02 Ocak 2011

 
Bildiri ve Açıklamalar

Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Çalışanları Yardımlaşma Vakfı (TOBAV)İzmir Şubesi Basın Bildirisi

Sayın İzmirli Sanatseverler ve Sayın Basın Mensubu Arkadaşlar,

Fatih Altaylı ve Murat Bardakçı’nın Habertürk TV, kanalında yaptıkları “Teke tek” ve “Tarihin Arka Odası” programlarında; çok sesli müziğimizin yüz akları olup Müzik literatüründe “Türk Beşleri “olarak anılan Sayın Cemal Reşit REY, Ulvi Cemal Erkin, Hasan Ferit Anlar, Ahmet Adnan Saygun ve Necil Kazım Akses’e “Türk leşleri” denilerek ağır hakarette bulunmuşlardır.

Toplumlarda yozlaşma; kültür,sanat,sanatçı ve sanat kurumlarının yıpratılması ile başlar. Günümüzde bu tür yayınlarla Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin değerleri yıpratılmaya çalışılmakta, Kimlik ve kariyerler kullanılarak yapılan sahte dayanaklarla gerçekler çarpıtılıp kamu oyu yanlış yönlendirilmektedir. Sahte demokrasi şemsiyesi altındaki fikir özgürlüğü söylemleri ile, yetişen genç kuşakların kafalarında Atatürk ve Cumhuriyet devrimlerine yönelik bilgi kirliliği ile kafa karışıklığı yaratılmaktadır.

Yıllar yılı Türkiye’mizi en şerefli bir şekilde temsil ederek doğal ve gönüllü tanıtım elçilerimiz olan; İdil Biret, Suna Kan, Suna Korat, Leyla Gencer, Ayla Erduran, Fazıl Say gibi saymakla bitiremeyeceğimiz nice ünlü sanatçılarımızın var oluşlarında Sayın “Türk Beşleri’nin emeği, etkisi ve de dolaylı birçok katkısı vardır. Çağdaş dünyanın ilgisini, beğenisini ve sevgisini kazanmış bu sanatçılarımız sadece Türkiye’ye değil tüm dünya kültürüne mal olmuş armağanlarımızdır.

Ne acıdır ki; çağdaş dünya onları bağrına basarken biz; “karşı devrim”e çanak tutma olarak tanımlayabileceğimiz bir tutumla “Türk leşleri” diyebiliyoruz.

Gerçekten bu deyişte bir sürç-i lisan yoksa bu durumu tutumu şiddetle kınıyor yapanlara yaptıranlara Yazıklar olsun! diyoruz ve: Kültür ve Turizm Bakanlığımızı ve Radyo Televizyon Üst Kurulunu göreve çağırıyoruz.

Müzik ve Sahne Sanatları’nın sarsılmaz devrimcileri Mustafa Kemal’in öncüleri olan TÜRK BEŞLERİ, iyi ki bu günleri görmediniz, sizler ışıklar içinde yatın ve bilin ki; devrimler sadece başlar, devrimler bitmez. Teslim ettiğiniz bayrak dalgalanmaya devam edecektir.

İsmail BİLEN
Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Çalışanları Yardımlaşma Vakfı (TOBAV)İzmir Şubesi Yön.Krl. Bşk.

Selçuk ESEN
Müzik Eğitimcileri Derneği (MÜZED) İzmir Şb.Yön. Krl. Bşk.

Altuğ DİLMAÇ
İzmir Çağdaş Kültür ve Sana Etkinlikleri Derneği (İZÇAKSED) Yön. Krl. Bşk.

Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı Basın Açıklaması

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

25.12.2010 tarihinde Habertürk TV Kanalı’nda yayınlanan “Tarihin Arka Odası” adlı programda, Cumhuriyetimiz müzik devrimlerinin temel taşları; Ahmed Adnan SAYGUN, Ulvi Cemal ERKİN, Cemal Reşit REY, Necil Kazım AKSES ve Hasan Ferit ALNAR hakkında ağır ve kabul edilemez hakaretlerde bulunulmuştur.

