Metin
Francesco Maria Piave
İlk oynanış; 11 Mart 1851, Venedik
Devlet Operasında ilk temsil; 1950, Ankara
Başlıca Kişiler;
Mantua Dükü (Tenor)
Borsa, sarayın adamlarından (Tenor)
Kontes Ceprano (Mezzosoprano)
Rigoletto, Dük’ün kambur maskarası (Bariton)
Kont Ceprano, bir kişizade (Bas)
Marullo, sarayın adamlarından (Bariton)
Kont Monterone, bir kişizade (Bariton)
Sparafucile, katil (Bas)
Gilda, Rigoletto’nun kızı (Soprano)
Giovanna, Gilda’nın dadısı (Mezzosoprano)
Yaver (Soprano)
Maddalena, Sparafucile’nin kız kardeşi (Kontralto)
Konunun geçtiği çağ ve yer; 16. yüzyıl ortalarında Mantua
Bütün dünya sahnelerinde en çok yer alan eserler arasında bulunan Rigoletto’nun yazılışı Verdi’nin tezli operalar bestelemeye karar verdiği yıllara rastlar. Besteci Luisa Miller’den sonra insanların acılarını, kıvançlarını, kederlerini daha dramatik konularla belirtmek amacındaydı. Bu amaç ilk defa kambur maskara Rigoletto’nun karakterinde gerçekleşmiştir. Rigoletto’nun konusu şair ve yazar Victor Hugo’nun «Kral Eğleniyor» adlı oyunundan alınmıştır. Bu oyun 1832 yılında Paris’de sahneye konuluşunda polis tarafından yasaklanmıştı. Kral Eğleniyor da Kral, I. François, soytarısının adı ise Triboulet idi. Verdi, Hugo’nun bu oyununu görür görmez beğenmiş, konusunu bir opera için uygun bulmuştu. Bu fırsatı 1850 yılında Fenice Tiyatrosu kendisinden bir eser istediği zaman elde edebildi. Verdi’nin bu sahneye karşı güveni ve saygısı vardı. Daha önce iki eseri Fenice’de oynanmış, başarı sağlamıştı. Bunlardan biri «Ernani» diğeri «Attila» idi. Besteci, Hugo’nun oyununu metin şairi Maria Piave’ye göndermiş ve «La Maledizione – Lanet» adını verdikleri opera üzerinde çalışmaya başlamıştı. Ancak eser daha provalar başlamadan önce sansürün lanetine uğramış ve bunu Verdi’yi çileden çıkaran bir sürü serüven izlemiştir. Polis ne Kral François’yı ne de maskarasını sahneye çıkarmak istiyordu. Ayrıca adını da beğenmiyordu. Venedik o çağlarda Avusturya yönetimindeydi ve yapılacak başka bir şey yoktu. Uzun yakarışlardan sonra sansürdeki polis memurlarından Martello tiyatronun müdürüyle metin şairini çağırarak onlara bir teklifte bulundu. Kralın adı değiştirilecek bir İtalyan kişizadesi olacak, maskarası Triboulet’nin adı da değiştirilip mesela Rigoletto denecek, ayrıca «Lanet» adı kullanılmayacaktı. Opera dünyası Rigoletto adını Verdi’ye değil işte bu polis memuruna borçludur. Metin bu şekliyle Busseto’daki çiftliğinde bulunan besteciye gönderildi. Verdi işe koyularak Rigoletto’yu kırk günde tamamladı. Fenice Tiyatrosu ısmarladığı esere kavuştu ve provalar başladı. Opera için çağın en ünlü şarkıcılarından bazıları seçilmişti. Bu arada Gilda rolünü Signora