Tannhaeuser
İlk oynanış; 19 Ekim 1845, Dresden
Â
Başlıca Kişiler;
Heinrich Tannhaeuser, şarkıcı şövalye (Tenor)
Venüs, Aşk tanrıçası (Soprano)
Hermann, Thüringen derebeyi (Bas)
Wolfram von Eschenbach, şarkıcı şövalye (Bariton)
Walther von der Vogelveide, şarkıcı şövalye (Tenor)
Biterolf, şarkıcı şövalye (Bas)
Heinrich der Schreiber, şarkıcı şövalye (Tenor)
Reinmar von Zweter, şarkıcı şövalye (Bas)
Elisabeth, derebeyinin yeÄŸeni (Soprano)
Genç bir çoban (Soprano)
Dört kişizade genç (2 Soprano / 2 Kontralto
Â
Konunun geçtiği çağ ve yer; 13. yüzyılda Almanya’da Eisenach çevresi
Â
Wagner, Tannhaeuser’i gençliÄŸinin en heyecanlı çaÄŸlarında bestelemiÅŸtir. Üzerinde yıllarca çalıştığı dram Dresden’de orkestra yöneticisi olarak bulunduÄŸu sırada tamamlanmıştır. Opera bestelenirken Wagner’i nasıl uzun süre uÄŸraÅŸtırmışsa ilk temsilden sonra da bir hayli düzeltmelere uÄŸramış, besteci eserin 1861’de Paris’de uÄŸradığı baÅŸarısızlık üzerine bu ÅŸehir için de deÄŸiÅŸimler yapmış, ünlü «Bacchanal – AÅŸk töreni müziÄŸi»ni katmıştır. Eser bestecinin eski Alman efsane ve geleneklerini tekrar sunma amacını güden büyük projesinin ilk meyvesidir. Fikri, Warthburg’daki eski ÅŸarkıcılar yarışmasına ait bir eserden aldığı zannedilmektedir. Tannhaeuser’le sanatçının müzikli sahne eserine getirdiÄŸi devrimlerin, yeniliklerin belirdiÄŸi görülür. Bu opera onun tüm sanat kollarını birleÅŸtiren «Toplu Sanat Eseri»nin ilk tipik örneÄŸi «Müzikli Dram»ın ilk belli baÅŸlı anıtıdır.Â
Â
Tannhaeuser operası konusunu Thüringen bölgesinin kaynağı ortaçağa dayanan bir efsanesinden almış, Wagner’in zengin hayal gücüyle işlenmiştir. Ortaçağda Alman sanat hayatının başlıca temsilcileri sayılan «Meistersinger» veya «Minnesaenger» denilen gezginci şarkıcılar yine onlar gibi şarkı besteleyen ve bunları en anlamlı, en tatlı bir üslupla söyleyebilen şarkıcı şövalyeler Nürnberg’de ve Thüringen’deki Warthburg şatosunda yarışırlardı. Daha sonraları «Nürnbergli Usta Şarkıcılar» operasıyla bu yarışmaları tekrar sahneye getiren Wagner, «Tannhaeuser»de özellikle Warthburg’u işlemiştir. Besteci bu eserine ana fikir olarak iki karşıt ucu; iyilik ve kötülüğü almış, mistik bir anlatımla dokumuştur.
Â
Uvertür eserin başlıca müzik fikirlerini sınar. Bunlar arasında hatırlatıcı «Leitmotive»ler, «Hacılar Korosu», «Venüs Dağı» motifleri, «Tannhaeuser’in Aşk Şarkısı» ustaca işlenmiş orkestra renkleriyle gözükür kaybolur.