Aralarında kurucularımızın da bulunduğu sanatçılarımız hakkında yapılan yayını ve yayına katılanları, Cumhuriyet devrimlerinin savunucusu olarak şiddetle kınıyoruz.

Kamuoyunun bilgisine arz olunur.

Ulusal Müzik Konseyi Bildirisi

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Bir toplumun ulusal kültürünün, çağdaş uygarlıklar düzeyinin üstüne çıkması ve ülkedeki günlük yaşam kalitesinin yükselmesi; bilimin yanı sıra ancak sanat alanındaki verimli eserlerle olanaklıdır. Tıpkı eğitim gibi, ürünlerinin çok sonralarda alınabildiği bu alanlardaki çabaları değerlendirmek; neredeyse bir asır gerektirmektedir.

21.yüzyılın ilk yıllarını yaşadığımız bu günlerde, yeni yıla bir hatırlatma ile girmek isteriz. 405. ölüm yıldönümünde Karacaoğlan’ın, 165. ölüm yıldönümünde Dede Efendi’nin, 30. ölüm yıldönümünde Münir Nurettin Selçuk’un, 25. ölüm yıldönümünde Cemal Reşit Rey’in, 20. ölüm yıldönümünde Ahmed Adnan Saygun’un, 130. doğum yıldönümünde Osman Zeki Üngör’ün, 105. doğum yıldönümlerinde Ferid Alnar ve Ulvi Cemal Erkin’in, 100. doğum yıldönümünde Ekrem Zeki’nin müzik ve kültür alanındaki büyük çabalarına, aradan geçen yıllara karşın hem yerli hem de yabancı kaynaklarda yer verilmektedir.

Ülkemizin değerli müzik insanlarının yanında, özellikle de müzikle ilgili yabancı kurum ve kuruluşların; bestecilerimizin eserlerine gösterdiği ayrıcalıklı önem, her geçen gün daha da artmakta ve Çağdaş Türk Müziği bütün dünyada giderek daha da dikkat çekmektedir. Türk müzik sanatı, gerek bestecileri ve gerekse dünya çapındaki icracıları ile dünyanın önemli merkezlerinde değer görmekte, talep edilmektedir.

Türk kültürüne, eğitimine ve özellikle müzik sanatına; yayınları, eserleri, öğrencileri ve düşünceleri ile sağladıkları büyük katkının halen sürdüğü günümüzde, yukarıda söz edilenlerin dışında adını saymakta zorlandığımız nice değerli sanatçımız, hak ettikleri saygı ve minnetle anılmalıdır.

Önümüzdeki yıl 130.doğum yıldönümünü kutlayacağımız Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün; “Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü; müzikte değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir” sözünü önemle hatırlatır, yüce Türk Ulusu’nu “müzikçilerine sahip çıkmaya ve hak ettikleri saygıyı göstermeye” davet ederiz.,

Mersin Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nın Bildirisi

Kamuoyuna saygı ile duyurulur

25 Aralık 2010 tarihinde Habertürk TV kanalında yayınlanan “Tarihin Arka Odası” isimli programda, Murat Bardakçı’nın ağzından Fatih Altaylı’nın, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü ve Kültür Bakanlığı’nın teklifi, Bakanlar Kurulunun kararları ve Cumhurbaşkanı’nın onayıyla dördüne “Devlet Sanatçısı” ünvanı verilmiş olan, “Türk Beşleri” olarak anılan, hepsi de hakkın rahmetine kavuşmuş olan değerli hocalarımız Ahmet Adnan Saygun, Ulvi Cemal Erkin, Necil Kazım Akses, Cemal Reşit Rey ve Hasan Ferit Alnar’a ‘Türk Leşleri’ dediği belirtilerek ağır hakarette bulunulmuştur.

