Yorum Ekleyin   |                                                                                                                                                                                               08 Eylül 2010
 
Kodallı ve Değerlerimiz

1980lerin ikinci yarısında bir Macaristan seyahatimde Türkoloji profesörü olan biriyle tanışmıştım.

Akşam yemeğinde gulaş yerken “Sizin bu yemeğiniz ne kadar ünlü, bende çok severim ve ara sıra pişiririm”dediğimde bana dediki; “Bu yemek aslında bizlere sizden kalma bir yemektir biz sadece biraz geliştirmişik. Viyana kuşatmalarından bir tanesinde asker hep aynı yemekleri yemekten bıktığından aşçıbaşına değişik bir şeyler yapması talimatı verilmiş. Oda eti kuşbaşından biraz daha iri doğramış biraz daha ağdalı olarak pişirirken içinede biraz paprika koymuş.Yemeği onaylaması için hünkara sunduklarında ise yemeği tadınca demişki bu güzel bundan sonra kullarıma aş olsun. İşte daha sonraları bu kul aşı gulaş olarak değişmiş ve içine birazda kırmızı şarap ilave edilmiş”

Bizim Macar yemeği diye bildiğimiz gulaşın bu hikayesini duyduğumda çok duygulanmıştım. Bu tabii onun anlattığı, aslında Macarlar böyle düşünmüyorlar onlara göre bu yemek Viyana kuşatmalarından çok önceye dayanıyor. Gulaş içine patates ve havuç hatta bazen kereviz ilave edilerek çorba olarak sunuluyor bazende tas kebabı gibi biraz daha koyu pişirilerek yemek olarak sunuluyor.

Daha sonra onun evine gittik ve orada beraber müzik dinlerken bana Türk bestecilerinin Hungaraton tarafından yayımlanmış bazı eserlerini dinletti.Bu kadar müzikle iç içe olmama karşın bu konuda ne kadar yabancı kaldığımın farkına vardım ve utandım.

Ertesi gün bürosuna uğradım beraberce bir Hungaraton mağazasına gittik ve orada bulabildiğim kaset ve plakları aldım.Bunlar arasında Ulvi Cemal Erkin, Adnan Saygun, Necil Kazım Akses, Ferit Tüzün, Nevit Kodallı, Cemal Reşit Rey, Muammer Sun gibi Bestecilerimizin eserleri bulunmaktaydı.

Türkiye’ye döndükten sonra bu ayıbımı kapatmak amacıyla elimden geldiği kadar her yerde Türk bestecilerinin eserlerinin kayıtlarını aramama karşın maalesef birkaç eser dışında başarılı olamadım.

1990 yılında 1944 ten beri yaşadığım İstanbul’dan ayrılarak Mersin’e yerleştim. Geçen yıl bu ay kaybettiğimiz bestecimiz , devlet sanatçısı Nevit Kodallı’da Mersin Limonlu’da yaşıyordu.

1996 yılında kendisiyle ilk olarak benim evimde bir yemekte tanıştım.O gün uzun uzun onun Paris yıllarından ve müzikten konuştuk. Bende bulunan birkaç eserini kendisine gösterdim ve bu konuda yardımını rica ettim.

Bir dahaki buluşmamızda bana ilk olarak Van Gogh operasının 1957 dünya prömiyerinin makara bant kayıtlarını verdi. Sanatçılara baktığımda şaşırmıştım sanki Türk operasının tüm temel taşları orada bir araya gelmişti. Ayhan Baran, Aydın Gün, Azra Gün, Suna Korad, Ayhan Aydan, Özcan Sevgen, İhsan Şenol, Neriman Esi, Edip Aktugan ve daha kimler kimler.

Ankara Devlet Opera ve Balesi Orkestra’sini yöneten ise besteci Nevit Kodallı. Hemen bu kayıtları önce kasetlere ileriki yıllardada cd lere kaydettim. Nevit Beyle olan buluşmalarımızda elinde olan diğer eserleri alıyor ve kaydederek geri veriyordum ancak sonra fark ettik ki bütün bestelerinin kayıtları kendisinde yok.

İleriki tarihlerde Gılgameş operasının Mersin prömiyeri yapıldığında özel olarak operayı videoya kaydettirdim, arşivime ilave ettim ve daha sonralarıda bu kaydı DVD’ye çevirdim.

Bir sohbetimizde “Hocam” dedim “Mozart bu kısacık ömründe 626 eser bestelemiş ve hepsi de bir ayırım yapılmadan büyük bir zevkle dinleniyor.” Dedim. “Eğer o zaman bilgisayar olsaydı herhalde 6626 eser bestelerdi” cevabını verdi.

Bu arada ben Çağdaş Türk Bestecilerinin eserlerini kayıtlarını toplamaya başladım. Maalesef piyasada çok kısıtlı sayıda eser vardı. Bu nedenle aramızdan ayrılmış olan bestecilerin varisleri, hayatta olanlar ilede direk olarak temas kurarak onlardan yardım ricasında bulundum. Eksik olmasınlar beni büyük bir anlayışla karşılamış olacaklar ki onlardan düşündüğümden daha fazla eser kaydı almaya başladım.

Bu arada piyasaya çıkan yeni kayıtlarıda takip ediyordum. Açık arttırmalarda bulabildiğim reklam amaçlı yayımlanmış plakları alıyor, diğer müzik severlerde bulduğum eserleri de alarak kayıt yapıyordum. Sonra bir baktımki arşivimde 250 civarında plak ve cd içersinde 100 e yakın Türk bestecisinin 1200 den fazla eserini bir araya getirmişim.

Bu bestecilerin en eskisi Muhlis Sabahattin Ezgi en genci ise Hasan Niyazi Tura. Bu arşivin hemen hemen % 80 i özel kayıtlar ve promosyon amaçlı yayımlanmış eserlerden oluşmaktadır.

Çağdaş Türk Bestecileri arşivimin bu hale gelmesinde bana yaptıkları katkılardan dolayı özellikle cumhuriyetle yaşıt büyük bestecimiz, yazar, ressam ve hukukçu Ertuğrul Oğuz Fırat ve Türk Beşlerinin öncülerinden Necil Kazım Akses’in oğlu Ahmet Akses’e çok teşekkür ederim.

Mesleğim icabı neredeyse dünyanın üçte birini gezdim heryerden bir şeyler topladım.Oralarda gördümkü herkes kendi bestecilerinin eserlerini çok fazla dinlenmeselerde arşivleme imkanı vermek amacıyla mutlaka yayımlıyorlar. İster ortaçağ, ister Rönesans isterse barok olsun en küçük bestecilerin bile eserlerini biraz aramayla bulabiliyorsunuz.

Ben özellikle gençlere klasik müziği aşılamak, sevdirmek ve de özellikle kendi bestecilerimizi tanıtmak için çok büyük bir çaba gösteriyorum. Öyle zannediyorumki bizlerde artık kendi bestecimize sahip çıkmayı öğrensek ve onların eserlerinin kayıtlarını yayımlamaya daha fazla ağırlık vermeğe özen göstersek daha iyi olmaz mı?

Bu arada geçen yıl 1 eylülde kaybettiğimiz bestecimiz Nevit Kodallı’yı saygıyla anıyorum.

Opera Türkiye (08.09.2010)

iLGiLi HABERLER / YAZILAR