Metin
Viladimir Biyelski
İlk oynanış; 7 Ekim 1909, Moskova
Başlıca Kişiler;
Müneccim (Tenor)
Kral Doden (Bas)
Prens Guidon, oğlu (Tenor)
Prens Afron, oğlu (Bariton)
General Polkan (Bas)
Altın Horoz’un sesi (Soprano)
Amelfa, kahya kadın (Kontralto)
Kraliçe Şemaha (Soprano)
Konunun geçtiği çap ve yer; Efsane çağlarında Rusya
Operanın tamamlanması 1907 yılındadır. Bestecinin yurdu bir ihtilalden yeni çıkmıştı. Eser sansür tarafından uygun bulunmadı. Ertesi yıl besteci hastalandı, 1908’de de öldü. Altın Horoz, bir yıl sonra Moskova’da Zimin’in özel tiyatrosunda sahneye kondu. Opera baştanbaşa taşlamadır. Rusya’da o dönemlerde sansürün böyle bir şeyi kabul edebileceği düşünülemezdi. Konusu eski bir masaldan esinlidir ve şair Aleksandr Puşkin’in bir şiirinden alınmıştır. Batıda ilk temsil Opera – Bale düzeninde yapılmış. 1912’de sahneye konmuştur. Bu düzeni düşünen büyük «Maitre de balet» Mihael Fokin’dir. Bale sanatçıları karakterleri sahne ortasında temsil ediyor, koro ve solistler partilerini sahnenin çevresinde söylüyorlardı. Fokin’in bu mizanseni pek beğenilmiş, fakat bestecinin karısı tarafından protesto edilmiştir. 1914 yılında Figaro gazetesine bir açık mektup gönderen Madam Rimski-Korsakof, Fokin’in yaptıklarının ölen eşinin düşünceleriyle hiçbir ilgisi olmadığını savunmuş savcılık harekete geçerek temsili kaldırmıştır. Fransız adliyesinin bu inceliğine karşılı İngiliz yasalarının uygun oluşu yüzünden eser aynı kadro ile Londra’da sahneye konmuş, başarı orada sürüp gitmiştir. Halen Altın Horoz ya balesiz normal bir opera gibi temsil edilmekte veya eserdeki parçalardan düzenlemiş bir orkestra süitiyle yalnız bale şeklinde oynanmaktadır.
PROLOG
Orkestrada Altın Horoz motifi duyulur, motif hemen yaylı çalgılara geçer, melodi değişir, küçük çanların sesleri arasında sahneye müneccim gelerek çok eski çağarla ait bir efsanenin başlamak üzere olduğunu, herkesin ders alması gereken konunun başlıca kahramanlarını çağırmaya gideceğini bildirir.
BİRİNCİ PERDE
Kral Dodon’un sarayında büyük bir salon.
Dodon’un başkanlık ettiği Krallık Kurulu toplanmıştır. Salon kralın en sevdiği yeşil, mavi ve sarı renkli kumaşlarla süslüdür. Kurul üyesi olan kişizadeler sakallı, yaşlı kimselerdir. Tahtın sağında iki veliaht, Afron ve Guldon yer almıştır. Solda ise ordu kumandanı General Polkan büyük bir vakur ve ciddiyetle oturmaktadır. Kral Dodon söze başlar; «sizi bana yardım etmeniz için çağırdım. Hayatım boyunca bu kadar tereddüde düştüğümü bilmiyorum. Şimdi ihtiyarım, düşmanlarım bana saldırmaya hazırlanıyorlar. Gerçi ordularımız Kuzey ve Güneyde daima galip fakat bazı düşmanlar denizden yaklaşmaya çalışıyorlar. Ne yapmayı düşünüyorsunuz?» Kuruldan mırıltılar yükselir; «Ne yazık ki falcımız da öldü…» Bu esnada merdivenlerde prolog’daki müneccim gözükür, kralın ayağına kapanır; «Selam sana Kral Dodon. Gerçi babam öldü ama bende size bazı fikirler verebilirim.» Elindeki bohçadan bir altın kafes çıkarır, kafesin içinde bir horoz vardır. Müneccim devam eder; «Bu kuş da size yardım edebilir» Horoz Kanatlarını çırpar, öter ve konuşur; «Rahat uyuyun ben sizi bekleyeceğim» Herkes bu olaya şaşmıştır. Kral müneccime armağan vereceğini bildirir. Bütün kurul, müneccim ve veliahtlar çıkarlar. Kâhya kadın Amelfa, Krala yiyecek getirir, fildişi bir karyola sahnenin ortasına gelir, kral yatar ve uyur. Biraz sonra horoz kanat çırpar, öter ve bağırır; «Eyvah! Bir şeyler oluyor.»Trompet sesleri duyulur, herkes telaş içindedir. Veliahtlar zırhlarını kuşanmış halde babalarına veda ederler. Uzaktan savaş sesleri duyulur. Horozun öğüdü üzerine Kral tekrar uykuya dalar fakat korkunç düşler ihtiyarı rahat bırakmamaktadır. İçeri halkın temsilcileri girerek onu uyandırırlar. Dodon, ordusuna üç yıl yetecek gıda bulunduğunu öğrenince zırhını kuşanır, oyuncak bir ata biner, tabasının «Kralımız zafere» sesleri arasında perde iner.
