Yorum Ekleyin   |                                                                                                                                                                                               08 Temmuz 2010
 
Edebiyat ve Müzikte Manon

Massenet’nin kahramanı olan Des Grieux “Enchanteresse! Au charme vainqueur/ Vous etes la maitresse de mon coeur” der; ve Manon’un tutsağı olur. Aynı “Enchanteresse” 1730’larda yayınlanan Abbé Prevost’nun ünlü romanında tanımlandığından beri hem yazarları, hem bestecileri, hem de okuyucuları etkilemiştir. Anımsamamız gerekir ki yazarın romanı için seçtiği başlık “L’Histoire du Chevalier des Grieux et de Manon Lescaut”ydu ve neredeyse unutulmuş olan “Memoires et aventures d’un homme de qualite” adlı eserinin yedinci cildinde yer alıyordu. Aşıklar öylesine gerçekçi, içten ve duygulu bir şekilde anlatılmıştır ki adeta yaşamın içinden çıkmışlardır. Prevost’nun har vurup harman savurduğu gençlik yılları düşünülünce bu eserin karakteri bizleri hiç şaşırtmaz. Lytton Strachey “Tutkulu ve güzel romantik hikaye” demiştir Manon Lescaut için.

Prevost (1697-1763) 20’li yaşlarındayken Manon karakterindeki en az bir kadınla yoğun bir şekilde ilişki yaşamıştır. İlişki, bir felaketle sonuçlanmış ve Prevost kendi deyimiyle Cizvit rahibi yaşamına geri dönmüştür. O yıllarda kendi erkek kahramanının karakterini yaşıyordu. Kaçamakların İngiltere’de de sürdüren yazar, Chantilly’ye yerleşmiştir; fakat “Memoires et aventures” daha eski bir tarihe, onun kanının kaynadığı, yazı dilinin kesin bir şekilde daha hassas ve içsel analizinin çok iyi olduğu 1728-1731 dönemine dayanır.

Önsözde Des Grieux “garip bir kişilik, güzel hasletler ve ahlaksızlığın bir karışımı, iyi tepkiler fakat kötü hareketler” olarak tanımlanır. Hikayelerdeki tüm iyi geçmişi olan fakat hayatlarını bir fahişe uğruna kaybeden erkeklerin temsilcisidir. Fakat onunki ne alaycı, ne de küçümseyici bir hikayedir. Onun tüm hareketlerini açıklayan, tüm deliliklerini anlatan şey gerçek aşktır. Des Grieux’nün yönünde bu duygu başından sonuna kadar sabit bir duygudur. Aynı duygu, tüm ilkelerin çiğnenmesini ve onursuz olarak nitelendirilecek hareketlerin açıklanmasını sağlar. Des Grieux’nün kendi tutkusunun esiri olması ve idealini gerçekleştirmesi arasındaki çelişki, rahip olma isteğiyle daha da yoğun bir hal alır. Eğer Manon bu kadar çekici ve kırılgan olmasaydı, Des Grieux’nün iç savaşı çok daha az anlaşılır olurdu. Bencil fakat nazik, zalim fakat sevecen, bir anda hem dürüst hem de yalancı olabilen biriydi Manon. Garip doğası ve ahlaksız olmayan fakat ahlakın ne olduğunu bilmeyen yapısı, onun dayanılmaz çekiciliğinin bir parçasıydı. Tüm bu nedenlerden dolayı Des Grieux, onun kendi yerine planlanan bir randevuya hizmetçisini göndermesinin mantıksız açıklamasını bile kabul edebiliyordu. Manon, inanılmaz bir saflık ve ahlaksızlık karışımıydı. Manon tam kendi devrinin ürünüydü. Paris tarihinin en serbest ve en ahlaksız döneminin; toplum değerlerinin yok olduğu, adaletin kirlendiği dönemlerin çocuklarından biriydi. Belki de tüm bu geri plan, hikayenin dokunaklılığının altını çizip, Des Grieux’nün kalbinin yumuşaklığını ve Manon’un kırılganlığını ortaya çıkartır. Eğer şartlar farklı olsaydı Manon, hayranları tarafından ona verilen mücevherlerden daha az etkilenir, Des Grieux ise onu geri kazanmak için kullandığı yöntemlerinde bu kadar umutsuz olmazdı. Guy de Maupassant, Prevost’nun Manon romanının önsözünde: “Manon, sadakatsiz, sevecen, dikkat dağıtıcı, spiritüel, korkulacak ve çekici bir kadındır” der.

Prevost tarafından anlatılan hikayeler fazla ayrıntılı ve tekrarlıdır. Eserin tüm sahne versiyonlarında zorunluluktan dolayı seçici davranılmıştır. Olaylar bir bütünlük sağlamak için yeniden düzenlenmiş, mutsuz aşk hikayesini ve baş roldekileri bağlı tutmak için, yan roller gölgede kalsa bile, özel bir çaba harcanmıştır (Massenet operasında Lescaut’yu ve baba Des Grieux’yü romandakinden daha yoğun bir karakterde vermiştir. Aynı sebeplerden dolayı Lescaut, Manon’un ağabeyisi yerine kuzeni olarak değiştirilmiştir).

