Paneli Kapat

stop



Malek Jandali / ‘Parmaklarım piyanoya dokunduğu anda ruhumu hissediyorum’

 

Yorum yapabilmek için Giriş Yapın

Grammy ödüllü  Suriye kökenli piyanist Malek Jandali, dünyanın en eski müzik notalarının tabletlerinin bulunduğu Ugarit’i son albümü “Echoes from Ugarit” ile günümüze taşıdı.  Klasik müzik ve doğuya özgü sesleri büyük bir uyumla eserlerine taşıyan sanatçı, rüyalarının ve farklı kültürlerin bestelerinde büyük bir etkisi olduğunu söylüyor. ‘’Farklı kültürlerin içinde sayısız hikayeler vardır. Şehrin hikayelerini insanların yaşanmışlıklarıyla birleştirmeye ve ruhunuzu beslemeye başlarsınız. Almanya, Suriye, Amerika ve bu dönemde  görüp yaşadığım sayısız şehir… Kendinizi tanırken, size müziğinizi keşfettirecek bir altyapının oluşmasında elbetteki farklı kültürlerin etkisi çok büyük oluyor. Beste yapmaya başlamam ve yeni fikirlerin peşinden gidebilecek cesareti bulmam konusunda belki de en büyük armağanım bu oldu.’’ diyen başarılı piyanist,yakın zamanda Türkiye’de de bir konser vermeyi düşünüyor.  

Müzikle ilgili ilk hatıranızdan bahseder misiniz? 
İlk hatırladığım şey  ben yattıktan sonra babamın akşamları gramafonda dinlediği kayıtlardı. Bu beni çok etkiledi. Babamın Viyana Filarmoni’de çaldığı dönemlerdeki kayıtları hala hatırlıyorum. Annem de Suriye folk şarkıları söylüyordu. Cuma günleri öğleden sonraları birlikte sadece müzik dinlerdik. Yaşıtlarım sokakta oynarken, ben de piyano dersleri almaya başladım. 5 yaşındaydım o dönemlerde, Almanya’da yaşıyorduk. Mozart ve Chopin dinlerken müzikle ilgili hayaller kuruyordum.Ve sonrasında müzikle kendimi ifade etmeye başladım. 

Almanya’da doğup Suriye’de büyümüşsünüz ve şu anda da Amerika’da yaşıyorsunuz. Farklı  kültürlere sahip coğrafyalarda yaşamanın size ve yaptığınız müziğe etkileri  nasıl oldu?  
Farklı kültürlerin içinde sayısız hikayeler vardır. Şehrin hikayelerini insanların yaşanmışlıklarıyla birleştirmeye ve ruhunuzu beslemeye başlarsınız. Almanya, Suriye, Amerika ve bu dönemde  görüp yaşadığım sayısız şehir…Seneler boyu tüm bu hikayeleri içimde biriktirdim diyebilirim. Hayatın heyecanını hiç bitirmeden defalarca yaşamak gibi bir şey bu… Kendinizi tanırken, size müziğinizi keşfettirecek bir altyapının oluşmasında elbetteki farklı kültürlerin etkisi çok büyük oluyor. Beste yapmaya başlamam ve yeni fikirlerin peşinden gidebilecek cesareti bulmam konusunda belki de en büyük armağanım bu oldu.  

Doğuya özgü sesleri klasik müzikle birleştirirken size motive eden duygu nedir?
Klasik müziği çok seviyorum. Ama Arap ezgileri de inanılmaz zengin ve güçlü. İkisini birarada yaşatmak benim için her zaman çok doğal oldu aslında. Piyano ve orkestra çalışmalarımda da Suriye kültüründen her zaman beslendim. Dünyadaki en eski müzik notalarının olduğu tabletlerin Ugarit’te bulunması ise bana güçlü bir iham kaynağı oldu. Bu yüzden albümümüm adı da  “Echoes from Ugarit”  

Klasik müzik piyanisti olarak başlayıp ardından beste yapmaya başladığınız döneme geçişiniz nasıl oldu?  
Beste yapmaya başlamak bana farklı etkileri aynı yerde birleştirme kabiliyeti kazandırdı. Klasik müzikteki alt yapım sayesinde hissettiğim her şeyi müzikle birleştirebilmeye başladım. Bazen günün sonunda kendime yarattığım hikayeyi soruyorum. Düşündüğümden bambaşka bir şey çıkıp beni de etkilemeyi başardıysa bunu dinleyicilerle paylaşmak benim için inanılmaz bir tatmin sağlıyor.  

Beste yaparken nasıl  çalışırsınız?  
Kafamda bir hikaye oluştuktan sonra bazen günler ve haftalarca o hikayeyi yaşıyorum. Sonrasında müziği duymaya başlıyorum. Piyanonun başına geçtiğim zamansa aklımdaki her şey gerçek olup netleşmeye başlıyor. Piyanonun tuşlarına dokunduğum anda parmaklarımın bir şeyleri keşfetmesini bekliyorum. Ve o dönemde sadece buna odaklanıyorum. Parmaklarım piyanoya dokunduğu anda ruhumu hissediyorum. 

