Kış sonunda elime ulaşmış CD’leri ancak değerlendirme fırsatı buluyorum. Kimi ilk CD’siyle gündeme gelmiş, kimi önceki çalışmalarına bir yenisini eklemiş. Lusavoriç Ermeni Kilisesi Korosu’nun 2007’deki Lütfi Kırdar Salonu konseri, Kalan Müzik tarafından yayımlanmış. Şef Hagop Mamigonyan, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası üyelerinden oluşan topluluğu ve çeşitli solistlerin yer aldığı Lusavoriç Korosu’nu yönetiyor. Gomidas, Bartevyan, Dikranyan, Sarkisyan, Yegmalyan gibi nice tarihi Ermeni besteciyle Mozart, Bach, Puccini ve Schubert gibi Batılı besteciler kaynaştırılmış. Anadolu’nun rengarenk folklorundaki yalınlığın polifonik dokuda işlendiği ezgileri dinliyoruz. Solistler entonasyon ve orkestrayla birliktelik açısından profesyonel düzeyde değil. Ancak koro, büyük fortelerdeki zenginliği, birlikte söylemedeki ustalığı ve ağız yapısındaki özeniyle çok etkileyici. Lusavoriç (ışık tutan, aydınlatan anlamında) Korosu’nun temeli 1929’a dayanıyor. Koro müziğine dünüyle bugünüyle katkıda bulunan, dağarcık araştırması yapan ve yerelden evrensele doğru düzeyi yitirmeden çalışan şef ve üyeleri kutlamak gerek.
EMRE ELİVAR’IN ROMANTİK CD’Sİ SONY MÜZİK’TEN ÇIKTI
İlk “profesyonel” CD’sini piyasaya süren yorumcular, sanatsal nitelikleri kadar seçtikleri içeriğe göre de değerlenirler. Kendi çalgısının örnek dağarcığıyla bu kervana katılanlar doğal ki hep daha önceki ustalarla kıyaslanma tehlikesi geçirirler. Öte yanda, ilk çıkışlarını kendine özgü bir programla oluşturanların da temel dağarcığı nasıl yorumladığı merak edilecektir!
Piyansit Emre Elivar Schubert’in üç piyano parçasıyla Schumann’ın senfonik etüdlerini Sony Müzik’ten piyasaya çıkartmış. Romantizmin kendine özgü geniş kanallarında o da kendi özgür yorumunu getirmiş. Ne Brendel’in Schuberti, ne Pollini’nin Schumann’ı, Emre’nin kendine has söylemi! Usta tekniğini daha iyi sergileyebilmesi için 1970 başlarından bir Beckset’in yerine keşke daha nitelikli bir piyanoda kayıt yapsaymış. Sony gibi uluslararası bir etiketle dünya piyasalarına çıkan kayıt umarız çok ses getirir.
İlk kez sesini CD’de duyuran kemancı Sevil Ulucan madalyonun diğer yüzünü seçmiş: Temel dağarcık yerine kendini özgün bir seçkiyle tanıtıyor. Aynı coğrafyadan, Bulgar, Rus, Azeri ve Türk folklorundan esinlenmiş klasik yapıtları özenli bir ortak paydayla birbirine bağlamış. Bu ortak payda derin bir hüzün. Sevil’in duyarlı ve ışıltılı yorumuna, piyanist Gülnare Şehinskaya oldukça gölgede bir eşlik sunmuş. Bulgar besteci Çerkin’in bir aşk şarkısının adı Sevdana, CD’ye de başlık olmuş. CD’deki diğer yapıtlar arasında Vladigerof, Arenski, Çaykovski, Saygun, Sun ve Amirov’un yapıtları yer alıyor. Sevil Ulucan’ın tertemiz entonasyonu ve yürekten çağrısı etkileyici.
ŞİRİN PANCAROĞLU’NUN DÖRDÜNCÜ CD’Sİ
Şirin Pancaroğlu dördüncü CD’sinde, artık kendini kanıtlamış bir arpçı olarak yeni ufuklara doğru yelken açmış. “Telveten” başlığının açılımı tel ve ten. Tarihte bilinen en eski çalgılardan arp ve vurmalı çalgıları simgeleştiren bu başlık, Şirin Pancaroğlu ve İsrailli perküsyon ustası Yinon Muallem’in ortak çalışmaları. Bana bir zamanlar udi Anouar Brahem ile Kudsi Erguner’in yaptığı gizemli CD’yi anımsattı. Albümde klasikleşmiş yapıtlarla doğaçlamalar kaynaştırılmış. Isaac Albeniz, François Couperin, Carlos Gardel gibi bildik bestecilerin yanı sıra, Muallem’in Minör Çeşitlemeler adlı bestesi ve çeşitli doğaçlamalar da yer alıyor. Arp ve vurma çalgıların tını çeşitlenmesine İranlı sanatçı Arslan Hazreti de Azeri kemençesiyle katılmış. Şirin’in değişik kültürlere açık tutumu böylesine eşi olmayan bir albümü ortaya çıkartmış.
Cumhuriyet / Allegro / Evin İLYASOĞLU
iLGiLi HABERLER / YAZILAR