Opera ve senfonik müzik alanlarında birbirinden değerli eserler yaratan, piyano ve oda müziği için eserler besteleyen, bu eserleri gerek yurt içinde gerek yurt dışında (bazı önyargılı ve gerçekten bilgisiz kişilerce anlaşılmak istenmese de) defalarca çalınan, müzik eleştirmenlerince ve müzik çevrelerince gerçekten çok beğenilen değerli büyüklerimizin hiç biri Türk Beşleri olmayı talep etmemiş aksine tüm sanatsal başarılarının yanı sıra yurt dışı görevlerde ülkemizi başarıyla temsil ettiklerinden dolayı Türkiye Cumhuriyeti’nce bu onurlu ünvana layık görülmüşlerdir.

“Fransız Altılıları” ya da “Türk Beşleri” bir topluluğu işaret etmeyi amaçlayan güçlü ifadelerin müzik içerisindeki kişilerden çok, müzik dışından kişilerce ve çoğunlukla da kültürel-politik nedenlerle ihtiyaç duyulan araçlar olduğunu bilmek gerekir. Bu da başlı başına tartışılması gereken bir konudur. Eleştiriyi daha doğrusu saldırıyı yapanların yazılmış olan eserlerin ne kadarını dinleyebilmiş oldukları ise ayrı bir sorudur. Basit bir ifadeyle söz konusu beş bestecinin yazmış olduğu müziklerin yarısı dahi seslendirilmemişken, bu seslendirilenlerin de yarısının dahi kayıtları mevcut değilken nasıl oluyor da bu kanaate ulaşılabiliyor? Bu günü beğenmiyor ve daha iyisine layık olduğunu düşünüyor olmaları resmin tamamını gördükleri anlamına gelir ki, varolan gerçeklik bunun imkansız olduğunu söylemektedir. Durum böyleyken söz konusu programda tam olarak ne ve kime söylenmektedir ve ne yapılmak istenmektedir?

Çok uzun yıllardır içinden düşündüklerini bugün yüksek sesle söyleyebilme cesaretini bulan, müzik bilgisi neredeyse hiç olmayan kişilerce yapılan bu garip ve küstahça eleştirilerin hangi maksata hizmet ettiği çok iyi bilinmektedir. Türk Beşleri malum çevre ve kişilerin adlarını kirletme arzusuna rağmen çok önemlidir.

Rektöründen en alt mertebesinde çalışanına kadar Cumhuriyetimizin tüm değerlerine sahip çıkma sevdasında olan bir üniversitenin kurumu olan Mersin Üniversitesi Devlete Konservatuvarı, tüm öğretim elemanları ve öğrencileri ile Türk Beşlerine ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçılarına yapılan çirkin saldırıyı ve ağır hakareti şiddetle kınamaktadır.

Kamuoyunun bilgisine sunulur.

RTÜK’e Şikayet Dilekçesi

Radyo Ve Televizyon Üst Kurulu Başkanlığı’na

30 Aralık 2010, Ankara

25 Aralık 2010 tarihinde Habertürk TV kanalında saat 23.15′de yayınlanan “Tarihin Arka Odası” isimli programda, Murat Bardakçı’nın ağzından Fatih Altaylı’nın, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü ve Kültür Bakanlığı’nın teklifi, Bakanlar Kurulunun kararları ve Cumhurbaşkanı’nın onayıyla dördüne “devlet sanatçısı” ünvanı verilmiş olan, “Türk Beşleri” olarak anılan değerli, rahmetli besteci ve hocalar Ahmet Adnan Saygun, Ulvi Cemal Erkin, Necil Kazım Akses, Cemal Reşit Rey ve Hasan Ferit Alnar’a ‘Türk Leşleri’ dediği belirtilerek ağır hakarette bulunulmuştur. Bu hakaret kurulunuzca yapılmakta olan kayıtlarda mevcuttur, incelendiğinde açıkça görülecek ve işitilecektir.

