Yorum Ekleyin   |                                                                                                                                                                                               11 Ekim 2009
 
Vals Ritminde Romantizm

Verdi’nin mektupları, gelecek nesillere yol göstermek için yazılmadığından son derece açık ve sadedir. Bu mektupların basitliği, bizi yanlış bir düşünceye sevk edip, Verdi’nin kendi deyimiyle “Roncole’li basit bir köylü” olduğuna inanmamıza sebep olabilir. Verdi’nin içinde var olan halka ait olma isteği, onun sahte onur madalyaları almasına veya sadece kendi operalarının oynanacağı bir “Verdi Opera Binası” kurulmasına engel olmuştur. Aynı zamanda sahip olduğu bu düşünce, gerçek bir dahilikten köklerini alan sanatını da etkilemiştir. Eserleri, çok geniş halk kitlelerine ulaşmıştır. 

Verdi, dinleyicilerini, onların ne beklediğini iyi biliyordu. İtalyan opera geleneğinin devam etmesi gerektiğine inanıyordu. Bu gelenek, Verdi’nin zamanında Wagner tarafından ciddi bir tehdit altındaydı. Verdi, yeni fakat aynı zamanda da son derece italyan bir müzik bestelemesi gerektiğini biliyordu. Karakterleri betimleyecek, onların arasındaki kişilik farklarını ortaya çıkartacak, librettolarının yoğunluğunu aydınlatacak besteler yapabilmek için yeni, fakat seyirciler tarafından da kabul edilebilecek bazı değişikliklere yönelmesi gerekliydi. Leitmotiv kavramı almanların zihnine dahi Richard Wagner tarafından yerleştirilmişti. Mozart’ın tonlar arasındaki ilişkileri kullanarak yaptığı yorum tekniği, Verdi dinleyicileri için çok gelişmiş bir bilgi oluyordu. 

Temasal ve armonik eklemelerden uzak duran Verdi, becerikli ve kurnaz bir biçimde ritme yöneldi. Verdi’nin, belirli bir zaman işaretini, tematik bir fikir olarak kullanmasındaki olağanüstü beceri, ne kadar üstün bir müzikal zekaya sahip olduğunun kanıtıdır. Verdi’nin dehası, Pallas Athene’nin aksine, büyük bir olgunluğa ulaştıktan sonra ortaya çıkmamıştır, ilk operalarının sıradan olduğu düşüncesi ise tümüyle geçersizdir. 

Verdi’nin prensibi, dinleyicileri ritmik modellerle duygulandırmak üzerine kurulmuştur. Belirli bir tempo, belirli bir duygu uyandırır, aynı temponun başka bir sahnede kullanılması, bir önceki tepkinin verilmesine neden olur. Bir bakıma bunlar Wagner ve Mozart’ta da olan şeylerdir.Leitmotiv’in herhangi bir zamanda tekrarlanması, daha önce hangi bağlamda çalınmış olduğunu akla getirir. Mozart operalarında tanımlanabilir his, belirli anahtardaki müziğe karşı kasların gösterdiği tepkiyle ortaya çıkar.Verdi’nin başarısı, dinleyiciyle doğrudan oluşan en temel unsura bağlıdır. Verdi, empati yaratmada öylesine ustalaşmıştır ki, La Battaglia Di Legnano operasının ilk temsilinde, erkek kahraman kulenin penceresinden, ölümü bile göze alarak atladığında, Teatro Costanzi’nin balkonunda oturan alay çavuşu, tenorun yaptığı hareketi tekrarlamıştır. Bir anda, müziğin fırtınalı ritmine kendini kaptıran çavuş, aklını kaçırmışçasına üniformasını yırtıp, balkon korkuluklarından orkestra çukuruna atlamış, şaşırtıcı bir şekilde ne kendisi, ne de herhangi bir orkestra üyesi yaralanmamıştır. Müzik tarihinde, bundan daha ateşli bir etki başka hiçbir besteci tarafından elde edilememiştir. 

