Güzel Helen’den Sosyetik Taşlama

Güzel Helen’den Sosyetik Taşlama

İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin ilk kez sahnelediği 19. yüzyıl opereti Güzel Helen, Troya Savaşı’na neden olan bir ‘kaçırılma’ öyküsünü ve dönemin elit yaşamındaki ahlaki yozlaşmayı hicvediyor.

Ege’nin iki yakasını ateşe veren bir kaçışın öyküsü… Yunan mitolojisine göre, Truva (Troya) Kralı’nın oğlu Paris’in Sparta Kralı Menelaus’un karısı Helen’i kaçırması 10 yıl sürecek Troya savaşını başlatan ilk kıvılcımdı. Meşhur ‘Truva atı’ deyimini dünya literatürüne geçiren bu savaşın arefesinde ise Sparta saraylarında ve sosyetik mahfillerde boş ve yararsız işler dönüyordu. Kadınlar güzellik ve aşk peşinde, erkekler saçma sapan oyunlar, yarışmalar, kahinler ve içkiyle vakit geçirmedeydi.

Türkiye Prömiyeri

Alman asıllı Fransız bestecisi Jacques Offenbach’ın en bilinen operetlerinden biri olan ‘Güzel Helene’ (La Belle Helene) antik işte böylesi bir antik çağ ortamını tüm gülünçlüğüyle hicveden bir eser. İlk kez 17 Aralık 1864’te Paris’teki Theatre des Varietes’de sahnelenen operet, bu kez de İstanbul’da bir ilk olarak geçen hafta sanatseverlerle buluştu. İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin repertuvarına giren Güzel Helen haftasonunda Türkiye prömiyeri yaptı.

Güzel Helen, aslında bir aşk ve kaçırılış öyküsünün etrafında dönemim Paris sosyetesinin gülünç yanlarını ortaya koymakla meşgul; Helen’in şahsında güzellik, moda ve erkek düşkünü kadınlarla şarhoş erkeklerinin gülünç durumları iğneleyici bir dille anlatılıp hicvediliyor. Gerçekte ne aşkına ne de onuruna sahip çıkan erkeklerin, zaman zaman haysiyet krizine tutulmaları tirajikomik bir hal alıyor.

Güzel Helen opereti güçlü, girift kolları olan, yan karakterleriyle zenginleşen bir hikaye olmamasına rağmen, eğlendirici yanıyla izlenmeyi hak ediyor. Başarılı kostüm, dekor ve ışık tasarımlarını da gösterinin artı hanesine yazdıktan sonra, asıl alkışı koroya vermekten yanayım.

Offenbach’ın müzikal –hiciv tarzında yazdığı operetin melodi zenginliği ve her dramatik durumun müzikle ifade ediş biçimi seyircinin dikkatini ayakta tutmayı sağlıyor. Murat Göksu tarafından sahneye konulan eserin orkestra şefliğini Serdar Yalçın, koro şefliğini ise Paolo Villa yapıyor.

Artı ve Eksilerle Helen

“Paris” rolünü oynayan Caner Akın ve Helene’i oynayan Hande Soner Ürben ile Menelaos rolündeki Çağrı Köktekin’in başarılı yorumlarının yanına, Agamemnon rolündeki Kevork Tavityan’ı da eklemek gerekiyor.

Öte yandan, eserin doğasına uygun olarak, Güzel Helen’i serbest çağrışımlı bir yorumla sahneledi Devlet Opera Balesi. Ancak, birinci perdenin hemen başında, güya, sahne arkasındaymışçasına, yönetmenin oyunculara verdiği son taktiklerin seyirciye gösterilmesi kurgusu tam oturmamışlık duygusu uyandırıyor. Bu bölümün daha dikkatli ve özenli çalışılması gerekiyor. Bir yerde de suflörün yanlışlıkla sahneye girişi esprisi yersiz kalıyor.

Helen karakterinin ‘komik bir unsur’ olarak kullandığı şive ise pek çok sözcüğün anlaşılmasını engelliyor. Bu sorunların giderilmesi halinde Güzel Helen daha da güzelleşebilir. Gösteri bu akşam ve 19-21-22 Nisan ile 19-20, 23-24 ve 26-27 Mayıs’ta yeniden sahnelenecek.

FacebookTwitterGoogle GmailYahoo Mail

İlgili Haber / Yazı