İKİNCİ PERDE
Yalçın kayalarla örtülü bir boğazda Dodon’un ordusu büyük bir yenilgiye uğramıştır. Her taraf öldürülmüş askerlerinin cesetleriyle doludur. Bir marş duyulur, Kral Dodon gözükür, yanında General Polkan vardır. Kralın iki oğlu da ölmüştür. İhtiyar Kral ağlamaya başlar. General; «Düşmanı bulsak seve seve dövüşeceğim» diye bağırır. Boğazı kaplayan sis dağılmaktadır. Pırlanta işlemeli muhteşem bir çadır meydana çıkar. Herkes korkuyla manzarayı seyretmekteyken çadırın kapısında şahane güzellikte bir kadın görünür. Esirlerin çaldığı çalgılar eşliğinde bir şarkı söylemeye başlar (Güneşe övgü). Bu Kraliçe Şemaha’dır. Dodon’a ülkesini almak üzere olduğunu, eğer isterse birlikte şarap içmek istediğini bildirir. Çok üzüntülüdür, her şeye malik olduğu halde o ana kadar kendisine söz geçirecek kimseyi tanıyamamıştı. Dodon ona üzüntüden kurtulmak için dans etmesini öğütler. Şemaha, Kralla dansa koyulur. Kralın beceriksiz adımları kadını eğlendirmektedir. Dodon yorgunluktan bitkin bir halde yere yıkılır ve bağırır; «Eğer beni beğeniyorsan gel memleketim senin olsun! Onu sen idare et, İstediğin gibi yer içersin. Eğer Polkan’ı beğenmiyorsan kafasını keserim…» Kraliçe bu teklifi kabul eder. Tutsaklar çadırı, mücevherleri, aynaları toplamaya başlarlar. Dodon’un askerleri olayı neşeyle kutlamakta, kafile yola çıkmak için hazırlanmaktadır.
ÜÇÜNCÜ PERDE
Güneşli bir gün. Uzaklarda fırtınayı haber veren kara bulutlar görülmektedir. Halk Dodon’un sarayının önünde toplanmıştır. Kâhya gözükür, halka; «Kralımız vatanına bir gelinle dönüyor. Onları neşeyle selamlayınız!» Düğün alayı yaklaşır, devler, maskeli insanlar, mücevher taşıyan tutsaklar geçmektedir. En sonda altın bir araba içinde gelinle güvey gözükürler. Kraliçe müneccimi görür, Krala kim olduğunu sorar. Müneccim gözlerini Kraliçeden ayırmadan yaklaşarak konuşur; «Kral! Dün bana ne istersem yapacağınızı söylemiştiniz. Kraliçe Şemaha’yı istiyorum.» Kral, müneccime deli olup olmadığını sorar. Hayır, o Kraliçeyi istemektedir. Dodon, asasını kafasına vurur, müneccim cansız yere yıkılır. Aynı anda uzaktan gök gürlemeleri gelir. Kraliçe olanlara gülmektedir. Dodon onu kucaklamak isteyince bağırır; «Şimdi gül ihtiyar maskara. Senin de cezanı çekeceğin an uzak değildir.» Arabadan iner. Kafesinden Altın Horoz’un Krala hitap ettiği duyulu; «Bu senin sonun olacaktır» Horoz kafesinden uçar ve Dodon’un başına konar. Bir gaga vuruşuyla cansız yere serer. Gök tekrar gürler, her taraf karanlığa gömülür, biraz sonra sahne aydınlanmış, Kraliçe ve Horoz kaybolmuşlardır. Halkın sesi yükselir; «Fırtına geçti, fakat şimdi Kralımız kim olacak?» Herkes sessizce ağlarken perde iner.
EPİLOG
Eğlenceli bir melodi eşliğinde müneccim gözükür ve konuşur; «Asil seyirciler bu peri masalından dehşete düşmeyiniz. Çünkü bu masaldaki gerçek halk, Kraliçe ve bendim.» Perde kapanır.
iLGiLi HABERLER / YAZILAR
- İlgili haber / yazı bulunamadı