Yorum Ekleyin |
23 Şubat 2009
Verdi ve Macbeth
Dr.Yavuz DALOĞLU
Macbeth
Yapmakla olup bitseydi bu iş,
Hemen yapardım, olup biterdi.
Döktüğüm kanla akıp gitse her şey,
Bir vuruşta sonuna varılsa işin,
Bir anda bu dünyayı olsun kazanıversen,
Zaman denizinin bir kumsalı olan bu dünyayı
Öbür dünyayı gözden çıkarır insan.
Ama bu işlerin daha burada görülüyor hesabı.
Verdiğimiz kanlı dersi alan
Gelip bize veriyor aldığı dersi.
Doğruluğun şaşmaz eli bize sunuyor
İçine zehir döktüğümüz kupayı.
Adam burada, iki katlı güvenlikte:
Bir kere akrabası ve adamıyım:
Ona kötülük etmemem için iki zorlu sebep.
Sonra misafirim; Değil kendim bıçaklamak,
El bıçağına karşı korumam gerek onu.
Üstelik bu Duncan, ne iyi yürekli bir insan,
Ve ne bulunmaz bir kral.
Her değeri ayrı bir İsrafil borusu olur
Lanet okumak için onu öldürene!
Acımak yeni doğmuş bir çocuk olur, çırılçıplak,
Kasırganın yelesine sarılmış,
Ya da bir melek, görülmez atlarına binmiş göklerin,
Ve gider dört bir yana haber verir
Bu yürekler acısı cinayeti,
Göz yaşı savrulur esen yellerde.
Sebep yok onu öldürmem için,
Beni mahmuzlayan tek şey, kendi yükselme hırsım;
O da bir atlayış atlıyor ki atın üstüne
Öbür tarafa düşüyor, eğerde duracak yerde.
William Shakespeare / Çeviri: Sabahattin Eyuboğlu
Verdi ve Macbeth
İngiliz oyun yazarı ve ozanı William Shakespeare’in (1564–1616) Macbeth trajedisi kuşkusuz ki, İtalyalı usta Giuseppe Verdi’nin (1813–1901) elinde ölümsüzleşmiştir.
Tabiî ki Macbeth’in opera olarak biçimlenişinde, libretto yazarı Francesco Maria Piave’yi de unutmamak gerekir. Fakat şu nokta çok önemlidir ki, Verdi’nin libretto konusunda ne kadar huzursuz, huysuz ve mükemmeliyetçi olduğudur. O’nun Piave’ye ve diğer libretto yazarlarına nasıl kök söktürdüğünü düşünürsek, şu iddiada bulunmak abartma olmaz: Verdi olmasaydı büyük bir olasılıkla o librettolar da bu denli ustaca yazılamazdı. Çünkü Verdi yalnızca XIX. yüzyıl İtalya’sının olağandışı, safkan büyük bir bestecisi değil, fakat o aynı zamanda yetkin bir tiyatro adamı, daha gençlik yıllarında yazın sanatının bütün inceliklerini özümsemiş büyük bir usta ve dramsal aksiyon ile müziğin gerilim ve çözülüm noktalarını dâhice bütünleştiren bir opera zirvesidir.
Öğretmeni Shakespeare
Verdi yaşamı boyunca Shakespeare’in öğrencisiydi. Notlarında, “O, benim çok özel ozanlarımdan birisidir ve ben onu çok genç yaştan beri avucumda tuttum, eserlerini sürekli, tekrar tekrar okudum (…)” diye yazmıştır. Verdi’yi dram bestecisi olarak en açık biçimde, karakterler ve dramsal aksiyondan gerçeğe uygun olarak yarattığı, geleneğin ve döneminin kalıbından sıyrılarak üstüne çıktığı operalarında görebiliriz. O bir opera bestecisidir, fakat dramla ilgili her şeyi Shakespeare’den öğrenmiştir. Verdi bir libretto yazarı değildir, fakat librettistlerden ısrarla istediklerinin tümünü Shakespeare’den öğrendikleriyle ölçmüştür.
