Yorum Ekleyin   |                                                                                                                                                                                               24 Şubat 2009
 
Aida
   Metin
 Antonio Ghizlanzoni 
 
 

İlk oynanış;  24 Aralık 1871, Kahire.

 
Devlet Operasında ilk temsil; 1958, Ankara
 
Başlıca Kişiler;
Ramfis, Isis başrahibi, (Bas)

 

Radames, Mısırlı kumandan (Tenor)      

Amneris, Firavun’un kızı (Mezzosoprano)        

Aida, Habeş kralının kızı (Soprano)                      
Mısır Firavunu (Bas)
Haberci (Tenor)
Amanosro, Habeş Kralı (Bariton)           
Rahibe (Soprano)
 
Konunun geçtiği çağ ve yer; Eski Mısır’da Memfis ve Teb şehirleri
 
 
1869 yılında Süveyş kanalının açılma töreni için Hidiv İsmail Paşa Kahire’de bir opera binası yaptırmış, açılışının yeni bir eserle olmasını istemişti. Bu eserin Verdi tarafından yazılması kararlaştırılmış, sanatçıya bu işin karşılığı olarak dört bin altın teklif edilmiştir. Besteci meşguldü ve bu teklifi kabul etmeye de niyeti yoktu. Opera aynı yıl başka bir eserle kapılarını açtı. Aradan zaman geçmiş, Verdi Paris’e yaptığı bir gezide Camile du Locle adlı Fransız yazarıyla tanışmıştı. Du Locle besteciye, yakın arkadaşı ejiptolojist Mariette Bey’in Mısır’daki kazılarda bulduğu bazı tabletlerde yazılı bir aşk faciasından bahsederek bunun opera için mükemmel bir konu olacağını söyledi. Mariette, Louvre Müzesinin eski Mısır bölümünde çalışırken Kahire’ye gönderilmiş, burada yaptığı araştırmaların başarısı üzerine kendisine Mısır hükümeti tarafından «Bey» unvanı verilmişti. Mariette’in bulduğu konu Verdi’nin pek hoşuna gitmi, Du Locle’dan bunu bir opera metni haline getirmesini rica etmiştir. Fakat Du Locle’ün yazdığı metin daha sonra Ghizlanzoni tarafından İtalyancaya çevrilmiş ve yeniden düzenlenmiştir. Bütün bu olayları uzaktan izleyen Kahire operası direktörü Draneth Bey besteciye tekrar bir mektup yazarak bu yeni eserin ilk defa Kahire’de temsil edilip edilemeyeceğini sormuş. Verdi’nin uygun bir cevap vermesi üzerine hazırlılara başlamıştır. Besteci prova ve temsile denetçi olarak Emmanuele Muzio adlı müzikçiyi yollamış, Aida ilk defa Kahire’de dünyanın her yerinden gelen opera severler önünde oynanmıştır. Eser gerek burada, gerekse Milano’daki temsilinde sanat tarihinde pek az görülen bir başarı elde etmiştir. Aida da Fransız Grand Operasının parlak reji tekniği, İtalyan operasının üstün teganni üslubu ve müzikli dram anlayışıyla birleşmiş, eski biçimler belirli bir orantıyla korunmuş, ileriyi haberleyen yeni bir ruh yaratılmıştır.
 
Aida, Verdi’nin yazdığı operalar içinde eşine rastlanmayan pek zarif bir prelüdle başlar. Bu kısa parçada Habeş kızının aşkı ve acı duyguları yankılanır.
 
 
 
