Öz-biçim ilişkisi önemlidir. CSO’nun “Atatürk’ü Anma Konseri”nin izlencesini gördüğümde, bu ilişkinin gözardı edildiğini düşündüm. Üç yapıtın yer aldığı programa bir Türk bestecisinin verimi de yerleştirilemez miydi? Neyse ki, solist, Atatürk’ün geleceği ve Cumhuriyeti emanet ettiği Türk gençlerinden biriydi. Özgür Aydın (d.1972), kariyerini Berlin merkezli olarak yurtdışında sürdüren, özellikle oda müziği alanında eşi Berlin Filarmoni’nin birinci viyolacısı Naoko Şimizu ve ünlü Japon keman solisti Midori’yle yaptığı ikili çalışmalarla giderek daha fazla duyuran piyanistimiz. Nitekim Ankara’ya da New York’tan geldi. Biz elimizde bayraklar Cumhuriyet Bayramı’nı kutlarken, Özgür de New York’ta Kaufmann Konser Salonu’nda 29 Ekim akşamı Midori ile Mozart, Şostakoviç, Schumann ve Schubert’in yapıtlarından oluşan zengin bir program sunuyordu.
Aydın, New York Times gazetesinin ünlü müzik eleştirmeni Vivien Schweitzer’den övgü aldı. Özgür Aydın’ın yeteneğini Midori ile eşdeğer gördüğünü ifade eden Schweitzer, sanatçımızın hünerini, konserin açılışında seslendirilen Mozart’ın K. 380 sıra sayılı eserinde açıkça ortaya koyduğunu vurguladı. Aydın’ın yapıtın dış bölümlerindeki aydınlığı ve iç bölümdeki lirizmi son derece ustaca verdiğini yazdı. Aydın, bu yüksek moralle geldiği Ankara’da, Mozart’ın re minör 20. Piyano konçertosunu, pamuk gibi tuşesi, iyi zamanlamasıyla hârika bir yorumla seslendirdi. Tabii, bunda konuk şef Stefan Asbury’nin yönetimindeki orkestranın olumlu eşliğinin de katkısı vardı. Asbury, bizim “At binicisine göre kişner” sözünü kanıtlarcasına Sibelius’un “Valse Triste” ve Elgar’ın, her bölümünde bir kişiyi betimlediği “Enigma Çeşitlemeleri”nde, özenli, yapıtlardaki ayrıntıları çıkartan bir yönetimle konserden zevk almamızı sağladı. Viyolonsel sololarda Oğuzhan Kavruk, “çello solisti” kadrosunu nasıl bileğinin hakkı ve müzikalitesiyle hak ettiğini gösterirken, viyola sololarda da genç Murat Cangal, önemli bir deneyim yaşadı. Dinleti boyunca CSO’nun “piano / hafif sesler”de bu kadar iyi olabildiğine tanıklık ettik. Özellikle Amerika, Avrupa ve Avustralya’da yaygın biçimde çalışan Asbury, Kuzey Hollanda Senfoni Orkestrası’nın da birinci şefi. Umarız Türk orkestralarından takvimine uygun yeni davetler alır. Aydın’ın konçerto sonrası sürekli alkışlara karşı dinleyiciye verdiği ödül, teknik maharetini gösterdiği bis parçasını herkes merak etti. Bu Brezilyalı besteci Heitor Villa-Lobos’un “Kuklalar” başlıklı piyano dizisinden bir parçaydı ve içinde Mozart’ın “Daha dün annemizin..” temasını da barındırıyordu.
Devlet orkestralarında izlencelerin tarihlerine biraz da “resmi tatil”ler yön verdiği için, hemen bayram tatili öncesine rastlayan bu konseri Kültür Bakanlığı Müsteşarı Özgür Özaslan ile CSO’nun yeni Genel Müzik Direktör Vekili şef Prof. Erol Erdinç de dinledi. Atatürk, özenli, titiz, kaliteye önem veren bir kişilikti. Konser, içinde Türk yapıtı yer almasa da, kalite açısından Atatürk’ün ruhunu şâd edecek nitelikteydi.
Cumhuriyet / Yansımalar (11.11.2011)
iLGiLi HABERLER / YAZILAR