Besteleriniz arasında yer alan Yafa her gün savaşla yüz yüze gelen Irak ve Filistin halkına adanmış. Bu endişeleri ifade etme konusunda müzik , sanat ve edebiyat nasıl bir farklılık sağlıyor?  
Müzik de,  edebiyat  ve sanatın diğer formları gibi bireysel düşünce ve duygunun yoğun olduğu  yaratıcı bir sürecin ifadesi.Sanatçı gözlemleriyle, arayışlarıyla kendini yaratırken, yarattıklarıyla da kişisel becerilerini yeteneklerini ödünç vermek ister. İster öykü yazın, ister resim yapın,  isterse müzik… hepsinde dünyayla o an olan ilişkinizin izleri vardır. Ben de yaşadığım anları, hissettiğim her şeyi müzikle ifade etmeye çalışıyorum.Yafa, Filistin halkının hikayesiydi aslında. Çünkü  hepimiz barışı yaşamak istiyoruz . 

Bestelerinizi, müziğinizi etkileyen ve size ilham veren şeyler ne?  
İnsana en büyük ilham verecek şey bence gerçek hayat. Her şey sürekli akıp gidiyor ve siz sadece ondan bir parça yakalamaya çalışıyorsunuz. Her zaman yeni bir şeyler var.Diğer ilham kaynağım ise rüyalarım. Uyuduğumuz zaman yaratıcılığımızın yükseldiğine ve beynimizdeki her düşüncesinin bizim sınırlamalarımız ve baskılarımıza inat özgürce dolaştığını düşünüyorum. Bu özgürlükte yaratıcı bir fikrin kapısını aralayabiliyor.  Bestelerimden biri olan  Piano Dream de bu etkilenmenin sonucunda ortaya çıktı. Suriye’deki zengin kültürel miras ise beni her zaman büyülüyor ve her seferinde duygularımı harekete geçiren gizemli bir  şeyler beni çekiyor. Son albümüm “Echoes from Ugarit’’ i dinlediğiniz zaman bu duyguyu benimle paylaşacağınıza inanıyorum. Şu an beni heyecanlandıran en önemli şeylerden biri de Moskova’da Rusya Filarmoni Orkestrası ile yapacağımız kayıt.  

Doğaçlama performans sizin için nasıl bir deneyim?  
Hem doğaçlama hem de kompozisyon önemli bir keşif süreci aslında. Solo doğaçlamada izleyici ile aynı anda müziği keşfediyorsunuz. Piyano ve orkestra çalışmalarımda o anda aklımdan geçen fikirleri dikkatli ve doğal bir şekilde  dinleyici ile paylaşma süreci gibi hissediyorum doğaçlamayı… Çoğu zaman doğaçlamada özenli bir plan vardır aslında. Performansınız, besteleriniz ve doğaçlama arasında doğal bir bağlantı yaşanır. Ve sizin derinliğinizden ortaya yepyeni bir müzik çıkar. Her yeni gün  aslında yeni seslerin doğması için kusursuz bir zaman sunuyor.  

Daha önce Türkiye’ye geldiniz mi? Türk müziği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Evet Türkiye’ye gelme şansım oldum. İstanbul’u çok sevdim ve orada harika insanlarla tanıştım. Ailem ve arkadaşlarımla birlikte olduğum hissini yaşadım. Bildiğiniz gibi zamanında Osmanlı Suriye topraklarında da hakimdi. Ve Türk müziğinin, kültürünün hala Suriye’de etkilerinin olduğunu söyleyebilirim. Beni en çok Ulvi Cemal Erkin ve Türk Beşleri etkiliyor. Selçukluların Anadolu’da yerleşmeleri ve Pers döneminin yansımalarını bile hissetmek mümkün. Türk müziği Asya, Balkan, Pers ve daha pek çok farklı kültürlerin iç içe geçtiği çok özel bir yerde. W. A. Mozart gibi dahi bestecilere bile ilham vermiş.  

Dünyada en başarılı  bulduğunuz  müzik festivalleri hangileri?  
Bir sanatçının sahneye çıkıp dinleyicisiyle buluşması gerçekten çok özel bir durum. Müzik festivallerinde aynı duyguyla sahneye çıkan sanatçılarla biraraya gelmek de çok farklı bir duygu hissettiriyor. Başarılı bulduğum çok fazla festival var. Özellikle Avrupa , Amerika ve Ortadoğu’da düzenlenen piyano festivalleri beni çok etkiliyor. Bunların içinden birini seçmem gerekirse Avusturya’daki Salzburg Festivali olabilir. The Mozarteum’da konser vermeyi çok isterim. Bunun dışında Antalya Piano Festivali ile ilgili de çok güzel yorumlar duydum. Gelecek zamanda festivalin bir parçası olmaktan gurur duyarım.  

2010 yılında yer alacağınız konserlerden ve yeni projelerinizden bahseder misiniz?  
Suriye’nin farklı bölgelerinden özel seslerin yer alacağı yeni bir albüm çalışmam var. Moskova’da Rusya Filarmoni Orkestrası ile birlikte bir kayıt yapacağız. 2010 yılında Atlanta, Los Angeles, Londra ve Montreal’i kapsayan yoğun bir konser programı beni bekliyor. Ayrıca Damascus Opera Evi, Syrian National Symphony Orchestra ve Mart ayı boyunca da Lübnan ve Beyrut’ta son albümüm “Echoes from Ugarit”’’in konserleri devam edecek. Bütün bunların sonunda ise barış için düzenlenecek bir konser için davet aldım ve Newyork City’de olacağım.  

 

iLGiLi HABERLER / YAZILAR

  • İlgili haber / yazı bulunamadı

Yorumlar



Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

back to top
back to top