BİRİNCİ PERDE
 
Birinci Sahne – Menfis şehrinde firavun sarayının büyük salonu. Arka planda palmiye ağaçları ve ehramlar uzanmakta, Başrahip, enç komutan Radames’le konuşmaktadır. Başrahibe göre Tanrıça Isis Radames’i Habeşlilerle yapılacak savaşta Mısır ordusuna başkomutan olarak göstermiştir. Ramfis çekilir. Radames yalnız kalır. Trompetlerin süslediği resitatifden sonra lirik romansına başlar. Bu romans kalbini yakan büyük aşkı, Habeş kralının sarayda tutsak olarak bulunan kızı Aida içindir. Savaşa gidecek başarıyla yurduna ve delice sevdiği insana dönecektir (Celesta Aida, forma divina). Arya ile Radames’in tatlı düşünceleri de sona erer. İçeri firavunun kızı Amneris girmiştir. Amneris genç komutanı sevmekte, ondan karşılık görmemektedir. Radames’in gözü hanımını takip eden Aida’dadır. İki genç arasındaki bakışmalar Amneris’in gözünden kaçmamıştır. Genç kız şüphe ile sarsılır. Devam eden Trio boyunca üçü de acılarının kaynağını açıklamaktadırlar; Aşk. İçeri birden bire firavun gelir, çevresine rahipler ve muhafızlar vardır. Bir haberci girerek Habeş ordusunun Krallarının kumandasında yakıp yıkarak Mısır’a yürüdüğünü haber verir. Aida yavaşça «babacığım…» diye inler. Firavun Mısır ordusunun yeni komutanını takdim eder; bu Radames’dir. Herkes çıkar, yalnız kalan Aida Radames’e seslenir «Zaferle dön!» (Ritorna vincitor!). Çarpışacak ordulardan birisine babası, diğerine sevgilisi komuta edecektir. Hangisine başarı dileyeceğini şaşırmış, babası ve aşkı arasında kalmıştır. Çareyi dua etmekte bulur (Numi, pieta!).
 
İkinci Sahne – Vulkan tapınağındaki büyük tören. Rahipler korusu ve arplar eşliğinde rahibelerin kutsal dansı sürüp gitmektedir. Dans sonunda hurdandan tüten dumanlarla tütsülenmiş kutsal başkomutanlık kılıcı başrahip tarafından Radames’e verilir (Nume, custode e vindice). Koro muhteşem bir haykırışla Tanrı Phtha’ya yakarırken perde iner.
  
 
 
İKİNCİ PERDE
 
Birinci Sahne – Amneris, sarayındaki özel dairesinde eğlenirken görülür. Tutsaklar aşk şarkıları söylemekte, kızlar dans etmektedirler. Arada Amneris’in sesi yankılanmakta, sevdiği komutanı kollarına çağırmaktadır (Vieni, amor mio). Sahneye bedbaht Aida girer, iki kız arasında dramatik bir düet başlamıştır (Fu la sorte dell’armi). Amneris’in etrafındaki kızlar yavaş yavaş çekilmektedir. Firavunun kızı Aida’ya döner ve ona Radames’in savaşta öldüğünü bildirir. Aida mahvolmuştur, mağrur Amneris bu defa «Hayır! Yaşıyor» diye bağırır. Gayesi, haberin Aida üzerindeki etkisini anlamaktır. Kızın genç komutanı sevdiğine şüphesi kalmamıştır. Kıskançlıktan deli gibidir; «Dikkat et! Bu aşk seni öldürmesin» diye mırıldanır. Aida diz çökerek af diler. Düetin sonlarına doğru dışarıda zaferle dönen savaşçıların sesleri duyulur.
 
İkinci Sahne – Teb kapısına uzanan büyük yol üzerinde Firavun, rahipler ve halk tutsakların geçişini çılgın bir kıvançla seyretmekte, korolar bandonun çaldığı büyük marş, muhteşem bir atmosfer yaratmaktadır (Gloria all’Egitto). Firavun başkomutanı selamlar; «Sana teşekkür ve selam ey vatanın kurtarıcısı» Sonra Rademes’e bütün arzularının yerine getirileceğini söyler. Amneris, radames’in başına zafer çelengini koyar. Esirlerin geçişi bitmiş, subay kılığında bir savaşçı zincirle bağlı olarak getirilmiştir. Aida koşar «Babacığım» diyerek tutsak subayın boynuna sarılır. Habeş Kralı bir çöl arslanı gibi mağrurdur. Firavuna subay kılığına girerek savaştığını, tutsaklara karşı iyi davranması gerektiğini söyler (Ma tu, o Re, tu possente). Halk Habeş kralının bu isteğinin yerine getirilmesi için yakarmaktadır. Radames isteği tekrarlar. İstek kabul olunmuştur. Firavun Radames’e döner ve başarısının armağanı olarak Amneris’le evleneceğini bildirir. Bu affı herkes memnunlukla karşılar.
 