Bambilla, Maddalena rolünü Signora Casaloni, Mantua Dukasını tenor Mirate, Rigoletto rolünü de Bariton Varesi oynuyorlardı. Rigoletto, Verdi operaları içinde tümüyle prova edilemeyen tek eser olarak bilinir. Çünkü sanatçı, Mantua Dukasının, katil Sparafucile’nin kulübesinde söylediği şarkıyı bir türlü vermemiş, ilk kostümlü prova gecesine kadar bu kısım daima atlanmıştı. O gece Tenor Mirate Verdi’ye yaklaşarak yakınmış, «Eğer daha önce bilmezsem nasıl söylerim bu şarkıyı?» demiş. Verdi, o ünlü soğukkanlılığını bozmadan; «Meraklanma, şarkıyı yarın alacak ve mükemmelen de söyleyeceksin. Ancak daha önce bana bu melodinin notasını kimseye göstermeyeceğine ve söylemeyeceğine söz ver. Ne ıslıkla çalacak ne mırıldanacak, provanı yaparken de odana kimseyi almayacaksın. Hatırlanması o kadar kolay ki, herhangi bir kimse senin dudaklarından kapabilir, ondan sonra da artık bu şarkıya veda etmek gerekir. Ve bu şarkının temsilden önce Venedik sokaklarında söylenmesi de beni öldürmeye yeter artar». Mirate bu isteğin önemini kavramış, notayı aldıktan sonra kıskançlıkla ve büyük bir gizlilikle saklamıştı. Hatta temsil günü son provada dahi o bölüm yine atlandı. Çünkü Verdi oyundaki bütün görevlilerden de saklamayı uygun bulmuştu. Bestecinin tahmini doğru çıktı. İlk temsil gecesi Mirate «La donna é mobile» adıyla bildiğimiz bu aryayı söylediği zaman salonda güçlü bir alkış koptu, halk parçanın tekrarını istiyor, durmadan «Bravo» diye bağırıyordu. Mirate, La donna é mobile’yi iki defa daha söylemek zorunda kaldı. Son perde kapandığı zaman salondan çıkanlar Melodiyi mırıldanıyor, ertesi gün bütün Venedik sokaklarında aynı şarkı söyleniyordu. Rigoletto, günümüze kadar opera sanatçılarının daima oynamak istedikleri ve çok sevdikleri bir eser olarak gelmiştir. Çünkü başrollerden her biri, özellikle Mantua Dukası, Gilda ve Rigoletto partileri şarkıcılara kendilerini göstermek için geniş imkânlar sağlar, sanatlarını belirtmek yönünden şans verir. Nitekim bu durumu bilen opera yöneticileri Rigoletto için daima değerli, usta eleman seçmeye çalışırlar. Ünlü İtalyan bestecisi Rossini, operanın bu özelliğini bildiği için Paris’deki evinde her Cumartesi akşamı düzenlediği partilerden birine Verdi’yi de çağırmış, çağın en ünlü dört opera sanatçısını Soprano Adelina Patti, Mezzosoprano Marietta Alboni, Bariton Italo Gardoni ve Tenor Enrico delle Sedie’yi de toplayarak bir «Rigoletto» gecesi düzenlemiş ve piyano eşliğindeki bu temsilde piyanoyu bizzat çalmıştır.
Opera kısa bir prelüdle başlar. Trompet ve trombonlar ısrarla eserdeki birkaç motifi tekrarlarken ritm birden değişir, marş temposuyla perde açılır.
BİRİNCİ PERDE
Mantua Dukasının sarayında balo salonu.
