Metin
Henri Meilhac & Ludovic Halevy
İlk oynanış; 3Mart 1875, Paris
Devlet Operasında ilk temsil; 1848, Ankara
Başlıca kişiler;
Morales, teğmen (Bas)
Micaela, Jose’nin nişanlısı (Soprano)
Zuniga, yüzbaşı (Bas)
Don Jose, çavuş (Tenor)
Carmen (Mezzosoprano)
Mercedes, Carmen’in arkadaşı (Mezzosoprano)
Frasquita, Carmen’in arkadaşı (Soprano)
Escamillo, matador (Bariton)
El Remendado, kaçakçı (Tenor)
El Dancairo, kaçakçı (Bariton)
Konunun geçtiği yer ve çağ; 1830 yıllarında İspanya’da Sevil şehri ve dolayları
Bizet’nin Carmen’i bestelemesi Paris’in 19. yüzyıl temaşa hayatında önemli rolü olan Leon Carvalho sebep olmuştur. O çağlarda müzikli sahne eserleri büyü ilgi görüyordu. Bu türlü oyunlara özellikle Goethe’nin Beethoven müziğiyle bezenmiş olan «Egmond»trajedisi örnek gösteriliyordu. Bu akımın etkisiyle Carvalho genç besteci Bizet’ye Alphonse Daudet’nin «L’arlesienne»adlı seseri için müzik ısmarlamıştı. Bizet bu münasebetle Güney Fransa’da incelemeler yapmış, taşra hayatı ve renkleri onu pek çekmiştir. Bu ilginin sonucu her ikisi de gerçekten birer üstün eser olan «L’arlesienne» süitlerinin doğumudur. Yabancı ve garip ülkelere karşı büyük eğilimi olan Bizet 1874 yılında Merimee’nin 1845’de yayınlanıp pek beğenilen Carmen’ini bestelemeye karar vermiş, metnin hazırlanmasıyla Henri Meilhac ve Ludovic Halevy’yi görevlendirmiştir. Eser 1875 yılı başlarında tamamlanmış, Opera Comique sahnesinde yer almış, fakat ne yazık ki beklenenin tam aksi olmuş, eser başarısızlığı uğramış, afişten kaldırılmıştır. Bizet, bu üzücü olardan üç ay sonra henüz 37 yaşındayken ölmüştür. Bu durum bazı kimselerin garip tahminlerine yol açmış, onun bu başarısızlık üzerine üzüntüden öldüğü söylentileri çıkmıştır. Hâlbuki Bizet eserin kaderini önceden sezmiş, o çağın ahlak kurallarına uymayacağını anlamıştı. Metin yazarlarından Meilhac’a bu inancını belirtmiş, ilk geceden sonra suçun kendisinde olduğunu söyleyerek özür dilemiştir. Bizet daha birkaç yıl yaşasaydı operanın kısa bir zaman sonra tekrarlanışını, kazandığı muhteşem zaferi, dünya sahnelerine fırtına hızıyla yayılışını görecek, başka eser yazmasa da mutlu bir hayat geçirip gidecekti. Carmen, çevresindeki tartışmalar, çatışmalar, tereddüt ve yargılar ne olursa olsun günümüzde bildiğimiz tek şey bu eserin opera repertuarında çok az görülen bir ilgi toplamış olmasıdır. Acaba Carmen’in yıllardır bıkılmadan zevkle seyredilip dinlenişindeki sebepler nelerdir? Bunların başında şüphesiz, renkli ritm ve melodileriyle müziği geliyor. Gerçi İspanyollar bu müziği tümüyle kendilerine mal etmiyorlar ama İspanyol olmayan kulaklarda bıraktığı etki orijinal ve yerli kanısını uyandırıyor. Başka bir sebep de Carmen rolünün soprano’dan kontralto’ya kadar kadın opera sanatçılarına sağladığı büyük fırsatlardır. Carmen yalnız ses değil üstün tiyatro bilgisi de isteyen bir roldür. Bu rolde sesi kadar dramatik kabiliyetine de güvenen pek çok kadın sanatçı büyük ün yapmış, başarı sağlamışlardır. Ayrıca eserin bazı parçaları da melodileriyle derhal tutulmuş ve sevilmiştir. Sanat yönünden, eserin sahip olduğu nitelikler de ufak bir inceleme sonucunda belirmektedir; çekici, inandırıcı bir konusu vardır. Olay başlıca dört kişiyle oluşur. Diğer karakterler bunların çevresine dengeli bir teknikle serpiştirilmiştir. İyi bir sahne eserinin özellikleri taşır ve müzik onun bu yönünü bütün inceliğiyle tamamlar. Metin şairi mısralarının parlak, kıvılcımlı, çekici bir müzikle işlendiğini biliyorlardır. Bu müziğin dramatik gücü, değişik hatları, ustaca orkestralamasıyla geniş bir dinleyici kitlesi bulacağına şüphe yoktu.