İki büyük sanatçı, biri oyunlarıyla ve diğeri de müzikleriyle işbirliği yapmıştır. İşte Macbeth bu işbirliğinin ilk meyvesidir. Kısaca söylemek gerekirse: Verdi önce konuyu seçti, ardından Shakespeare’in trajedisinin gerilim-çözülüm noktalarını ve temel olaylarını koruyarak ayrıntılı bir senaryo hazırladı ve son olarak da operanın gereklerine uygun olması için karakterlerin sayısını ve niteliğini belirledi. Sonuç: Macbeth.
Ustalaşmaya giden süreçte Verdi
Macbeth’i seyrederken veya dinlerken, Verdi’nin daha genç yaşta gösterdiği verim gücü ile karşılaşır, o çok sağlam müzikal biçemi ile karakteristik tınısal bütünlüğü duyumsarız. Gerçi bu noktaya varma sürecinde, Macbeth’den önce sırasıyla Oberto, Bir Günlüğüne Krallık (Un giorno di regno), Nabucco, Lombardiyalılar İlk Haçlı Seferinde (I Lombardi alla prima Crociata), Ernani, İki Foscari’ler (I due Foscari), Jeanne d’Arc (Giovanna d’Arco), Alzira ve Atilla’yı bestelemiş, epey de yoğrulmuştur.
Verdi Macbeth’i Atilla’dan tam bir yıl sonra, Haydutlar’dan da (I Masnadirei) tam dört ay önce bestelemiştir. Her ne kadar bu iki opera sık sık sahnelenmese de, anlatıma daha fazla önem vermesi açısından Nabucco (1842) ve Ernani’nin (1844) daha önce, Rigoletto’nun ise (1851) daha sonra bestelendiği; fakat bunların, Verdi’nin dünyaca ünlü operaları olduğudur.
Her ne kadar Macbeth (Floransa, 1847) Verdi’nin ilk yaratma dönemine aittir ama düzeltilmiş ikinci biçimi üçüncü yaratma dönemine denk düşer ve bu haliyle 21 Nisan 1865’te Paris’te sahnelenmiştir. Bugün opera sahnelerinde izlediğimiz şekli işte bu ikinci versiyonudur. Demektir ki, 34 yaşında deneyimleri daha sınırlı bir ustayken bestelediği eserine, 52 yaşının olgun ustalığıyla güzel bir cilâ çekmiştir. Bu arada eserin bu denli gözdeleşmesini sağlayan Gustav Mahler ve Von Schuch gibi orkestra şeflerini de unutmamak gerekir.
Macbeth bir derstir
Macbeth’in ana teması siyâsî ihtirâstır ve eser Lady Macbeth ile Macbeth kişilikleri üzerine kurulmuştur. Kendileriyle ve cadılarla diyalogları dışında hiçbir ilişkileri kalmamış olan Lady Macbeth ile Macbeth’in vardıkları bu nokta onları yıkıma sürüklemiştir. Sonuç her ikisinin de delirmesi ve kaçınılmaz sondur. Bu bir insanlık dersidir ve günümüz Macbeth ve Lady Macbeth’lerinin bu öyküyü hiç hafızalarından çıkartmaması gerekir.
Macbeth’in müziği konusu kadar etkileyicidir
4 Perdelik Macbeth, kısa sayılabilecek bir Önçalın (Preludio) ile başlar
Fa minör tonundan Obua’nın Klarinet (Sibemol) ve Fagot’u sekizli üstten katlayarak tınlattığı bu ilk konuyla, entrikalarla dolu, içe işleyen, acımasız ve gerilim dolu öyküyü daha eserin en başında hissetmeye başlarız.
1. Perde, Giriş’de (Introduzione) Cadılar Korosu sahnededir ve şu keskin, şeytânî parçayla başlarlar müziğe ve bu ezgiye tutti aynı ritimle eşlik eder:
Cadılar daha sonra Macbeth’e İskoçya Kralı olacağını, Banquo’ya da günün birinde soyunun tüm İskoçya’yı egemenliği altına alacağını söyler.
1. perde 2. sahnede Lady Macbeth görülür. Lady Macbeth, elinde bir mektupla salona girer. Mektup Macbeth’den gelmiştir. Mektupta cadıların kendisine ve Banquo’ya söyledikleri yazılıdır. Lady Macbeth, mektubu okumaktadır. Macbeth’in önemli sahnelerinden biri hiç kuşku yok ki bu mektup sahnesidir ve Lady Macbeth’in söylediği “Vieni t’afretta”dır.
