Sahneye dramatik açıdan yoğun bir eser taşıyan Uğur Seyrek, dekorda “Otello’nun dalgası”nın saklı olduğunu söylüyor. Gösteride Otello’nun kendi dalgasıyla birlikte en büyük aşkını ve kendisini nasıl boğduğu çarpıcı bir şekilde sahneye aktarılıyor.
Müzik ve hikâyesi klasik, dansı modern bale ve dekoru yenilikçi… İstanbul Devlet Opera ve Balesi, sezonun ilk yeni bale eseri olarak Willam Shakespeare’in “Otello”sunu çağdaş bir anlayışla sahneye taşıyor. Uğur Seyrek’in koreografisi ve Işık Noyan’ın librettosuyla ilk kez 2008’de İzmir Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenen eser, şimdi de İstanbul’da. Eserin dekorları Adnan Öngün, kostümleri Sevtaç Demirer Ulaş, ışıkları ise H. Oktay Kanca imzası taşıyor.
20 yılı aşkın süredir koreografi çalışmaları yapan ve bu koreografilerde ağırlıklı olarak kadın-erkek ilişkilerini kullanan Uğur Seyrek, uzun yıllar yoğun ve güçlü bir hikâyeyi sahneye taşımak istediği için bunu Otello’yla hayata geçirmiş. Dünyanın pek çok yerinde dansa aktarılan Otello’larda farklı müziklerin kullanıldığını söyleyen Seyrek’in tercihi ise Herbert von Karajan yönetimindeki Berlin Filarmoni Orkestrası’nın Otello Operası kaydı ve Michael Galasso’nun “Aşk Zamanı” film müziği olmuş.
Sahneye dramatik açıdan yoğun bir eser taşıyan Seyrek, sürprizler barındıran dekorda ise “Otello’nun dalgası”nın saklı olduğunu söylüyor: “Otello’nun dalgası’ yükselmiş bir dalga ve çökmek üzere. Bizim yaşamımızda da dalgalar var, bizler bu dalgaları ya atlatırız ya da altında kalırız”. Seyrek, Otello’nun kendi dalgasıyla birlikte en büyük aşkını ve kendisini nasıl boğduğunu, finalde ufak bir değişiklik yaparak, küvette bir ölüm sahnesiyle çarpıcı bir şekilde sahneye aktarıyor.
Eserde “Otello”yu Egemen Kement, Selim Borak, Melih Mertel, Mehmet Nuri Arkan; Otello’nun büyük aşkı “Desdemona”yı ise Deniz Zirek, İlke Kodal, Tülay Yalçınkaya ve Ebru C. Atay dönüşümlü olarak canlandırıyor.
Oyuncuların ‘kutsal’ı sayılan Shakespeare’in bir eserini sahnelemenin zorlu bir hazırlık dönemi gerektirdiğini söyleyen dansçılar, bu eserde “dans ediyormuş gibi değil, yaşıyormuş gibi”. Bir balerin ya da baletin, dansçı kimliğinden sıyrılıp duygularını gündelik hayattaki gibi sahneye aktarmasının zor olduğunu söyleyen Deniz Zirek, bu eserde “film gibi” dans etmeye çalıştıklarını söylüyor. Otello’yu canlandıran Selim Borak içinse bu rolün ayrı bir önemi daha var. 4 yıl önce İDOB tarafından sahnelenen Otello Operası’nda, babası Selçuk Borak’ın Otello rolünden sonra aynı rolde sahneye çıkan sanatçı, büyük bir kıskançlığı sözsüz olarak sahneye aktarabilmek için büyük bir özveriyle çalıştıklarını belirtiyor.
Sibel ÇORBACIOĞLU
iLGiLi HABERLER / YAZILAR