Carmen operası kısa bir prelüdle başlar. Hareketli ve neşeli havası bir boğa güreş veya bir sirk oyunundan evvel çalınan parçaları hatırlatır. Ölüm motifi yankılanırken perde açılır.
BİRİNCİ PERDE
Sevil’de büyük bir alan.
Sağda sigara fabrikasının kapısı görülmekte, solda kışlanın önünde askerler kalabalığı seyrederek eğlenmektedirler. Marş ritmindeki müziğe askerlerin korosu katılır, hepsi neşeli, canlıdır. Parça biterken genç, güzel bir kız subaylardan Morales’e yaklaşır, onbaşı Don Jose’yi aramakta olduğunu söyler. Morales kıza Don Jose’nin nöbetçi olan birlikte görevli bulunduğunu, kısa bir süre sonra döneceğini bildirir, eğer isterse içeri girip beklemesini teklif eder. Kızın böyle nazik bir daveti kabule niyeti yoktur, Don Jose dönünce tekrar gelecektir. Morales ve askerler kuşun kaçtığına üzülürken nöbetçi birliğin yaklaştığını haber veren trampet ve flüt sesleri duyulur. Marşa sokaktaki çocuklarda katılmıştır. Askerliği öven sözlerle Yüzbaşı Zuniga’nın komutasındaki birliğin etrafında yürümektedirler. Zuniga ve Don Jose askerleri istirahate yollarken Morales Jose’ye yaklaşarak kendisini güzel bir kızın aradığını bildirir. Don Jose tahmin etmiştir; köydeki güzel sevgilisi Micaela’dır. Zuniga, delikanlının sadakatine şaşmıştır. Sigara fabrikasında bu kadar güzel kız çalışırken köydeki nişanlıya bağlı kalmak doğrusu herkes harcı değildir. Don Jose kızlara bir defa bile bakmadığını söylerken Micaela’ya olan sevgisini tekrarlar. Bir zil sesi yankılanır, fabrikanın işçileri önde erkekler, arkada kadınlar öğle paydosuna çıkmışlardır. Bu arada kadınların arasında ir tanesi güzelliği, canlılık ve çekiciliğiyle hemen dikkati çekmiş, erkeklerin ilgisini çekmiştir. Bu Carmen’dir. Uyandırdığı etkinin farkındadır ve bunu daha da arttırmak için ünlü Habanera’sına başlar. Aşktan bahseden şarkıyla dans etmekte, herkes hayranlıkla onu seyretmektedir (L’amour est un oiseau rebelle). Parça bitince birden Don Jose’ye döner göğsündeki çiçeği ona fırlatır, sonra tekar işbaşı yapan arkadaşlarına katılarak fabrikaya girer. Onbaşı şaşkın dururken Micaela yaklaşarak ona seslenir. Delikanlı sevinçle sevgilisine koşar. Micaela köyden gelmekte, ona annesinden mektup ve para getirmektedir. Don Jose, annesini uzun süredir ihmal etmiş, haber yollamamıştır. Askerliğini bitirince hemen köye dönecek, annesine kendisini affettirecek ve Micaela’sına kavuşacaktır.(M amere, je la vois). İki sevgili arasında düet sona erince kız köye dönmek üzere uzaklaşır. Don Jose, annesinin mektubunu okumaya başlar. Bu sırada fabrikadan feryatlar yükselir. Yüzbaşı Zuniga koşar, işçilerden biri anlatır; Carmen, Manuelita adlı kızla alay etmiş, aralarında başlayan kavga Carmen’in kızı yaralamasıyla sonuçlanmıştır. Yüzbaşı, Don Jose ve iki eri Carmen’i almaları için fabrikaya gönderir. Kadın biraz sonra sanki bir şey olmamış gibi kayıtsız bir tavırla askerlerin eşliğinde gelir. Zuniga, olayın sebebini sorar. Carmen cilveli seslerle soruları yanıtsız bırakmaktadır.. Subay tevkife karar vererek Don Jose’ye kadını hapse götürmesini emreder ve uzaklaşır. Carmen delikanlıya nereye gittiklerini sorar, hapishaneye götürülmektedir. Ona kendisini pek beğendiğini, hatta bunu çiçek atarak belirttiğini söyleyerek kaçmasına müsaade etmesini ister. Sonra Seguidilla’sına başlar. Gece şehir dışında arkadaşı Lilas Pastia’nın meyhanesinde olacak, manzanilla içerek onu bekleyecektir (Pres de ramparts de Sevile). Don Jose tereddüt içindedir. Carmen bütün dişiliğiyle onu kandırmaya çalışmakta, sevdiğini söylemektedir. Yüzbaşı Zuniga gözükerek Don Jose’ye kadını iyi muhafaza etmesini tembihler, fakat aynı anda Carmen Jose’yi iterek yıldırım hızıyla koşar. Gece verdiği randevuyu tekrarlar, kahkahalar atarak uzaklaşırken perde iner.