Güzel kadınlardan ve kişizadelerden bir kısmı dans etmekte, bir kısmı kendi aralarında eğlenmektedirler. Yanında saray adamlarından Borsa ile Duka salona girer. Söylediklerine bakılırsa üç ay önce bir kilisede dua ederken güzel bir kız görmüş, hayran olmuştur. Yaptığı soruşturmaya göre kız şehir civarında bir yerde oturmakta, evine her gece esrarengiz bir adam gelmektedir. Çevresine bakınır, ilgisini kadınlara yöneltmiştir. Bunlar arasında özellikle Kontes Ceprano en güzelidir. Borsa kendisini ikaz ederek Kont Ceprano’nun kendilerini dinlediğini bildirir. Dünya Duka’nın umurunda değildir. Onun için gerekli olan şey sadece güzel kadınlardır. Bunu kısa bir arya ile dile getirir (Questa e quello). Duka aryasını bitirip Kontes Ceprano ile dans etmeye başlar. Kadını alıp gözden uzak bir yere götürürken içeri sarayın maskarası Rigoletto girer, saray adamlarına yaklaşır. Kont Ceprano’nun Dukayı izlediğini, dikkatli olmalarını bildirir ve komikliklerine başlar. Müzik değişir, içeri Duka’nın adamlarından Marullo girerek arkadaşlarını etrafına çağırır, onlara maskara Rigoletto’nun evinde çok güzel bir kadın saklamakta olduğunu haber verir. Rigoletto Duka’nın peşinde belirmiştir. Çapkın kişizade ona Kontes Ceprano’yu çok beğendiğini söyler, kocası olan Kontu ortadan kaldırmak için ne yapmak gerektiğini sorar. Rigoletto’ya göre ya tevkif ettirmeli ya da kafasını uçurmalıdır. Ortaya atılan Kont Ceprano kılıcını çekerek Rigoletto’ya saldırmak isterse de soytarı saray adamlarını göstererek kendisine birşey yapamayacağını açıklar. Saray adamları Rigoletto’ya böyle patavatsız sözlerden kaçınmasını, başı belaya girerse kendisini kurtaramayacaklarını bildirirler. Bu sırada dışardan yaşlı Kont Monterone’nin sesi duyulur. İçeri girmek için müsaade istemektedir. Birden salonun ortasında belirir, Duka’ya dönerek onu kızının şeref ve namusunu lekelemekle suçlar. Duka, Rigoletto’nun öğütleriyle çileden çıkarak zavallı babaya hakaret eder, tevkifi için emir verir. Kont Monterone Rigoletto’ya döner ve «Seni mahvolmuş bir baba kalbiyle lanetliyorum» diye bağırdıktan sonra öcünün Tanrı tarafından alınacağını söyler. Rigoletto dehşet içinde kala kalmıştır. Balo bitmiş, Duka yanında adamlarıyla salondan çıkarken perde inmiştir.
İKİNCİ PERDE
Gece, Rigoletto’nun evinin yanındaki sokak.
Sağ tarafta evin avlusu, sol tarafta Kont Ceprano’ya ait konağın yüksek duvarı görünmektedir. Rigoletto üzerinde siyah bir pelerinle belirirken orkestradan Kont Monterone’nin kendisini lanetlediği andaki akorlar yükselir. Yanına pelerinli bir adam yaklaşır, Bu ücretli katil Sparafucile’dir. Saray maskarasına kendisi için bir iş olup olmadığını sorar. Evinde genç ve güzel bir kadın bulunmaktadır, ona göz diken biri varsa hesabını görmesi işten bile değildir. Rigoletto, isterse bir kişizadeyi de öldürüp öldüremeyeceğini sorar. Sparafucile hazırdır, ancak paranın yarısı peşin verilmelidir. Öldüreceği adamı güzel kız kardeşini tuzak kullanarak şehir civarındaki evine atar ve orada işini bitirir. Sparafucile, adını tekrarlayıp uzaklaşıp gider. Rigoletto karamsar düşüncelere dalmıştır. Kendi kendine; «Şu katille aramda ne fark var?» diye sorar, «O, cinayetlerini geceleri bıçağıyla işlemekte, ben gündüzleri aynı şeyi dilimle yapmaktayım… Tanrı neden beni böyle bir insan karikatürü şeklinde yarattı? Neden bana acımadı?