16 Şubat 2011

 
Dansçı Gözüyle ‘Siyah Kuğu’

Daha 18 yaşındayken oynadığı ‘Kuğu Gölü’ ile En Genç Başbalerin unvanını alan Aksular, “Film beni her şeyiyle çok etkiledi, hatta sarstı” diyor. “Filmi ve Natalie Portman’ı bir dansçı gözüyle izledim ve çok beğendim.”

Kadıköy’de sabahın delici soğuğunu kıran sıcacık bir sohbet… Gündelik hayatında sıkça tercih ettiğini söylediği siyah renge tepeden tırnağa bürünerek geldiği sohbetimizde yalnızca bir ‘Siyah Kuğu’nun değil, gerçek bir balerinin zarafetini taşıyor Hülya Aksular. İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde 18 yaşında oynadığı “Kuğu Gölü” balesi ile ‘En Genç Başbalerin’ unvanına sahip olan ve bu unvanı uzun yıllar taşıyan Aksular… “Kuğu Gölü” balesinde ‘Siyah’ ve ‘Beyaz’ Kuğu rollerini kapsayan “Kraliçe Kuğu”yu yıllarca başarıyla oynayan Aksular ile Natalie Portman’ı Altın Küre ve İngiliz Film ve TV Sanatları Akademisi ödüllerinde En İyi Kadın Oyuncu seçtiren, Oscar Ödülleri’nde aynı dalda en güçlü aday kılan “Black Swan” (Siyah Kuğu) filmini konuştuk. Yurtdışında gösterime girmesiyle birlikte sinema eleştirmenleri tarafından çok beğenilen, ama dans çevrelerinde tedirginlikle karşılanan film, 17, 19 ve 20 Şubat’ta !f İstanbul AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nde gösterilecek, 25 Şubat’ta ise tüm sinemalarda gösterime giriyor.

Filmi nasıl buldunuz?

Film beni her şeyiyle çok etkiledi, hatta sarstı. Filmi ve Natalie Portman’ı bir dansçı gözüyle izledim ve çok beğendim. Çocukluğumdan beri hep ‘Kuğu Gölü’nün film olmasını istemişimdir, bu yüzden de çok hoşuma gitti, düşlerimi elimle tutmuş oldum. Bale zorlu, disiplinli ve sizi hep rekabet içine salan bir sanattır. Bunların filmde çok abartıldığını düşünmüyorum. Filmde, sanatımızın içinde aslında var olan ama örtmeye çalıştığımız bu tarz noktalara değinilmiş. Bale dünyasında ve sanatın her dalında ‘iyiler’, filmdeki kadar uç noktalarda sorunlar yaşamıyor. Bu sorunları yaşayanların ise bir şeyi kazanmak için sanatta veya yaşamda feda ettiklerinin sınırları yok. Ama herkesin başına bunlar gelmiyor.

Filmde “Mükemmellik sadece kontrol demek değildir” deniliyor, katılıyor musunuz?

Bu doğru bir yaklaşım. Ama mükemmeliğin tohumlarını atabilmek için çok kontrollü olmak lazım. Hem ürettiğiniz işte, sanatta, hem de yaşamda.

Filmde Portman için ‘Kraliçe Kuğu’ rolü kendisiyle bir savaşa dönüşüyor. Bu rol gerçekten sınırları zorlayan bir rol müdür?

Benim ilk klasik, büyük başrolüm ‘Kuğu Gölü’ olduğu ve daha 18’ime girmeden bunu oynadığım için, başlangıcı çok zorluydu benim adıma. Ben ‘Siyah Kuğu’yu daha çok beğeniyordum çünkü daha çok benim kontrolümdeydi, daha sertti. Yıllanmış şarabı nasıl belli bir yaşta bilir, içer ve tadını anlarsanız ‘Beyaz Kuğu’ da öyledir. Gençken çok anlaşılmayan bir roldür. ‘Kuğu Gölü’nün en büyük zorluğu bale sanatının getirdiği tüm zorlu tekniklerin de içinde barınıyor olmasıdır. İki farklı karakter hepimizin içinde olan bir şey olduğundan çok da zorlanmazsınız.

Siz de filme yöneltilen eleştirilerdeki gibi, filmde kullanılan iyilik ve saflık unsurlarını biraz abartılmış buldunuz mu?

Bale sanatçıları çocukken çok büyük bir disiplin içine sokulurlar ve çocukluklarını yaşayamazlar. O yüzden de oyuncaklar, çocukluklarına sığınmadır. Filmde kullanılan unsurlar çocukluğa dönüşü yansıtıyor diye düşünüyorum. Çocuklukla balenin tek bağlantısı, kullanılan somon pembesidir. Yoksa balede çocukluk diye bir şey olmaz.

Hülya Aksular, “Zor herkesi çeker, aşk gibi” diyor ve balenin de bu yüzden çok çekici olduğunu söylüyor. “Bu filmi seyredip çocuklarını baleye vereceklerin olacağını düşünüyorum” diyor, ama çocukların bu filmi tek başlarına seyretmesinden yana değil.

Sibel ÇORBACIOĞLU

iLGiLi HABERLER / YAZILAR