Söz konusu program sırasında adlarıyla anılarak Türk Beşleri’nin aziz hatıralarıına, geride kalan aileleri, öğrencileri, sevenleri ve dinleyenlerini de derinden yaralayan bu hakaret “RADYO VE TELEVİZYONLARIN KURULUŞ VE YAYINLARI HAKKINDA KANUN”un 4. maddesinin (ı) bendinde düzenlenen yayın ilkelerine açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Bu aykırılık nedeniyle Üst Kurulunuz tarafından ilgililer hakkında cezai işlem uygulanmasını rica ederim.

Şefik Kahramankaptan
Gazeteci, Sanat Yazarı, Librettist
Çağdaş Sanatlar Vakfı Başkanı

İlgili maddeler:

Yayın İlkeleri

Madde 4 – (Değişik: 15/5/2002-4756/2 md.)

(ı) Kişilerin manevî şahsiyetlerine eleştiri sınırları ötesinde saldırıda bulunulmaması, cevap ve düzeltme haklarına saygılı olunması, soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberlerin soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayınlanmaması, saklı kalması kaydıyla verilen bilgilerin kamu yararı ciddî bir biçimde gerektirmedikçe yayınlanmaması.”


Uyarı, para cezası, durdurma ve iptal

Madde 33 – (Değişik: 23/1/2008 – 5728/469 md.)

Üst Kurul, öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmeyen, izin şartlarını ihlâl eden, yayın ilkelerine ve bu Kanunda belirtilen diğer esaslara aykırı yayın yapan özel radyo ve televizyon kuruluşlarını uyarır veya aynı yayın kuşağında açık şekilde özür dilemesini ister. Bu talebe uyulmaması veya aykırılığın tekrarı hâlinde ihlâle konu olan programın yayını, bir ilâ oniki kez arasında durdurulur. (Değişik cümle: 10/7/2008-5785/3 md.) Cezaya yol açan fiilde sorumlulukları belirlendiği takdirde programın yapımcısı ve varsa sunucusu da bu süre içerisinde hiçbir ad altında başka bir program yapamaz ve sunamaz.”

İstanbul Kültür Üniversitesi Resmi Bildirisi

T C İstanbul Kültür Üniversitesi,
 Sanat ve Tasarım Fakültesi,
Sanat Yönetimi Bölümü ve Akıngüç Sanat Merkezi’nin
 Kamu Oyuna Resmi Bildirisi


Atatürk Müzik ve Sahne Sanatları Devrimleri’nin Öncü Bestecileri, Türk Beşleri, Değerli Hocalarımız, Ahmed Adnan SAYGUN,Ulvi Cemal ERKİN, Cemal Reşit REY, Necil Kazım AKSES ve Hasan Ferit ALNAR’a, 25.12.2010 tarihinde Habertürk TV Kanalı’nda ,“Tarihin Arka Sayfası” adlı programda, “Türk Leşleri” iğrenç benzetmesiyle ağır hakarette bulunulmuştur.
Bizler bu Öncü Bestecilerimizin ülkemiz sanatına kazanımlarının
bilincindeyiz. Bu noktada F. ALTAYLI ve M. BARDAKÇI tarafından yapılan bu çirkin saldırıyı şiddetle kınıyoruz.
 Sanat Eğitimi verilen Bölümümüzde onların eserlerini 
hayranlıkla dinlemekte ve önemlerini her geçen gün daha çok fark etmekteyiz. Hepsi vefat etmiş bu Öncü Bestecilerimize yapılan ağır hakaret, aslında hepimize yapılmıştır.
Bu bağlamda; bize etik olarak da cevap hakkı doğmuştur. Buna göre, aynı programda Ahmet AKSES, Prof. Cihat AŞKIN, Şefik KAHRAMANKAPTAN, Kültür ve Turizm Bakanlığı MÜSTEŞARI ve 
 Bölüm Başkanımız Prof. Mesut İKTU’nun (Ya da belirlenecek başka isimler) konuk edilmesini talep etmekteyiz.


Kamuoyunun dikkatine arz ederiz.
 Saygılarımızla.