…» (Pari siamo). Monologu sona erince avlunun kapısından girer, müzik değişmiş kızı Gilda koşarak babasının boynuna sarılmıştır (Figlia! Mio Padre!). Soytarı ona o gün evden çıkıp çıkmadığını sorar. Evet, çıkmış, kiliseye giderek dua etmiştir. Aklına annesi gelmiş, hiç görmediği bu kadını düşünmüştür. Babasına ondan bahsetmesini rica eder. Rigoletto karısının çok eskiden öldüğünü, onu yalnız bıraktığını acılı bir tonla anlatır. Şimdi kendisine emanet ettiği kızına bakacak, ona bir zarar gelmemesine çalışacaktı. Fakat diğer yanda Gilda kilisede görüp bir anda aşı olduğu yakışıklı delikanlıyı düşünmeye koyulmuştur. Rigoletto hizmetçi Giovanna’yı çağırarak kıza dikkat etmesini tembihler, dışarı çıkar, sokağa bakar, bu sırada Gilda’nın sevdiği delikanlı avluya girmiştir. Soytarı tekrar dönüp kızıyla vedalaşırken ağaç arkasına saklanır. Rigoletto çıkınca öğrenci kılığındaki Duka görünerek Gilda’ya olan aşkını belirtir (T’amo ripetilo!). Gilda adını sorar, öğrencidir, adı Walter Malde’dir. Bu arada Kont Ceprano ve Borsa sarayın adamlarıyla maske takmış halde karanlık sokakta belirirler. Ayak sesleri duyan Gilda sevgilisine gitmesini söyler. Kız, delikanlı çıkınca ünlü aryasıyla uyanmakta olan aşkının heyecanını yansıtır (Caro nome che il mio cor). Sokakta tekrar Rigoletto belirir. Marullo yanına yaklaşarak oraya Ceprano’nun karısını kaçırmak üzere geldiklerini söyler. Rigoletto saray adamlarının evi çevresinde dolaşmalarından ürkmüştür. Buna rağmen tekliflerini kırmaz ve onlarla işbirliği yapmaya karar verir. Marullo ona bir maske takar, bununla da yetinmez, gözlerini bir mendille kapar, eline merdiven verir. Rigoletto, Ceprano’nun evi zannıyla kendi bahçe duvarına merdiveni dayamıştır. Saray adamları avluya atlayarak biraz sonra Gilda ile dönerler ve kızı kaçırırlar. Yalnız kalan Rigoletto uzaktan kızının yardım isteyen sesini duymuştur. Derhal yüzündeki maskeyi fırlatır. Fenerin solgun ışığında kızının düşen sabahlığını görür, deli gibi avludan içeri girerek Giovanna’ya ne olduğunu sorar… Anlamıştır… «Ah! İhtiyarın laneti» diye haykırarak yere yığılırken perde iner.
ÜÇÜNCÜ PERDE
Duka’nın sarayında bir salon.
Genç kişizade salona girer ve biraz önce Gilda’nın evine gidişinden, kapıyı kilitli buluşundan bahsettikten sonra kıza karşı belirmeye başlayan aşkını, duygularını belirtmeye başlar (Parmi veder lagrime). Sözlerini bitirdiği zaman odaya adamları dolarak Rigoletto’nun sevgilisini nasıl kaçırdıklarını anlatırlar (Scorrendo uniti). Rigoletto’nun sesi duyulur; Soytarı içeri girer, Duka’nın adamları dikkatle onu süzmekte ve yaptıkları işin üzerinde bıraktığı etkiyi araştırmaktadırlar. Rigoletto, çevrede kızının orada olduğunu belirten bir delil aramaktadır. Yerde bir mendil görür fakat kızının değildir. Birden dolaşmaktan vazgeçerek adamlara Duka’nın nerde olduğunu sorar. Kişizade uymaktadır. Şu haşde mutlaka kızıyla beraberdir. «Bana kızımı verin!» diye bağırır, saray adamları şaşırmışlardır. Kaçırdıkları kızın Rigoletto’nun kızı olduğunu bilmemektedirler. Soytarı ünlü dramatik aryasına başlar, hakaret eder, ağlar, bağırır, inler, merhamet diler (Cortigiani vil razza dannata). Herkes Rigoletto ile alay etmeye son vermiş, üzüntüyle onu seyretmekte, dinlemektedir. Marullo bu yakarışlara direnemeyerek gider, Gilda’yı alıp getirir. Soytarı herkesi dışarı çıkarır. Baba kız yalnız kalmışlardır. Rigoletto ondan hikayeyi anlatmasını ister. Gilda genç sevgilisiyle buluşmalarını ve evden kaçırılışını anlatır (Tutte le feste al tempio). Rigoletto dehşet içinde dinlemektedir. Bu sırada muhafızları eşliğinde Kont Monterone görünür. Duka’nın portresi önünde durur, lanetini tekrarlayarak Tanrının, intikamını alacağını söyler. Bu intikam kanlı olacaktır. Diğer yanda ise Gilda sevdiği adamı yani Duka’yı korumak için her şeyi yapacağını söylemektedir. Baba, kızını alıp odadan çıkarken perde kapanır.
