Müziğin varolagelen tanımında “seslerin uyumu” vurgusu yer alır ancak; bu “uyum”un kontrastın içinden geçirilip günyüzüne çıkarılabileceği üzerinde yeterince durulmaz. Böyle bir durumun yaşanmasında, yaşatılmasında; düz, inişi çıkışı fazla olmayan bir notasyona kulakların alıştırılmasının ve estetiğin çalışmalarda saf dışında tutulmasının payları büyüktür.
Son yıllarda Türkiye’de birçok müzik türünde; gerek grup çalışmalarında, gerekse “düet”lerde tınıları birbirine taban tabana zıt enstrümanlar hatta solistler aynı sahneyi paylaşmaya başlamışlar ve sorunlardan uzak duran, estetiği hiçe saymayan performansların gerçekleştirilebileceğini göstermişlerdir.
Yinon Muallem ile Şirin Pancaroğlu’nun Kaf Müzik’ten çıkan çalışmaları “Telveten”; Klasik Müzik’ten hareket ederek ve bütün müzik türleri arasında sağlam köprüler kurarak, kontrastın bu müzik türünde de estetize edilebileceğini kanıtlamıştır.
Jane Austen’dan Philp Roth’a kadar uzanan Avrupa ve Amerika Edebiyatı’nda; eleştirilen Viktoryen ve Püriten Ahlak’ın belkemiğinde duran, bu eleştiriye şahitlik eden arpın, sanıldığı gibi, sessiz ve sakin bir tınısı olmadığını dinleyicilerine, bu köprüden geçen “Telveten” bir kez daha anlatmıştır.
İnce tınılı olsa da, istenildiğinde en pes perdeden ses çıkartabilen arp, perküsyonun sanıldığı kadar uzağında olmadığını yine bu albümle göstermiştir. Perküsyon ailesinin üyeleri, arpın sesini bastırmadan, randevularını geciktirmeden hem kendilerinin, hem de arpın geçirdiği tarihsel sürecin arka planında yine “Telveten”le gezinmişlerdir.
Arka planda duran tarihin alanının genişliği doğal olarak coğrafyanın da katkısını gerektirmiş, sadece müzikler değil, disiplinler-arasında da gezinen bir çalışma dinleyicilerle buluşturulmuştur.
Endülüs esintisine eserlerinde sıklıkla yer veren Albeniz’in izinde; Manuel de Falla’nın notaları da çağrıştırılarak ilerleyen çalışma, tangonun Barok Dönem”le nasıl içli dışlı olabileceğini dile getirmemiştir sadece. “Telveten”in terkisini tercih eden dinleyiciler; onunla Anadolu’dan Kafkaslar’a açılma heyecanını da doruk noktada yaşamanın ne anlama geldiğini bir kez daha öğrenmişlerdir.
Melodinin yolu Kafkaslar’a; İran klasik kemençesinin seçkin ismi, albümün Konuk Sanatçısı Arslan Hazreti ile düşmüştür. Arjantin’den Avrupa içlerine, oradan Akdeniz kıyılarına ve Anadolu’ya; çok kimlikliliğin, çok kültürlülüğün önemini vurgulayarak gelen çalışma, Kafkaslar’a da milliyetçi sloganlardan arınarak ulaşmıştır.
Yinon Muallem’in bestelerinin de kulak kirliliğinin önüne geçtiği “Telveten”; estetiği sadece müziğin değil, hayatın merkezine yerleştiren; güzelliği, bedenle sınırlandırmamış, ruha yansıtmış dinleyicilerin dert ortağı, sırdaşı olmak için, cafcafın hükmetmediği vitrinlerde almıştır yerini.
Evrensel Kültür – Sanat
iLGiLi HABERLER / YAZILAR