Diğer yandan, Verdi’nin ritmlerine karşılık vermeyen, hatta sıkılan aşırı hassas eleştirmenler, tekrar eden ölçülerin psikolojik sebeplerini anlayamamıştır. Örneğin La Traviata, ¾’lük ritme odaklı bir eserdir.

La Traviata’daki vals ritmlerinin farkına varan eleştirmenlerden ne kadar azının, bu ritmlerin opera içinde oynadığı dramatik önemin farkına vardığı şaşırtıcıdır. La Traviata’nın ilk temsil eleştirilerinin yazıldığı The New York Times ve New York Herald (4 Aralık 1856) eleştirmenleri,sadece birinci perdedeki valslerden bahsetmişlerdir. Tribune için yazan eleştirmen, valslerin “uygun” olduğunu fakat “çok iyi olmadığını” yazmış, “usta detaylardan yoksun” olduklarını eklemiştir. Yetmiş dokuz yıl sonra Metropolitan Operası’nın açılışı için yazılan eleştiri şöyledir: 

“Eski opera, her temsilinde ayrı bir güzelliğini ortaya koyuyor. Üçüncü perdede, Violetta’nın, Flora’nın partisine geldiği zaman çalan ve neredeyse sahne boyunca devam eden hafif stakato vals, böylesi nazik bir durumu yansıtmasındaki ustalıkla beni bir kez daha etkiledi. Birbirinden uzaklaşmış olan aşıklar, kendilerini aynı partide bulurlar. Besteci için zor olan şey, iç çatışması yaşayan iki sevgilinin duygularını yansıtabilmek ve misafirlerin onlara karşı olan tavırlarını ortaya çıkartabilmektir.

Verdi’den daha az veya daha çok yeteneğe sahip herhangi bir besteci, tüm bu duyguları ayrı ayrı yansıtmaya çalışırdı. Fakat kendi sınırlarının farkında olan Verdi, herhangi bir aksaklık yaşamamak için, sahnenin genel ortamını yansıtmakla yetinir. Orkestranın ¾’lük zamanda çaldığı müzik, hem geri plandaki dans müziğini, hem misafirlerin kuşkularını, hem de aşıkların moral bozukluğunu aynı anada yansıtır.”

Operanın derinlemesine bir incelemesi yapıldığında, sadece sevgililere ait müziğin vals ritminde olduğu ortaya çıkar. Operanın açılışında Violetta, geç  gelen misafirlerini karşılarken eğlence müziği 4/4’lüktür. Vals melodisinin ilk defa kulağımıza geldiği an, Gastone’nin Alfredo’yu Violetta’ya tanıştırdığı andır. Fakat bu anda Alfredo, hala uzak bir hayran konumunda olduğu için müzik, 4/4’lük bir vals ritmi üzerine bestelenmiş bir melodidir. 

Bu vals benzeri melodi, aşıların ilk karşılaşma sahnesi boyunca sürer. Kesildiği tek an, Baron’un Alfredo’yu sevmediğini söylediği bölümdür. Müzik, bir anda tekrar baştaki eğlence müziğine döner fakat bu sefer daha yüzeyseldir. 

İlerleyen sahnede, önce Alfredo, sonra da Violetta, aşk ve onun getirdiği mutluluğu över. Hemen akabinde ilk defa beraber dans ederler, fakat Violetta bir öksürük krizine tutulur, onunla beraber kalan Alfredo, aşkını dile getirir. Tüm bu sahne, “Libiamo ne’lieti calici (3/8 allegretto)” Alfredo- Violetta aşkının bir parçası olduğu için üçlü zamandadır.

