|
23 Şubat 2009 Leyla Gencer’in Sesi Boğaz’daydı…
Geçen Pazardı. Ortaköy meydanı her Pazar olduğu gibi doluydu. Ama bu kez farklı bir doluluktu. Çoğu önceden haberliydi. Gazetelerden öğrenmişlerdi… Haberi olmayanlar o sesi duyunca artık uzaklaşamaz oluyordu…Önder ve Tuncer Akdere kardeşlerin kahvesi, çay evi çoktan dolup taşmıştı. Olsun o ses yan kahvelerden de duyuluyordu, meydanın orta yerinden de… Yan kahveler de doluydu…
O sesi duyan, yüzünde muhteşem bir gülümseme, bir köşeye yerleşiyor ve şarkıyı dinliyordu…
O ses Meydana, meydandan Boğazın sularına, rüzgara yayılıyordu.
O ses, kulaklarımızda, içimizde, yüreğimizde yankılanıyordu…
O ses, Leyla Gencer’in sesiydi. O ses, o söyleme biçimi bir mucizeydi… Bütün o kayıtlar bir mucizeydi… O Pazar sabahı bir mucizeydi… Orada bulunmak, orada olmak bir mucizeydi…
Andante Dergisi Türkiye’nin yanılmıyorsam tek klasik müzik dergisi. Yılda 6 kez yayınlanır ve her sayısı dolu doludur. (Hele festival sayısını bir görseniz!)
Andante Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bali ve Yayın Kurulu, piyanist Emir Gamsızoğlu, Mehmet Ali Alabora, Ali Pınar, Feyzi Erçin Ortaköy meydanında “Leyla Gencer’in Sesi yankılanıyor Boğaziçi”nde etkinliğini düzenlediklerinde doğrusu bunca isabetli, başarılı, ağlanılası güzellikte olabileceğini düşlememiştim.
Harika bir müzik sistemi kurmuşlardı. Bir masa dolusu CD ‘den seçtikleri aryaları bize dinletiyorlardı dev hoparlörlerden… Opera temsillerinden, resitallerden kayıtlar… En popüler olanlardan, Norma’nın “Kutsal Bakiresi”nden (Casta Diva) tutun bugüne dek hiç ama hiç ortaya çıkmamış 1950′lerden kalma bir iki dakikalık bir kayıt, Mozart’ın “Halelujah” sına…
Tam iki saat sürdü bu ziyafet…Eşsizdi… Orada bulunan herkes o ses etrafında kenetlenmişti.
İşin güzel yanı: Bu gençlerin, bu olayı her yıl Leyla Gencer’ın ölüm yıldönümünden sonraki ilk Pazar günü tekrarlama niyetleri… Evet, evet, evet!
Açıklayalım :
Bugüne dek çok yazdım, çok söyledim ama herhalde anlatamadım. Hala Leyla Gencer’in hiç kaydı yok, ya da tek tük kaydı var sanılıyor. YANLIŞ!
O gün Ortaköy’de Serhan Bali de söylüyordu: Bugün Leyla Gencer’in 300′e yakın yayınlanmış kaydı var. ( www.Leylagencer.eu internet sitesine girerseniz görürsünüz) Ve bunlar bir zamanlar korsan çekilmiş bile olsa, bugün plak sanayinin dolaşımında “resmi” kayıtlar! Başka nasıl söylesek ki!
Peki ülkemizde neden rahatlıkla bulunmuyor? Bu sorunun yanıtını herhalde bizim toplumumuzun önceliklerinde aramak gerekiyor. Bu soruyu Türkiye’deki plak şirketlerine, kayıt şirketlerine, plakçılara sorduğunuz gün, bizim ülkemizde de bu kayıtlar satın alınır duruma geliriz.
Bir açıklama daha: (Reklam gibi olmasın ama… Ya da olsun!) Okurlar benden ha bire “Tutkunun Romanı:Leyla Gencer” kitabını istiyor… Ah işte bunu benden değil, kitapçınızdan istemelisiniz! Doğan Yayıncılık geçen hafta kitabı yeniden bastı. Kimsenin haberi olmasa da, birinci değil, onuncu baskısı olduğundan vitrinlerde, kitapçılarda görmeseniz de bilin ki, depolarında, bir köşede vardır… Benden söylemesi…
Cumhuriyet / 13.06.2008
iLGiLi HABERLER / YAZILAR |
|
Geçen Pazardı. Ortaköy meydanı her Pazar olduğu gibi doluydu. Ama bu kez farklı bir doluluktu. Çoğu önceden haberliydi. Gazetelerden öğrenmişlerdi… Haberi olmayanlar o sesi duyunca artık uzaklaşamaz oluyordu…