Önceki akşam Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde oyunculuk sanatını kanatlandıran Kevin Spacey’den ve risk almaktan çekinmeyen, uç noktalardan dolaşmayı göze alan yönetmen Sam Mandes’in yorumundan “III. Richard”ı izledim. Benim için muhteşemdi! (Teşekkürler Dikmen Gürün ve İKSV, teşekkürler Vodafone.) Temsil sonrasında tanıma olanağı bulduğum Spacey, cana yakın, ekibine, rol arkadaşlarına hayran, alçakgönüllü kişiliğiyle dikkat çekiciydi…
Ama şu anda aklımda fikrimde ne Shakespeare ne de Spacey… Günlerdir bilet bulamayanların yakınmalarından; “Biletler niye bunca pahalı?”, “Neden daha büyük salon seçilmedi ki?” diye hiç düşünmeden soru soranlardan yorgun düştüm… Tüm bunların tek yanıtı var:
İSTANBUL’DA SALON YOK! İSTANBUL’DA SALON YOK! İSTANBUL’DA SALON YOK! İSTANBUL’DA SALON YOK! İSTANBUL’DA SALON YOK! İSTANBUL’DA SALON YOK!
Tiyatro – opera – bale temsillerinin sunulabileceği, sahnesi bunlara olanak tanıyan salon yok!
AKM – Kültürel Belleğimiz!
Sahne olanakları elverişli tek büyük salon AKM – Atatürk Kültür Merkezi’ydi. Donanımı mükemmeldi. Sadece ‘opera ve bale’ için yapılmıştı. Konserlere, kongrelere, farklı toplantılara da açıldı. Neredeyse 50 yıl hizmet gördü. Mimar Hayati Tabanlıoğlu’nun eseriydi. Toplumun belleği, kültürel belleği oldu.
2005 yılında AKP iktidarı yıkılsın dedi, onarım pahalı, yeniden yapılsın dedi… Elbet onarım gerekliydi. Yıkıma STK’ler tepki gösterdi.
Bölge sit alanı ve yapı birinci grup anıtsal yapı olarak tescil edildi. Yani korunması için yasal dayanak vardı. Böylece yıkım durduruldu.
2007’de onarım için boşaltıldı. Onarım işini Hayati Bey’in çocukları Murat ve Melkan Tabanlıoğlu üstlendi.
Koruma Kurulu üzerine baskılar baskılar, tescili kaldırsın diye. Sonunda tescil kararıyla çelişen bir proje onaylandı. Bunun üzerine Sanat-Sen “yürütmenin durdurulması” davası açtı. Mahkeme yeni projeyi iptal etti…
2008’de tüm taraflar bir araya geldi. Anlaşma oldu. 2009’da dava kapandı.
Ayıptır Utanın!
O gün bugün yani 2009’dan beri, Kültür Bakanlığı, Avrupa Kültür Başkenti 2010 Ajansı topu birbirine attı tuttu…
Unuttunuz mu 2010 İstanbul, Avrupa Kültür Başkenti’ydi… Bu namı alırken de ölçütlerin, amaçların biri “kültür mekânlarının korunması ve yeni kültür mekânlarının kentlere kazandırılması”ydı.
Alın size AKM… Neredeyse 5 yıldır boş duruyor, ölüme, çökmeye, yıkıma terk edildi.
Bakanlık hâlâ, “Sendika dava açmasaydı…” deyip duruyor!
Ajans 2010 “Paramız kalmadı ki…” dedi durdu…
Bugüne dek Cumhuriyet’te Egemen Berköz, Evrensel gazetesinde Üstün Akmen dışında kimse birilerinin yalan söylediğini ortaya koymadı.
Ayıptır, utanın! Hesap sormak gerek. İstanbul Senfoni Orkestrası’na sahne yok. İstanbul Filarmoni Orkestrası’na sahne yok. İstanbul Devlet Opera ve Balesi’ne sahne yok, prova yeri yok, koşullar içler acısı (Ama bu başka bir yazının konusu!) İstanbul Devlet Tiyatrosu sinemadan bozma sahnelerde oynamak zorunda…
Kültür Bakanı Ertuğrul Günay açıklamak zorunda:
2010 yılında AKM NEDEN onarılmadı?
NEDEN hâlâ dava yüzünden elleri kolları bağlı gerekçesi yayılmakta?
2010 Ajansı onarıma kaynak ayırdı mı? Ayırmadıysa NEDEN? Ayırdıysa bu paraya ne oldu?
Soruların yanıtını beklerken, belirtmeden geçemeyeceğim:
Başbakan’ın talimatıyla AKM’nin çürümeye, yıkılmaya, yok olmaya terk edildiği her yerde söyleniyor, konuşuluyor. (Bugüne dek sürdürülen icraata bakınca, hani insanın inanacağı geliyor!)
İşte bu nedenle diyorum: AKM’yi Somali’ye taşıyalım… Belki o zaman ilgi alanınıza girer…
Cumhuriyet / Esintiler (07.10.2011)
iLGiLi HABERLER / YAZILAR