Devamında sahne gerisinden gelen dans müziği yer alır. (3/4’lük allegro brillante) 

Bölüm “Un di felice (3/8 andantino) ile sona erer. Violetta, Alfredo’yu yeniden göreceğine dair söz verir. (3/4 allegro brillante) 

Misafirler, gitme hazırlığı  içindedir, Violetta onlara 4/4’lük bir müzikle veda eder. Yalnız kaldığında düşünceleri Alfredo üzerinde odaklanır. “Beklediğim kişi acaba o mu?” (Ah, fors’ é lui, 3/8 andantino) “Hayır bu bir çılgınlık” kararına varır. Alfredo’nun aşkını reddedişi (Follie! Follie! Delirio vano é questo!) 4/4’lüktür. Birinci perdenin son valsi “Sempre Libera” da Alfredo, sahne gerisinden aşkın neşesini ve gizemini öven bir şarkı söylerken duyulur (3/8 andantino) Aynı anda Violetta, onu sevmemesi gerektiğini ve hayatına olduğu gibi devam edeceğini, yüzeysel aşklar yaşaması gerektiğini 6/8’lik allegro brillante bir müzikle söyler. 

Orkestra ve Violetta bu anda hemfikir değildir. Verdi’nin vals müziğini sadece aşıkların ilişkisi iyi giderken kullandığı yolundaki tez, ikinci perdede sevgilileri mutlu bir şekilde yaşarken gördüğümüz için çürütülür. Verdi bu bölümde, müziği kelimelerin üzerine çıkartmıştır. Bu son, hızlı ve pırıl pırıl vals, yalnızca Violetta’nın tutkusunu ortaya çıkartmaz, aynı zamanda seyircilere, Violetta’nın farkında olmadan ne kadar derin bir aşk içinde olduğunu da anlatır. 

“De’miei bollenti spiriti” Alfredo’nun aşk şarkısı, doğal olarak ¾’lüktür, fakat Annina’nın sahneye girişiyle zaman 4/4’lük olur ve böyle devam eder. Çükü Alfredo, yalnız kaldığında aşkını düşünmeye devam etmez, kendini eleştirir. 

Violetta, sahneye Alfredo çıktıktan sonra girer ve oğlundan vaz geçmesini isteyen baba Germon ile karşılaşır. Violetta, Alfredo’yu ne kadar çok sevdiğini söyleyene kadar müzik 4/4’lüktür, fakat “Non sapete quale affetto” (Onu ne kadar çok sevdiğimi bilmiyorsunuz) bölümünde 6/8’lik vivacissimo’ya döner. Germont 2/4’lükte ısrar eder, sonuçta Violetta, Alfredo’dan vaz geçer. Fakat müzik bize, bu hareketin sadece ona karşı hissettiği büyük aşktan dolayı yapıldığını anlatır. “Dite alla giovine” (Kızınıza söyleyin ki biri onun için her şeyini kaybetti), 6/8’lik zamanda bir valstir. 

Violetta, Alfredo’yu bırakmaya karar vermiştir. 4/4’lüğe aniden dönülmesi, onun Germont’un emrine uyacağını belirtir. 

Zaman, düetin sonuna kadar değişmez. Germont ayrılır, Violetta Alfredo’ya veda eder, Alfredo, babası sahneye girerken ona yazılmış olan notu alır. Germont, Alfredo’ya  evlerine dönmeleri için yalvarır. Alfredo, ona cevap vermez, düşünceleri başka yerdedir. Zaman ¾’lüğe geçtiği için aklındaki kişinin Violetta olduğunu anlarız. 

Perde, Alfredo’nun zedelenen onuru için intikam alacağını söylemesiyle biter. Fakat bunu söyleyen Alfredo’nun içindeki aşk bitmiştir. Müzik 4/4’lüktür. 

Üçüncü perdedeki ilk vals, Violetta’nın sahneye girişiyle başlar. Bu bize, Violetta ve Alfredo’nun  hala birbirlerine aşık olduklarını anlatır. (Yukarıda alıntı yapılan  eleştiri bu sahneden bahsetmektedir.) Alfredo’nun Violetta’yı afişe etmesi ve devamındaki müzik, doğal olarak 4/4’lüktür. İçindeki aşkın öldüğü açıktır. Fakat ilginç olan yön, finalin 4/4’lük olmasına rağmen, Violetta’nın söylediği bölümün yoğun frazlanmış ve eşlikle iç içe girmiş olmasıdır. Böylelikle, Violetta’nın müziğinde adeta bir vals ortaya çıkmıştır. 