Eserin sahneye uyarlanması, ilk defa Eugene Scribe tarafından 1830’da Halevy’nin bestelediği müziğe “ballet-pantomime”e çevrilmesidir. Eser 1856 yılında besteci Auber’e opera comique için yeniden yorumlanmıştır. Parıldayan bir hikaye oluşu, ünlü kahkaha şarkısında ortaya konmuştur. Fakat hikaye, kopuk kopuktur ve gerçek duygusallığa sadece son perdedeki ölüm sahnesinde ulaşır. Ernest Newman’ın söylediği gibi “Lousiana’da geçen üçüncü perde, zenci korosu tarafından söylenen ve belki de hiçbir zencinin efendisine karşı operalar harici bir yerde söylemeyeceği duygularla başlar. Eğer bir esirin iyi bir efendisi varsa ona hizmet etmekten keyif alır, onu savunmak, onun için çalışmak gerçek bir zevk olur.”

Massenet 1884 yılında Manon’u opera haritasına sağlam bir şekilde yerleştirdi. Kırk iki yaşında, Le Roi de Lahor’un ve Herodiade’nin başarılı bestecisiydi; fakat Manon, onun hem daha önceki hem de daha sonraki operalarını gölgede bıraktı. Eser Opera Comique’de 2000 temsilden fazla sahnelendi ve repertuardaki yeri sarsılmamak üzere sağlamlaştı. Savaştan sonra ise Covent Garden tarafından sahnelenen ilk operalardan biriydi. Baş rollerde Virginia McWatters ve Heddle Nash vardı ve bu operanın repertuarına 1987 yılında geri döndü. Eserin asıl librettisti Meilhac’tı. Meilhac “boulevard comedies” tarzında eserler veriyordu bunlardan biri Şen Dul operetine dönüştürüldü; Bizet ve Offenbach içinde bir çok libretto yazdı. Meilhac tarafından önerilen bir eseri reddeden Massenet, metin yazarının çalışma masasında otururken gözüne Manon Lescaut çarptı ve yeni bir opera fikri işte orada doğdu. Diğer bir yazar Philippe Gille’in yardımıyla çok kısa bir sürede libretto tamamlandı. Fakat Massenet eserin bestelenme süresi esnasında metinde tıpkı diğer besteciler gibi çok sayıda değişiklik yaptı. Bazı konularda Prevost’dan ayrılsa da, Kenneth MacMillan’dan çok daha farklı olsa da, ortaya çıkarılan, Prevost’nun ruhuna uygun bir iştir. Sonucun böyle olabilmesi, Massenet’nin kadın duygusallığını müzikle ifade edebilmedeki eşsiz yeteneği ve Des Grieux’nün ruh halini çok iyi anlayıp, müziği olaylara uygun bir şekilde yoğurabilmesinden kaynaklanır.

Dokuz yıl sonra, Massenet’nin beş perdelik versiyonunu, Puccini’nin dört perdelik versiyonu izlemiş; Puccini’nin ilk büyük başarısı bu eserle olmuştur. Eser Prevost’nun ruhi durumunun çok üstündedir ve librettosu Amerika’da geçen bölümü kapsamasına rağmen orijinalinin duygusunu yakalayamamıştır. Puccini asıl metin yazarıyla yollarını ayırdıktan sonra basımcı Giulo Ricordi ile Illica’nın karalamaları üzerinde çalışmaya başlamıştır. Sonuç yine de tatmin edici değildir; çünkü operada ne sevgililerin Amiens’ten kaçtıktan sonra yaşadıkları kısa beraberliğe ne de Manon’un Des Grieux’yü terk edişine yer verilmemiştir. Hikayenin en son versiyonu, Henze’nin eseri modern zamana taşıdığı “Boulevard Solitude” adlı eseridir.

Manon balesinin senaryosu, Prevost’nun yorumuna diğer dramatize edilmiş versiyonlardan daha yakındır. “G.M” ne Guillot de Monfontaine (Massenet) ne de Geronte (Puccini) olarak verilmemiş, sadece basit bir şekilde yorumlanmıştır. Baba ve oğul ise bir karaktere indirilmiştir. “G.M” Yaşlı Beyefendi olarak seyirciye sunulur, ağabey olarak doğru konuma getirilen Lescaut, Prevost’da olduğu gibi vurulur (Massenet son sahnede önemli bir rol oynaması için Lescaut’yu hayatta bırakmıştır). Sevgililerin son mutluluk anı, G.M’nin polisle birlikte işbirliği kurması sonucu bozulur. Amerika sahnesi, üçüncü perdenin tümüyle orada geçmesi sonucu hak ettiği konuma ulaşır. Manon’un sonsuz çekiciliği bu şekilde başka bir yoruma olanak vermiş ve sevgililer yeni bir formda birleşmişlerdir.

Alan BLYTH (Çeviren; Yiğit GÜNSOY)

 

iLGiLi HABERLER / YAZILAR