İKİNCİ PERDE
Lillas Pastia’nın meyhanesinde çingene ve kaçakçılar eğlenmekte, aralarında Yüzbaşı Zuniga’nın da bulunduğu bazı subaylar eğlenceye katılmaktadır. Carmen ortada gitgide hareketlenen bir dans müziği söylemekte, kendisine iki arkadaşı Mercedes ve Frasquita eşlik etmektedir (Les tringles de sistres tintaient). Parça bitince Zuniga iki kızı yanına çağırır. Her ikisinin de işleri olduğu için kabul etmezler. Bu defa Carmen’i çağırır. Carmen ona kızgındır. Kendisinin kaçmasına göz yuman onbaşıyı hapse attırmıştır. Herkes iyi geceler deyip çıkmak üzereyken dışardan gürültüler duyulur. Çingenelerin omzunda ünlü boğa güreşçisi Escamillo girer. Boğa güreşlerinin kazandırdığı armağandan, kucak dolusu kadın aşkından bahseden şarkısına başlar. Meyhanedekilerin koro halinde katıldıkları parça «Toreador» adıyla bilinir. Escamillo şarkısını bitirince Carmen’i görür. Pek beğenmiştir, adını sorar, subaylar ve yanındakilerle çıkarak uzaklaşır. Meyhanede kalan kaçakçı El Remendado, El Dacairo, Frasquita, Mercedes ve Carmen arasındaki Kentet operanın en canlı, en güzel sayfalarındandır. Yeni bir kaçakçılık planı yapmakta, aralarına Carmen’i de almak istemektedirler. Fakat Carmen âşıktır, gelmeye niyeti yoktur (Nous avons en tete une affaire). Uzaktan Don Jose’nin sesi duyulur. Kadın hemen kapıyı açar. İşte, sevgilisi bu gençtir. O zaman Mercedes ve Frasquita onun da kendileriyle gelmesini öne sürerler. Sonra hepsi çıkarak sevgilileri yalnız bırakırlar. Don Jose aldığı hapis cezasından ve nasıl kaçtığından bahseder. Carmen ritmik bir dansa koyulmuştur. Dansın temposuna kışladan yankılanan boru sesi eşlik eder. Delikanlı ödevini ve yeni aşkını düşünmektedir. Carmen’i sevmekte olduğuna emindir. Bunu «Bana attığın çiçek» sözleriyle başlayan ve «Çiçek Aryası» olarak bilinen parçayla anlatır (La fleur que tu m’avais jete). Arya bitince Carmen ona kendisini seviyorsa daima yanında kalmasını teklif eder, dağlarda tabiatla ve aşklarıyla yaşamanın zevkine doyum olmayacaktır. Her ikisi birbirinin kollarına düşerken kapı çalınır, içeri Zuniga girer. Don Jose ile aralarındaki tartışma çavuşun kılıcına sarılmasıyla yol açılmıştır. Carmen atılarak kavganın büyümesini engeller. El Dancairo ve El Remendado subayın kılını alarak dışarı atarlar. Don Jose için yapılacak bir şey kalmamıştır. Kanundan kaçacak, dağlarda sevgilisiyle yaşayacaktır. Perde Carmen’in özgürlüğü öven şarkısına diğerlerinin katılmasıyla sona erer (Suisnous a travers la compagne).
ÜÇÜNCÜ PERDE
Tatlı, zarif melodili bir ara müziğinden sonra açılır. Gece, dağda kayalıklar arasında bir boğaz.