Â
Â
Â
BİRİNCİ PERDE
Â
Birinci Sahne – Thüringen’de Horselberg veya Venüsberg diye bilinen dağda Aşk Tanrıçasının yaşadığı muhteşem mağara. Mitolojideki türlü güzel perilerden bir kısmı geride havuzda yüzmekte, bir kısmı ön planda şehvetli danslarla ünlü «Bacchanal»a katılmaktadır. Arkada Tanrıça Venüs bir divana uzanmış onları seyretmektedir. İki yanında Mitolojinin «Üç zarif kızı» durmakta, bir yıl bir günden beri Venüs’ün güçlü büyüsüyle kendisine bağladığı yakışıklı şövalye Tannhaeuser başı Tanrıçanın dizinde uyumaktadır. Dans durur, her şey susar, yalnız bir grup perinin tatlı şarkısı duyulur. Müzik sakin akorlara bürünürken aşk töreni sona erer, sahnede yalnız Venüs ve sevgilisi kalırlar. Şövalye uyanarak gördüğü rüyadan söz eder; tekrar yeryüzüne dönmüş, özlediği ülkelere ve bağımsızlığına kavuşmuştur. Duygu ve isteğini Venüs’e övgüyle başlayan bir şarkıda belirtir; artı gitmeyi düşünmektedir (Dir töne Lob!). Venüs delikanlının başını elleri arasına alarak bu amacından vazgeçmesini, onu çok sevdiğini açıklar (Geliebter komm). Şövalyenin kararı kesindir. Orada daha çok kalırsa Hıristiyan azizleri onu affetmeyecek, Meryem Ana’ya karşı en büyü günahı işleyecektir. Venüs bu sözlerden dehşete düşer, ona gitmesini fakat aradığı mutluluğu hiçbir yerde bulamayacağını haykırır. Sahne kararır.
Â
İkinci Sahne – Güneş doğmakta, Tannhaeuser Warthburg şatosu dibindeki kayalıklarda durmaktadır. Bu adeta yeni bir dünyanın doğuşudur. Biraz öteden koyunların çıngırak seslerini duyar. Küçük bir çoban yaklaşmakta, bahar Tanrıçası Holda’ya artık geldiği için şükranlarını sunmaktadır (Frau Holda kam aus dem Berg). Venüs Dağı mağarası yerine taze bahar kokan ormanlar uzanmakta, peri şarkıları yerine çoban türküleri yankılanmaktadır. Uzaktan Roma’ya giden hacıların korosu duyulur. Tannhaeuser diz çökerek dua eder. Av boruları yaklaşmaktadır. Kısa bir süre sonra derebeyi Hermann yanında şarkıcı şövalyelerden bir grupla sahneye girer. Hepsi Tannhaeuser’i görünce şaşırmışlardır. Ona nerelere gittiğini sorarlar, şövalye acılı bir tavırla uzak ülkeleri gezip geldiğini söyler. Eski arkadaşı Wolfram, Elisabeth’in çok üzgün olduğunu, Tannhaeuser’in yokluğunda bir defa bile Warthburg’daki yarışmalara gelmediğini açıklar (Als du im Kühnem Sange). Delikanlı Elisabeth’in bu davranışından çok etkilenmiştir. Kıvançla eski arkadaşlarına katılır (Ha, jetzt erkenne ich sie wieder). Warthburg’a gelecek, ilk yarışmaya da katılacaktır. Ruhu gittikçe huzura ulaşmakta, saf ve temiz aşkına kavuşmaktadır. Koro şövalyenin dönüşünü kutlarken perde iner.
