Yorum Ekleyin   |                                                                                                                                                                                               11 Kasım 2009
 
Rengârenk, Şiirsel Bir Açılış

Kasım ayı ile birlikte İstanbul’da yoğun müzik günleri de başlamış oldu. Geçen hafta izlediğim Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın Lütfü Kırdar’daki ve İşSanat’ın salonundaki açılış konserlerinde üst düzey dinletilere tanık olduk.  

Borusan Filarmoni, Gürer Aykal yönetimindeki konserine bu yaz yitirdiğimiz Nevit Kodallı’nın (1924-2009) “Telli Turna”sıyla başladı. Rahmetli Nevit Hoca keşke hayatta olsa ve dinleseydi! Kuşkusuz o da bu dinamik ve rengârenk yorumu beğeniyle karşılardı. Halkı çoksesliliğe alıştırmak için yerel ritm ve ezgilerden yola çıktığı bu yapıtın başlığını Turgut Zaim vermiş. Nevit Hoca hiçbir zaman yapıtlarına yönlendirici başlıklar koymamış. Turgut Zaim, “Telli Turna”dan başka Kodallı’nın “Güzelleme” ve “Ebru” adlı yapıtlarının da isim babası.

İtalyan viyolonselci Massimo Macri, Ernest Bloch’un (1880-1959) I. Dünya Savaşı’nın acılarıyla yoğurulmuş “Schelomo” adlı çello ve orkestra için rapsodisini derin duygularla seslendirdi. Konser programlarımız hep romantik ve klasik dönem yapıtlarıyla hazırlandığından ara sıra 20. yüzyıl bestecilerinin serpiştirilmesi çeşni katıyor. Bloch’un yapıtı 19. yüzyıl sonundaki müzik dili yoğunluğunu, yer yer izlenimci, yer yer anlatımcı biçem, hatta bir film müziğini de andıran nitelikler içeriyor. 19. yüzyıl sonundaki bestecilerin yoğun orkestralaması, yoğunluğun sonucu yer yer tonalitenin kırılması da söz konusu.

İkinci yarıda Schumann’ın en mutlu döneminin simgesi olan “İlkbahar Senfonisi” çalındı. Orkestranın sahne düzenlemesinde birinci kemanların karşısına geleneksel olarak çellolar yerleştirilir. Son yıllarda onların yerini viyolaların almasına alıştık. Ancak bu kez çok daha değişik bir uygulama ile birinci kemanların karşısına ikinci kemanlar yerleşmişti. Özellikle Schumann’ın senfonisinde iki grubun karşılıklı söyleşisi böylece daha net duyuldu. Ve viyola, viyolonsel gibi daha koyu renk sesli yaylı çalgılar ortada bir bütünlük oluşturdu. Borusan İstanbul Filarmoni, güzel soloları ve sağlam senfonik yapısıyla Schumann’ın ilkbaharına yakışan bir coşku sundu.

Artık Bir Orkestra Şefi

Sibirya doğumlu harika çocuk Maxim Vengerov’u neredeyse dünyanın en iyi kemancısı ilan etmiştik bir zamanlar. Geçen yıl omzunda bir sorun olunca kemanı bırakması gerekmiş ve anlaşılan psikolojik olarak da kendine yeni bir kanal seçerek orkestra şefliğine soyunmuş. Doğal ki müzikçi nitelikleri son derece yüksek. Ve giderek bu dalda da mutlaka başarılı olacak. Borusan İstanbul Filarmoni’nin İşSanat’taki konserinde, heyecanlı, coşkulu bir yönetimle, dinamik tempolar alarak bizlere Beethoven yapıtlarını dinletti. Özellikle “5. Senfoni”deki yeni buluşları, ayrıntıları öne çıkartması dikkat çekiciydi. Gönül ister ki orkestra şefliğindeki ustalığını yine kemancılığındaki dehasıyla birleştirsin ve gün gelince belki de hem keman solisti hem de şef olarak orkestranın önünde yerini alsın. Tarihte nice kemancı vardır böylesi iki dalı birleştiren. Bir tanesi de büyük dâhi David Oistrakh’tır. Ama herkes Oistrakh olabilir mi, bu da ayrı bir soru.

Muhiddin Dürrüoğlu çok uzun zamandır izlediğim bir piyanist. Besteciliğiyle, öğretim üyeliğiyle solistliğini de bir arada yürüten ender müzikçilerden. O da Kamuran Gündemir’in yetiştirdiği üstün piyanistlerimizden biri. Artık olgun bir piyanist olarak karşımıza çıktı İşSanat’ın açılış konserinde. Beethoven’in “5. Piyano Konçertosu”nu kristal bir tuşeyle seslendirdi. Ağır bölümdeki şiirsel anlatımı, dış bölümlerdeki parlak ve güvenli tekniği ve tümüyle Beethoven’i iyi tanıyan yorumu övgüye değerdi. Halen çalışmalarını Belçika’da sürdüren sanatçı, 1992’den beri Brüksel Kraliyet Akademisi’nin öğretim üyesi.

Bir hatırlatma daha: Program notlarında yapıtların sunulduğu ilk yere, her bir yapıtın yanına süre yazılmalı kanısındayım. Açıklamaların en sonuna değil. Çok az kişi zahmet edip de açıklamaları okuyor. Ve Beethoven’in “5. Senfoni”si gibi en popüler yapıtlarda bile daha ilk bölümün sonundaki alkışlar çalanın da dinleyenin de konsantrasyonunu bozuyor.

Cumhuriyet Kültür – Sanat / Allegro / Evin İLYASOĞLU

iLGiLi HABERLER / YAZILAR