Çingene kaçakçılar sırtlarında yükleri ile şarkı söyleyerek ilerlemektedirler (Ecoute, ecoute, compagnon). Biraz sonra Jose ve Carmen gözükür. Kadın yorulmuş, bitkindir, şehre dönecektir. Don Jose onun bu düşüncesine karşıdır. Hayır, ayrılmalarına imkân yoktur. Biraz ötede Frasquita ve Mercedes fal bakarak eğlenmektedirler. Kağıt falında Frasquita’ya genç bir adam, Mercedes’e yaşlı bir zengin gözükmüştür. Carmen de fal bakmaya koyulur. Kâğıtları önüne serer. Falda ölüm belirmiştir. Tekrarladığında da aynı sonuç çıkar. El Dancairo gelerek boğazı nasıl geçecekleri hakkında bilgi vermeye başlar. Hepsi uzaklaşırken Micaela girer. Güzel aryasıyla olan bitenden duyduğu üzüntüyü anlatır. Tanrıdan yardım diler (Je die que vien ne m’epouvante). Uzaktan Don Jose’yi görür, bir tüfek sesi yankılanır. Elinde kurşunla delinmiş şapkasıyla Escamillo görünmüştür. Don Jose adamı karşılar, sonra kimi aradığını sorar. Güreşçi vaktiyle tanıştığı Carmen adlı çingene kadınını aramaktadır. Bu cevap iki erkeğin birbirine girmesine yetmiştir. Aralarında kin ve kıskançlıkla örülü bir düet başlar (Enfin ma colere). Don Jose bıçağını Escamillo’nun boğazına saplamak üzereyken Carmen ve diğer kaçakçılar yetişerek kurtarırlar. Matador, kadına teşekkür eder, sonra hepsini Sevil’deki güreşe davet eder, «Beni seven oraya gelir» der. Micaela kıskançlıktan çılgına dönmüş Don Jose’ye yaklaşarak ona köye gelmesi için yalvarmaktadır, annesi ölüm halindedir. Fakat Don Jose’nin hiçbir şey görecek hali yoktur. Carmen’e Sevil’e dönemeyeceğini, aralarındaki zinciri ancak ölümün parçalayabileceğini söyler. Sonra Micaela ile uzaklaşır. Uzaktan Matador’un şarkısı bir daha duyulur. Kaçakçılar marş ritmindeki müzikle harekete geçerlerken perde iner.
DÖRDÜNCÜ PERDE
Parlak İspanyol ritmiyle dokunmuş neşeli, canlı bir ara müziğinden sonra açılır. Sevil’de boğa güreşinin yapıldığı arena’nın önü.
Başta Escamillo ile Pikador, Bandilleros, subay ve erlerden kurulu kalabalık marşla arenaya girerler. Escamillo’nun yanında Carmen de vardır. Güreşçi ile aralarında kısa bir düet duyulur. Carmen onu seviyorsa delikanlı güreşi kazanacaktır (Si tu m’aimes, Carmen). Bir aralık yanındaki Frasquita ve Mercedes, Carmen’e Don Jose’den çekinmesini söylerler. Carmen cevap verir; «Ben ondan korkacak kadın değilim…» Sonra beri yandan bitkin bir halde olanları seyreden Don Jose’ye yaklaşır. Herkes arenaya girmiş, iki sevgili yalnız kalmıştır. Don Jose hala ona aşık olduğundan bahsetmekte, Carmen delikanlının sözlerini soğuk bir tavırla cevaplandırmaktadır. Aralarındaki düet gitgide sinirli bir havaya bürünmekte, alandan Escamillo’yu selamlayan halkın sesi gelmektedir. Carmen’in aklı güreşçicedir. Don Jose’nin aşkını reddeder, parmağından onun armağanı olan yüzüğü çıkarıp atar. Arena’dan sevinçli haykırışlar yükselirken orkestrada ölüm motifi duyulur. Carmen içeri girecektir. Fakat Don Jose engel olmaktadır. Kadın ya kendisini öldürmesini ya da bırakmasını söyler. Don Jose’nin son yakarışları da boşa gitmiştir. Bıçağını çekerek kadının kalbine saplar. Carmen’in çığlığı alandan gelen ve Escamillo’nun başarısını kutlayan halkın sesine karışır. Orkestrada ölüm motifi yükselirken Don Jose sevgilisinin üzerine kapanmış, hıçkırmaktadır; «Onu ben öldürdüm. Ah! Carmen, taptığım kadın»
iLGiLi HABERLER / YAZILAR