
Sevgili Okurlar,
Dün okuduğunuz “Bu Ne Utanmazlık” başlıklı yazım, ne zamandır “Türk Beşleri” ve başarılı sanatçılarımız aleyhine kampanya sürdürenlere karşı benim tepkimdi. Bu tepkide yalnız değilim. Değerli sanatçılar, solistler, dinleyiciler ve sıradan vatandaşlar yapılan hakarete tepki yağdırıyor.
Tepkiler arasında bir mektup var ki defalarca okuyup gözyaşlarıma hâkim olamıyorum.
İyilikle kötülüğü, güzellikle çirkinliği karşı karşıya getirdiği için… Yüreğimi avuçlar arasına alıp okşadığı; vicdanımı kucakladığı, yaralarımı sardığı için… Daha güzel bir gelecek umudunu yeşerttiği için… Gençlerden gelen bu mektubu sizlerle paylaşıyorum.
Tek değişiklik yaptım: Mektup, o karalamayı yapan gazeteciye hitaben yazılmıştı. O hitabı, o ismi kaldırdım.
‘Biz’ Kimiz?
“Konuya girmeden önce ‘BİZ’ler kimiz önce bunu paylaşmak istiyoruz sizinle.
Bizler Türkiye’den uzakta yaşayan, dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış 200’den fazla öğrenciyiz. Bazılarımız teorisyen, bazılarımız besteci, piyanist, kemancı, çelist, klarnetçi, tromboncu, trompetçi, obuacı, viyolacı, orkestra şefi, çembalist bazılarımız da müzikolog.
Aslında ne ararsanız var, biz bile bu kadar büyük, bu kadar kalabalık olduğumuzu bilmiyorduk, ama siz bilin!!!
Okuduğumuz okullara öyle kolay girmedik. Çok aşamalı özel yetenek sınavlarıyla kabul edildik, kendi ülkelerinde oldukça kıymet gören, profesyonel ve donanımlı rakiplerimizle yarıştık, kazandık!!! Bunlar için sandığınızdan çok çalıştık, emek verdik, başardık!
Bazılarımız bulunduğumuz ülkelerin devlet burslarını aldı, Türkiye’ye, ailelerine yük olmamaya gayret etti. Bu bursları almak da kolay olmadı, YABANCI’lığımıza rağmen yine yarıştık, yine kazandık!
Bazılarımız ise o kadar şanslı olmadı, hem çalıştı, hem okulunu okudu ve iyi derecelerle bitirip ülkesini de en güzel şekilde temsil etti.
Aramızda çok başarılı, kariyer yapan değerli arkadaşlarımız, ustalarımız da var, okullarına devam eden öğrenciler de. Kimilerimiz bulunduğu ülkelerde konservatuvar dengi müzik yüksek okullarında öğretim görevlisi bile oldu, yani ‘tereciye tere satıyor’ ne garip değil mi???
Uluslararası yarışmalarda çok ciddi dereceler ve hatta dünya birincilikleri, CD’ler, övgü dolu kritikler, hatırı sayılır operalarda başroller, muazzam konserler… daha neler neler!!! Bunlar da çok garip değil mi?
Ülke ‘Sizin Gibilere’ Kalmasın Diye
Bazılarımız dünyanın önemli sanat platformlarında, bazılarımız ise henüz okul koridorlarında temsil ediyoruz ülkemizi. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana süregelen bu bilgi alışverişi ‘KIVILCIM’ olarak gönderilen, ‘ALEVLER’ olarak ülkelerine geri dönen büyüklerimiz sayesinde bugüne kadar yaşayabildi.
Bizler gibi bu yollardan geçmiş yüzlerce müzisyen arkadaşımız, büyüğümüz aldıkları eğitimi yurtdışı deneyimiyle de derinleştirip iyi işler yapmak üzere ülkemize dönmüşken Türkiye’de bir yandan sizin gibilerle savaşıyorlar, bir yandan da sanatlarını icra edip, öğrenciler yetiştiriyorlar ülke ‘sizin gibilere’ kalmasın diye.
Çok zor iş çok!!!
Ama hepimizin ortak bir noktası var:
Her birimiz ‘Türk beşleri’ yerine cüret ettiğiniz cahilce bir yakıştırmayla andığınız değerli hocalarımızın kurduğu okullarda yetiştik, onların ve değerli öğrencilerinin öğrencileri olduk. Bundan da her zaman onur duyduk. Bizler, bugün bulunduğumuz yere onlar sayesinde geldik ve bunu hiç unutmadık.
Bir süredir devam eden ‘Türk Beşleri’ polemiğini üzüntüyle takip ediyoruz. Türkiye’de bulunan kıymetli sanatçılarımızdan aldığınız cevaplar bilgisizliğinize ilaç olur diye ümit ettik, özür diler, susarsınız diye düşündük ama maalesef siz bu hoyratlığı devam ettirdiniz, hem de alçakça!!!
Bizler şunu anladık; sizler kötü insanlarsınız!
Bizler ise iyi insanlarız!
Çünkü bizler emek emek güzel işlere imza atarken, sizler, ‘Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olduğunuz’ yetmiyormuş gibi oturduğunuz yerden en başta bizim kıymetlilerimize, sonra da başarılarımıza, inandıklarımıza ve bizlere dil uzatıyorsunuz.
Konuşmaktan, sataşmaktan asla çekinmeyin, çünkü bu haliniz bizim başarı azmimizi daha da körükler.
Bizler dünyanın her yerinde ülkemizin adını başarılarımızla duyurmaya devam edeceğiz.
Asla unutmayın, ülkemizin geleceği bizleriz!!!
Yıpratma politikalarına malzeme etmeye cüret ettiğiniz önemli büyüklerimizin gönüllü savunucuları olarak TV programınızda ve köşenizde özür dileyene kadar bu işin takipçisi olacağız.”
Mektup burada bitiyor .
“Türk Beşleri”nden Ulvi Cemal Erkin’in kızı İçten Erkin, “Bir anlamda dizlerinde büyüdüğüm, çalışma koşullarını, eğitimci tutkularını çok iyi anımsadığım besteci büyüklerimin şu anda omuzlarımın arkasından gençlerin iletisini okudukları ve huzurlu oldukları duygusunu yaşıyorum” diyordu. Ben de buna inanıyorum. Ve Sayın İçten Erkin gibi ben de, hepimizi çok yaralayan bir konuda “bu çok duyarlı, her şeyi anlatan mektup” aracılığıyla tüm tepki gösterenlere teşekkür ediyor, iyi ki varsınız diyorum.
Hepinize mutlu, sağlıklı, her tür şiddetten arınmış bir yeni yıl diliyorum.
Cumhuriyet / Esintiler (31.12.2010)
iLGiLi HABERLER / YAZILAR