‘Türk Beşleri’ diye bilinen bestecilerin ‘Türk leşleri’ olarak anılmasına klasik müzikçiler, “Eleştirmek uzmanlara düşer” diye tepki gösterdi
Piyanist Fazıl Say’ın, “Arabesk yavşaklığından utanıyorum” sözleri nedeniyle 2010′u tartışmalarla geçiren klasik müzik camiası, 2011′e de yeni bir tartışmayla girdi. Tartışma, 25 Aralık 2010 akşamı Habertürk televizyonundaki Tarihin Arka Odası programında sunucu Murat Bardakçı’nın, Habetürk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı’nın, çok sesli çağdaş Türk müziğinin öncüsü olan Türk Beşleri için, “Türk leşleri” dediğini hatırlatması üzerine başladı. Altaylı, 1 Ocak’ta gazetede yayımlanan yazısında, söz konusu ifadeyi kullanmadığını söylese de sular durulmadı.
Tepkilerin sona ermemesi üzerine Müzik Eğitimcileri Derneği (MÜZED), önceki gün yazılı bir açıklama yaparak Türk Beşleri’ne yönelik sözleri, düzeysiz bir saldırı olarak niteledi. Açıklamada “Başarılarını bütün dünyanın alkışladığı ve ulusumuzun yüz akı olan Türk Beşleri’ne yapılan bu çirkin saldırıyı kınıyoruz. TV kanalı ve sorumluları hakkında Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) nezdinde gerekli girişimde bulunulmalıdır” ifadeleri yer aldı. Konunun uzmanlarına, tartışma hakkındaki görüşlerini sorduk.
‘Reyting Terbiyesizliği’
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Müdürü Ertuğrul Köse, “Bir devlet kurumu olarak Altaylı ve Bardakçı’yı kınıyoruz. Cumhuriyet’in değerleri olan ve Atatürk’ün desteklediği bu sanatçıları böylesine karalamak akıllara durgunluk verici. Ayrıca ölmüş insanlardan her ne gerekçeyle olursa olsun leş diye bahsetmek ayıptır. Reyting almak için terbiyesizlik yapıyorlar” yorumunu yaptı.
“Böyle eleştiriler yapmak, Murat Bardakçı’nın haddini aşar. Beyefendi kendini tanburi ilan etmiş ama bırakın klasik müzik sanatçılarımızı, Dede Efendi’ye veya Itri’ye bile sahip çıkmıyor” diyen İzmir Devlet Senfoni Orkestrası Şefi İbrahim Yazıcı sözlerini, “Türk Beşlisi’nin eserleri ülkemizde seslendirildiğinden daha çok dünyanın çeşitli ülkelerinde seslendiriliyor. Ahmet Adnan Saygun’un Yunus Emre Oratoryosu başarısız bir eser olsa, Birleşmiş Milletler’in New York’taki merkezinde seslendirilir miydi? Başarısız olsa, Almanlar Saygun’un eserlerinin telif hakkını alır mıydı? Onun eserleri âdeta bir mühendislik dehasının ürünüdür. Ulvi Cemal Erkin’in eserleri, 2. Dünya Savaşı sırasında, Berlin’e bombalar düşerken bile seslendiriliyordu. Diğer yandan bu tür modern eserleri seslendirmek, bir Beethoven senfonisi seslendirmekten daha zordur, daha çok çalışma ve özveri ister. Bu eserlerin çoğunu hâlâ el yazması notalar aracılığıyla seslendiriyor olmamız ise devletin bir ayıbıdır” diye sürdürdü.
‘Cahilce Yorumlar’
Besteciler-Orkestra Şefleri ve Müzikologlar Birliği Derneği Başkanı Muammer Sun da, “Bu tip yorumlar yapan insanlar cahildir. Fatih Altaylı zaten Türk klasik müziği dinlemediğini söylüyor. Murat Bardakçı’nın da dinlediğini sanmıyorum. O halde nasıl oluyor da kendilerinde yorumda bulunma hakkını buluyorlar? Türk Beşleri, Cumhuriyet Türkiyesi’nde boş bir alanı doldurdu. Hem tarihi hem de estetik anlamda büyük önem taşıyorlar. Elbette eleştirilecek yanları da var, ancak onları eleştirmek Fatih Altaylı ve Murat Bardakçı’ya değil, müzik alanında daha bilgili kişilere düşer” yorumunda bulundu.
Artanç SAVAŞ
iLGiLi HABERLER / YAZILAR