Â
Â
Â
İKİNCİ PERDE
Â
Warthburg şatosunun salonunda şarkıcılar yarışması başlamak üzeredir. Salona önce Elisabeth girer, herkesi selamlar ve sevgilisinin dönüşünden duyduğu kıvancı belirtir (Dich theure Halle). Genç kız Tannhaeuser döndükten sonra şarkıcılar yarışmasına ilk defa gelmektedir. Tannhaeuser, Wolfram ile girer, eski sevgilisiyle bir düette birleşir. Kız sevdiğine nereye gittiğini sormakta, delikanlı ruhunun bir mucizeyle Tanrısal değişime uğradığını söylemektedir (Gepriesen sei die Stunde). Tannhaeuser ve Wolfram uzaklaşırken Derebeyi Hermann girer, Elisabeth’e yarışmanın Kraliçesi olduğunu, bütün kişizadelerin katılacağı bu yarışmada kazananla evleneceğini bildirir. Misafirler muhteşem koroyla girerek Derebeyini selamlamaya koyulmuşlardır. Ünlü Tannhaeuser Marşı yankılanmakta, herkes yerini almaktadır. Hermann kalkarak yarışmanın konusunu bildirir. Aşkın değeri konusunda kim en güze şarkıyı söylerse o kazanacak, armağan olarak Elisabeth’le evlenecektir. Wolfram’ın şarkısı başlar (Blick’ ich umher). Sıra Tannhaeuser’dedir, Wolfram ve yaşlı şövalye Biterolf’u bozguna uğratmak ister, sonra geçirdiği ruh buhranlarının etkisiyle çılgınca bir cesarete kapılarak Aşk Tanrıçası Venüs’ü öven bir şarkıya başlar (Dir Göttin der Liebe). Kadınlar kaçışırlar, şövalyeler kılıçlarını çekerek delikanlıyı öldürmek isterler, yaptıkları üç saldırı Elisabeth’in üç çığlığıyla kırılır (Zurück von ihm!). Tannhaeuser’in işlediği günah ancak Roma’ya gitmesiyle affolunacaktır. Derebeyi Hermann yolu gösterir; «Roma’ya!» Vadiden Hacılar korosu yankılanmakta, Tannhaeuser zavallı Elisabeth’in önünde diz çökmüş durmakta, kız acılı bir tavırla ona bakmaktadır.
Â
Â
Â
ÜÇÜNCÜ PERDE
Â
«Tannhaeuser’in Roma’ya GidiÅŸi» motifinin esas rolü oynadığı bir prelüdle baÅŸlar. İlk perdedeki kır dekoru karşımızdadır. Sonbahar gelmiÅŸ, her tarafa hüzün çökmüştür, uzaktan hacıların korosu duyulur. Elisabeth mahzun bir tavırla diz çökerek dua etmeye baÅŸlamıştır. Bu sırada sadık Wolfram gelir, kızı avutmak için Tannhaeuser’in Roma’dan affedilmiÅŸ, bağışlanmış olarak döneceÄŸini söylemektedir. Hacılar yaklaÅŸmaktadır, ünlü Hacılar Korosu gittikçe büyüyüp güçlenerek sahneyi doldururlar. Elisabeth geçenlere bakar, sevdiÄŸini göremez, Meryem Ana’ya onu bağışlaması için dua etmeye baÅŸlar (Allmaecht’ ge Jungfrau). Kız bir süre öyle kalır, sonra yavaÅŸ yavaÅŸ Warthburg’a doÄŸru uzaklaşır. Gece olmuÅŸ, AkÅŸam Yıldızı belirmiÅŸtir. Wolfram, melodisi pek sevilen bir serenadla yıldıza Elisabeth’e önderlik etmesi için yakarmaktadır (O du mein holder Abendstern). Hacı elbisesiyle Tannhaeuser görünür, Wolfram sorar; «Roma’da deÄŸil miydi?» Şövalye Roma’dan bahse baÅŸlar. Yorgun bir tavırla Roma’ya nasıl gittiÄŸini, Papadan nasıl af dilediÄŸini anlatır. Eserdeki motifler birbiri ardına gözüküp kaybolur. Acılı bir söyleyiÅŸle devam eder; günahı ancak hacılık deÄŸneÄŸi yeÅŸerdiÄŸi zaman affolunacaktır. Tekrar Venüs Dağını düşünmeye baÅŸlar. Gökyüzünü bulutlar kaplamış, her taraf kararmıştır. AÅŸk Tanrıçası gözükür, delikanlıyı çağırmaktadır. O zaman Wolfram onu geçirmekte olduÄŸu ruh buhranlarından tek bir adı söylemekle kurtarır; «Elisabeth!» Venüs; «Onu kaybettim!» diye haykırarak kaybolur (Weh mir verloren). Elisabeth acıya dayanamayarak ölmüştür. Warthburg’dan yola çıkan cenaze alayı yaklaÅŸmaktadır. Tannhaeuser sevgilisinin tabutu geçerken «Elisabeth! Benim için dua et!» diye bağırarak can verir. YavaÅŸ adımlarla ilerleyen genç hacıların ellerindeki deÄŸneklerin yeÅŸerdiÄŸi görülür. Tanrı bahtsız şövalyeyi affetmiÅŸtir.      Â
Â