T. C. İstanbul Kültür Üniversitesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi,
Sanat Yönetimi Bölüm Başkanlığı ve Akıngüç Sanat Merkezi Genel Sanat Yönetmenliği

İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuvarı’nın Açıklaması

“Kamuoyuna saygı ile duyurulur

25 Aralık 2010 tarihinde Habertürk TV kanalında yayınlanan “Tarihin Arka Odası” isimli programda, Sayın Murat Bardakçı’nın ağzından Sayın Fatih Altaylı’nın, Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet sanatçıları olarak taltif edilmiş olan ve Türk Beşleri olarak anılan ve hepsi de hakkın rahmetine kavuşmuş olan Cemal Reşit Rey, Ahmet Adnan Saygun, Hasan Ferit Alnar, Ulvi Cemal Erkin ve Necil Kazım Akses’e ‘Türk Leşleri’ yakıştırması suretiyle ağır hakarette bulunmuş olduğu dinleyiciler tarafından vakidir.

Bu açıklama hem terbiye, hem de yayın etiği açısından Türk örf ve adetlerine, Türk kültürüne ve devlet şahsiyetlerine yapılmış ağır bir hakarettir. Kurumumuz, Türk Müziği’nin eğitim ve öğretiminin yapıldığı ilk devlet kurumu olması hasebiyle, Türk ve Batı Müziği arasındaki eski kavganın tekrar hortlatılmaması gerektiğine inanmaktadır. Kurum olarak, Türk müziğini büyük bir şemsiye altında düşünen konservatuarımız, Abdülkadir Meragi’den Itri’ye, Dede Efendi’den Münir Nurettin Selçuk’a, Aşık Veysel’ den Nida Tüfekçi’ye, Osman Zeki Üngör’den Cemal Reşit Rey’ e ve de Türk Beşleri’ne uzanan kültür mirasına sahip çıkmakla gurur duymaktadır. Her ne kadar geçmiş dönemlerde müziğimize karşı haksız tutumlara sebep olmuş bazı olaylar yaşanmışsa bile, bizim barışçıl vizyonumuzda Türk Beşleri’nin Çoksesli Türk Müziğine kazandırdıkları değerler Itri, Bach ve Pir Sultan Abdal’ın yanında eşit muamele görmektedir.

Sayın Altaylı ve Sayın Bardakçı’nın tutumu, müziğimizde bizim gayretlerimiz sonucunda son 20 yılda kazanılmış barışı baltalamaktadır. Bu mesnetsiz davranışlarının kimlere ve neye hizmet ettiği meçhuldür. Tarihte hiçbir ülke gazetecisinin kendi kültür değerlerine ‘leş’ adını taktığı görülmemiş ve işitilmemiştir. İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Müdürlüğü, Türk Beşlerine ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçılarına yapılan çirkin saldırıyı ve ağır hakareti şiddetle kınamaktadır.

Kamuoyunun bilgisine arz olunur.

Kınama ve Davet

Türk Beşleri’ni “leş” olarak nitelendiren, sanata ve sanatçılara hakaret edilmesine çanak tutup özendiren zihniyeti şiddetle kınıyorum. “Tarihi saptıranları”, “gerçekleri görmezden gelenleri” tarih de affetmeyecektir.

Kültür (ve Turizm) Bakanı’nı, Kültür Bakanlığı Müsteşarını, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü’nü, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nü, orkestraların genel müzik direktörlerini, Filarmoni Derneklerini, Opera Solistleri Derneği’ni, sanat ve müzikle ilgili vakıf ve dernekleri tepkilerini göstermeye davet ediyorum.

Tarih, bir takım “medya keşleri”ne bırakılamayacak kadar ciddi bir konudur. Kendini tarihçi olarak nitelendirenlerin tarihi tahrif ve sanatçılara hakaret etmelerine, hangi siyasi görüşe mensup olursa olsun, hangi çıkar ilişkisi içinde bulunursa bulunsun, “patron”larının da müsaade etmemesi gerekir.

Şefik Kahramankaptan
Gazeteci, Sanat Yazarı, Librettist
Çağdaş Sanatlar Vakfı Başkanı

iLGiLi HABERLER / YAZILAR