DÖRDÜNCÜ PERDE
Sol tarafta Sparafucile’nin harap evinin avlusu görünmektedir. Sahne ortadan ikiye avlunun duvarıyla ayrılmıştır. Sağda boş bir alan uzanmakta, arka planda Mincio nehrinin parıltılı suları görünmektedir. Vakit gecedir. Sparafucile evinin avlusunda içki masasını hazırlamakta, Rigoletto ise boş alanda kızıyla konuşmaktadır. Soytarı, kızına Duka’yı sevip sevmediğini sormaktadır. Gilda «Her zaman sevdim» diye cevap verir. Bu sırada Sparafucile’nin avlusuna asker kılığında Duka girer, masa başına geçerek «Kadın civelektir» sözleriyle başlayan ünlü aryasını söylemeye başlar (La donna e mobile). Arya bitince Sparafucile masaya şarap getirir. Kız kardeşi Maddalena da gelmiş, Duka ile cilveleşmeye başlamıştır. Katil yavaşça dışarı çıkarak Rigoletto’ya yaklaşır «Hemen öldüreyim mi yoksa bekleyeyim m?» diye sorar. Soytarı biraz beklemesini söyler. Sparafucile uzaklaşınca eserin en güzel parçalarından biri olan Quartet başlar. Avluda Duka ve Maddalena aşkın güzelliğinden bahsetmekte, dışarıda Rigoletto ve kızı kendi acılarını anlatmaktadırlar (Bella figlia dell’amore). Sparafucile tekrar görünür, Rigoletto ona yapacağı işin karşılığının yarısını öder ve Duka’yı öldürüp cesedini çuvala koymasını, kendisinin gece yarısından sonra gelip göreceğini söyler. Gilda ise erkek kılığına girip Verona’ya gidecek, orada babasını bekleyecektir. Hava bozmakta, şimşekler çakmaktadır. Sparafucile avluya girince Duka gece orada kalacağını bildirir. Katilin yatağında yatacaktır. Yukarı çıkar, Maddalena kardeşine bu çok beğendiği adamı öldürmemesini rica eder. Sparafucile paranın yarısını alabilmek için bu adamı öldürmesi gerektiğini söyler. Kadın akıl öğretir; gece yarısından sonra gelecek olan ilk kimseyi öldürecek çuvala koyup parayı alabilecektir. Sparafucile buna razı olduğunu bildirirken erkek kılığına girerek kapıya gelen Gilda konuşmaları duymuş, dehşet içinde kalmıştır. Gece yarısı kapıyı çalmaya karar verir, bu suretle sevgilisini kurtaracaktır. On ikiyi bildiren çan sesleri duyulurken kapıya vurur. Sparafucile kim olduğunu sorar, yolunu kaybetmiş bir yabancıdır. Katil kapıyı açar, bıçağı içeri giren kızın göğsüne saplar. Fırtına dinmiş, şimşekler uzaklaşmıştır. Rigoletto gelerek kapıyı çalar, Sparafucile içinde ceset bulunan çuvalı getirip nehrin kıyısına bırakır ve paranın geri kalan kısmını alıp gider. Yalnız kalan Rigoletto artık mutludur, işte, intikamını almıştır. Fakat bir an Duka’nın uzaktan gelen sesini duyar «La donna e mobile…» şaşırır, çuvalı açar, öylece kala kalır; çuvalda kanlar içinde kızı yatmaktadır. Can çekişmekte olan Gilda kendisini sevdiği adam için feda ettiğini söyleyerek babasının kolları arasında son nefesini verir. Rigoletto bakar; «Gilda, öldün mü?» diye hıçkırır, sonra müthiş bir acıyla haykırır; «Ah! İhtiyarın laneti!» Lanet teması orkestradan yükselirken perde kapanır.
iLGiLi HABERLER / YAZILAR
- İlgili haber / yazı bulunamadı