Dördüncü perdede Violetta, Germont’un mektubunu okurken, orkestra bize birinci perdedeki Alfredo’nun sözlerini fısıldar (3/8’lik) “Fakat çok geç” der Violetta, orkestra 4/4’lüğe döner. Alfredo geri geldiğinde geleceklerini 3/8’lik bir melodiyle planlarlar. 

Violetta’nın fazla ömrü  kalmamıştır, kalkmak istediğinde müzik, inatçı bir şekilde 4/4’lükte sabit kalır.Gücünü kaybediyordur. Baba Germont geldiğinde ölmek üzere olan bir kadınla karşılaşır. Violetta bunun farkındadır, aşkını son bir kez daha kanıtlar ve Alfredo’yu bu ayrılışa hazırlar. Müzik 3/4’lükten 3/8’liğe değişir. Violetta, canlandığını söyler fakat tam ölüm anında, Violetta’nın son iki notasında, zaman 3/8’likten 4/4’lüğe döner. 

Müzik bu zamandan perdenin inişine kadar 4/4’lükte devam eder. Opera boyunca olan tüm valsler aşkla ilgili bölümlerdedir. Üçlü zamanlar da (3/4,3/8 ve 6/8) bu fikirle sınırlandırılmıştır. Sadece bir tek istisna göze çarpar. Matador korosu. “Di provenza il mar” da, rahatlıkla ¾’lük bir eşlik kullanılabilirken neden matador korosu üçlü bir zamanda bestelenmiştir? Bariton aryasının melodisi 1856 yılındaki eleştirmene, Weber’in “Last Waltz” parçasını hatırlatmıştır, fakat “Di provenza” 2/4’lük bir zamandadır. Verdi’nin “Di provenza”yı bilinçli bir şekilde ¾’lük zamanda yazmayıp, vals müziğini sadece Alfredo ve Violetta’nın aşkını anlatmak için kullanırken, temel hikayeyle ilgisi olmayan bu koro parçasını üçlü zamanda yazması bir tesadüf değildir. Koronun anlattığı hikayedeki genç Piquillo, sevgilisiyle evlenmek için bir gün içinde tek başına beş boğayı öldürmelidir. Acaba bu hikaye, sosyal kuralları, geçmişi ve hastalıkları yenmesi gereken Alfredo ve Violetta’nın aşkının başka bir şekilde hatırlatılması olamaz mı? 

La Traviata, bir vals dizisidir, fakat bu acemi bir bestecinin işi değildir. Verdi’nin yaptığı, zarif bir şekilde olayı birleştirip ona yorumlarda bulunmaktır. “Sempre libera”da ,Violetta’nın bir fahişe olarak yaşamak istediğini söylemesine rağmen bizi ikinci perde de olacaklara hazırlar. Aynı şekilde, Violetta’nın Germont’un isteğini sadece aşkı yüzünden kabullendiğini bize yine müzik anlatır. Üçüncü perdede Alfredo onu aşağılarken Violetta’nın içindeki aşkın bitmediğini, yine Violetta’nın finalde söylediği melodiden anlarız. 

Wagner’in Leitmotiv’inden daha az belirgin ve Mozart’ın anahtar anlatımı tekniğinden daha gizemli bir yol kullanıp onların verdiği etkiyi aynı yoğunlukta elde edebildiği için Verdi, gerçek bir dahidir. Ayrıca La Traviata için vals ritminin seçilmesi, bin sekiz yüzlü yılların Paris’i için ideal bir anlatım ve zevk ürünü değil midir? 

Richard Stuart FLUSSER
Çeviren: Yiğit GÜNSOY

iLGiLi HABERLER / YAZILAR