziğini tanıtıcı çalışmalar yapmıştır. Kodallı, 1980 yılından itibaren Adana Çukurova Üniversitesi bünyesinde Kompozisyon Bölümü kurulması için çabalamış ve 1989 yılında bölümün açılmasını sağlamıştır. Aynı yıl Ankara’da Polifonik Korolar Derneği’nin kurucuları arasında yer alır ve halen bu derneğin Onursal Başkanlığı”nı sürdürmektedir. 1994 yılında Mersin Polifonik Korolar Derneği’ni kurmuştur. Aynı zamanda derneğin sanat yönetmenliğini de sürdürmektedir. Mersin’in müzik yaşamı içinde saygın bir yere sahip olan Kodallı, 1997-1998 yılı Mersin Rotary Kulübü Meslek Hizmet Ödülü ile onurlandırılmıştır. Ayrıca 1998 yılında Polifonik Korolar Derneği’nin evrensel koro müziğimizin gelişmesi yolunda koro için her düzeyde yazdığı yapıtları ve çalışmalarından dolayı “Polifonik Koro Müziği Hizmet Özel Ödülü”ne layık görülmüştür.
Özhan UNAKITAN
iLGiLi HABERLER / YAZILAR