Vieni! t’afretta, 1847 partiturunda da bulunmaktaydı. Bu durum Verdi’nin düşünüp tasarladığı yapının daha sonra ele alışında da geçerli olduğunu bize göstermektedir.
Operada bir başka çarpıcı sahne 2. perdede yer alır. Öldürmüşlerdir, gene öldüreceklerdir. Sıra Banquo’dadır. Ne için? Gûyâ İskoçya Krallığı’nın şeref ve haysiyeti, fakat aslında kendi siyâsî iktidar hırsları için. Lady Macbeth o an ünlü aryasını söyler: “La luce langue”.
XIX. yüzyıl operalarının çılgınlık sahneleri içerisinde kuşkusuz ki, “Mektup Sahnesi” (1. Perde, 2. Sahne: Vieni! t’afretta) ile “Büyük Uyurgezer Sahnesi” 4. Perde, 2. Sahne: Gran scena del sonnambulismo) en gözde ve en çarpıcı örnekler olarak kabul edilmektedir.
İktidarda kalmak için her türlü ahlâkdışı eyleme yönelen, pek çok insanın yaşamına kasteden, kendileri ve cadılardan başka konuşacakları kimsenin kalmadığı Macbeth ve Lady Macbeth delirmiştir. Salona hizmetçi ve doktor girer. Doktor elini neden sürekli ovuşturduğunu sorar, hizmetçinin dediğine bakılırsa yıkadığını sanmaktadır: ellerindeki kan bir türlü gitmemektedir. Uyurgezer Lady Macbeth sayıklamaya başlar: “Una macchia è qui tutora!”
Verdi opera sanatının büyük yenileyicisidir
Verdi’nin özelde İtalyan operasına, genelde ise opera sanatına katkılarını özetlemek gerekirse şöyle bir tablo ortaya çıkar. Sanatçı gençlik döneminde yazdığı operalarda kendisinden önceki İtalyan romantiklerini yineler görünmektedir. Operalarının tümü göz önünde bulundurulduğunda ise, operanın gerçek anlamda bir yenileyicisidir. Hattâ yenilik anlamına gelen “reform” sözcüğü, belki Wagner sanatından daha çok Verdi’nin sanatını betimler. Çünkü Verdi, İtalyan operasının biçimsel dokusuna uzun bir süre dokunmamış, fakat buna karşılık özellikle dramsal kuruluşu öne çıkartabilmek için librettonun müzik ile ortaklaşa ve eşit koşullarda bütünleşmesine olağanüstü düzeyde önem vermiş ve çaba harcamıştır. Ayrıca Verdi de, çağdaşı Wagner gibi, opera sanatının gözle izlenen yönlerinin de, müzik-libretto bileşimini etkilemedeki üstün katkısına hep vurgu yapmış, bu yoldan ortaya çıkan müzik, libretto ve perspektif’in üçlü bileşimi, XIX. yüzyılın İtalyan operasında Verdi eliyle başlayan bir reform olarak tanımlanmıştır. Bu aynı zamanda sanatçının operalarında, Wagner’in “Bütünsel Sanat Yaratısı” (Gesamtkunstwerk) ilkesiyle koşut bir anlayışa sahip olduğunu göstermektedir.
Son söz olarak bir kez daha yinelemek gerekirse, Verdi kendisinden önceki İtalyan bestecilerinden Bellini ve Donizetti’nin operalarında görülen aşırı romantizme son vermiş, tarihsel ve toplumsal konulardan geliştirdiği dramsal aksiyonu gereğince değerlendirebilmek için sürekli araştırmalarda bulunmuştur. O, Shakespeare (Macbeth, Otello, Falstaff), Voltaire (Alzira), Schiller (Jeanne d’Arc, Haydutlar, Luisa Miller, Don Carlos), Lord Byron (İki Foscari’ler), Hugo (Ernani, Rigoletto) ve Oğul Dumas (La Traviata) gibi uluslararası yazın sanatının büyük ustalarını müzik diliyle anıtlaştırmıştır.
iLGiLi HABERLER / YAZILAR
|
|