Biliyorum, çok geç kaldım… Gidip görmekte, coşup heyecanlanmakta, bu heyecanı sizlerle paylaşmakta, “Heeeey ne duruyorsunuz, gidin o mekânı mutlak görün, orada mutlak bir opera, bir konser yaşayın” diye haykırmakta, çok çok geç kaldım!
Kadıköy’deki Süreyya Opera Binası’ndan söz ediyorum.
İstanbul içinde Kadıköy, bana göre zaten kurtarılmış bir bölge. Ama Kadıköy Bahariye Caddesi’ndeki Süreyya Opera Binası, sonsuz değerli kurtarılmış bir “mücevher”!
Neden mi “kurtarılmış” diyorum… Yaşayanlar biliyor, bellek zedelenmesine, akıl tutulmasına, ruh tutsaklığına uğramayanlar bal gibi biliyor. Biliyor ve anımsıyoruz:
Tepebaşı Dram Tiyatrosu’nun yandığını… Yerine kurulan Deneme Sahnesi’nin yıkıldığını… Aksaray Belediye Tiyatrosu’nun ve Şehzadebaşı’ndaki Ferah Tiyatrosu’nun yandığını… Aksaray Küçük Opera’nın önce yanıp sonra işhanına dönüştürüldüğünü… Beyoğlu’ndaki Komedi Tiyatrosu’nun konfeksiyoncu, Gen-Ar Tiyatrosu’nun mimarlık bürosu, Elhamra ve Ses tiyatrolarının sinema olduklarını biliyoruz…
Son olarak, Muhsin Ertuğrul’un adını taşıyan, Harbiye Şehir Tiyatrosu’nun adeta işkence edile edile yıkıldığını da biliyoruz…
Şimdilik yıkımdan kurtulduysa da AKM’nin onarıma girdiğini biliyoruz…
Bildiklerimizi üst üste koyunca bu kurtarılmış mekân için başta Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk olmak üzere emeği geçen, katkıda bulunan herkesi kutlamak gerek. Düş ve düşüncenin eyleme dönüşmesini tetikleyen Murat Katoğlu ve mimar Ersen Gürsel; restorasyondan sorumlu mimar Cafer Bozkurt, sahne tasarımı ve dekorasyondan sorumlu Metin Deniz, Gökhan Dinç’i, tavan freskleri ve pano resimleri gerçekleştiren Naci Kalmukoğlu (Nikolay Kalmukov) ve daha nice insanı kutlamak gerek.
Süreyya İlmen (1874-55), eserinin bugünkü halini görseydi sonsuz mutlu olurdu.
Beni gecikmeli de olsa Kadıköy yakasına yollatan uluslararası İstanbul Müzik Festivali’ndeki üç piyanist, üç konçerto etkinliği oldu.
Hakan Şensoy yönetiminde Milli Reasürans Orkestrası’yla üç genç virtüözü ayrı ayrı ve bir arada o mekânda dinlemek sonsuz bir mutluluktu: Alexander Melnikov, Muhiddin Dürrüoğlu ve Özgür Aydın’ın solist olarak yorumladıkları Beethoven 2 piyano konçertosu; Bach 2 piyano konçertosu ve Mozart 3 piyano konçertosunda ustalıklarını döktürdükten sonra, alkışları üç afacan çocuk gibi aynı kuyruklu piyanonun başına ilişip Rossini’nin “Sevil Berberi” aranjmanını altı elle çalmaları duyulacak ve görülecek bir şeydi!
Siz benim gibi yapmayın, geç kalmayın. Her fırsatı değerlendirip, eğer hâlâ gitmedinizse gidin görün Süreyya Opera Binası’nı. Gitmişken de bu yapının tarihini, geçmişini, mimari özelliklerini açıklayan, özenle ve titizlikle hazırlanmış kitapçığı mutlak edinin…
Önümüzdeki mevsim, İstanbul Devlet Opera ve Balesi, temsiller için bu mekânı kullanacak. Yalnız Kadıköy için değil, tüm İstanbul için eşsiz bir kazanım.
Cumhuriyet / 15.06.2008
iLGiLi HABERLER / YAZILAR