 
 
ÜÇÜNCÜ PERDE
 
Ay ışığı, palmiye yaprakları arasında süzülerek Nil sularında titrek yankılar yapmaktadır. Tapınağın kapısından sisli bir ışık sızmakta, müzik sahnenin etkisini güçlendirmektedir. Başrahip ve Amneris kıyıya yaklaşan bir kayıktan çıkarak dua etmek üzere tapınağa doğru uzaklaşırlar. Bir ağacın arkasında bulunan Aida, Radames’i beklemekte, aşkını ve vatanını düşünmektedir (O patria mia). Birden bire babası gözükür, kızının gizli aşkını öğrenmiştir. Bu sayede vatana dönebileceklerdir. Bunun için planı hazırdır. Hatta Radamesi de alarak Habeşistan’a kaçabileceklerdir. Aida razı olamaz fakat baba son bir defa gürler; «Sen benim kızım değilsin, firavunların aşağılık esiresi…» Radames gelirken bir ağacın arkasına saklanır. Komutan yaklaşarak sevgilisini selamlar, Aida Radames’e kaçmalarını teklif eder. Ona hangi yoldan gidebileceklerini sorar. Radames «Napata Boğazı» cevabını verir: Amonosro’nun da bilmek istediği zaten budur. Habeş kralı meydana çıkar ve sevinçle «Yarın askerlerim orada olacak bizimle kaç! Seni prens ve damat yaparım» diye bağırır. Radames düştüğü hatayı anlamıştır. Pişman olmuş, bitkin bir halde kendisini «Vatan Haini» olarak suçlamaya başlamıştır (Io son disonorato). Birdenbire başrahip ve Amneris gözükürler. Amonosra firavunun kızını öldürmek isterse de Radames mani olur. Baba kız kaçarlar, Radames başrahibe kılıcını verirken perde iner.
 
 
 
DÖRDÜNCÜ PERDE
 
Birinci Sahne – Büyük mahkemenin kapısında ızdırapla kıvranan Amneris görülür. Sevgilisi vatana ihanet suçundan yargılanacaktır. Prenses genç komutanı çağırtır. Aralarında eserin en güzel düetlerinden biri başlar (Gia isacerdoti adunansi). Komutan kendisiyle evlenecek olursa onu kurtaracaktır. Amonosra öldürülmüştür, Aida’nın da aynı biçimde cezalandırılacağı kesindir. Fakat Amneris’in bütün yalvarmaları mağrur komutanı yumuşatmamıştır. Duruşma başlar, başrahip ve etrafındakiler Radames’in suçlu olup olmadığını sorarlar. Komutan soruyu cevapsız bırakır. Amneris dışarıda acısından deliye dönmüştür. Yargılama biter; Radames diri diri gömülecektir. Amneris mahkemeden çıkan rahip ve yargıçlara yalvarır. Fakat hepsi «suçluya ölüm» (E traditor! Morra) diye haykırırlar.
 
İkinci Sahne – Bu sahnenin dekoru doğrudan doğruya Verdi’nin buluşudur. Rigoletto’da sahneyi dikine ayıran besteci, Aida’da enine bölmüştür. Üstte tapınağın avlusu ve Isis heykeli görünmekte. Bir kısım rahibeler dans edip ayin yaparken rahipler Radames’in mezarını örten taşı kapatmaktadırlar. Sahnenin alt katı komutanın diri diri gömüldüğü mezardır. Mezarı gizli bir ışık aydınlatmakta, Verdi’nin harikulade müziği büyük bir etki bırakmaktadır. Radames, mezarda sevgilisini düşünürken karşısında onu görür (La fatal pietra). Bu bir tatlı hayal mi? Hayır… Aida mezara saklanmış, onunla ölmek istemiştir. Komutan ona kıyamaz; «Bu kadar genç ve güzelken ölmek…» Aida onu susturur; «Bak karşımızda ölüm meleği duruyor» Lirik bir melodiyle işlenen düet başlar «Elveda yeryüzü» (O terra addio!). Mezarı örten taşın üzerinde kıvranan Amneris, hayatını mahvettiği sevgilisi için hıçkırıklarla dua etmekte, ışıklar kararmakta, perde ağır ağır bu sahneyi örtmektedir (Pace t’imploro).

 

 

iLGiLi HABERLER / YAZILAR